İnsana Adanmış Hayatlar: Rahibe Mother Teresa
Ali İzzet Keçeci

Ali İzzet Keçeci

Atinalı Solon

İnsana Adanmış Hayatlar: Rahibe Mother Teresa

Tüm dünyada yardımseverliği ile bilinen, her şeyi karşılıksız sadece “Tanrı” rızası için yapan ve Üsküp sokaklarında başlayıp, Kaltüta’da sona eren 87 yıllık yaşamını tüm insanlara adayan Rahibe (Mother) Teresa…

Yer: Dinlerin, dillerin ve etnik unsurların kenti Üsküp, Tarih; 1910 yılının 26 Ağustos’u. Ulah bir baba ile Arnavut bir annenin doğan üçüncü çocuğu. Adını Arnavutça olarak; “Anjezë Gonxhe Bojaxhi” koyarlar yani “Agnes Gonca Boyacı”. Osmanlı kent ve yaşam kültürünün yüzlerce yıldır içine işlediği bir kentte doğan Agnes Gonca, Üsküp sokaklarında başladığı yaşamının neredeyse bütün dünyayı dolaşarak ve bütün insanlara yardım ederek geçeceğini tabiî ki bilemezdi.

 

On yedi yaşına geldiğinde, Tanrı’nın ışığını herkese anlatmak ve yardım faaliyetlerinde bulunmak üzere o dönemde çok popüler olan bir misyoner grubuna “Loretto Hemşireleri”ne katıldı. İrlanda orijinli olan bu örgüt, Hindistan merkezli olarak faaliyetlerde bulunuyordu, aralarına yeni katılan bu genç rahibe adayına “Teresa” adını verenler de onlardır. Teresa’nın bu gruba katılmasına yol açan olay kendi anlatımı ile ilahi bir olaydı ve aldığı ilahi bir ışık sayesinde bu yola çıkmıştı.

 
 Rahibe Teresa evi

 

Mother[1] Teresa, Hindistan’ın Kalküta kentinde St. Marys Lisesinde coğrafya ve temel Hristiyanlık ilimleri üzerine dersler vermeye başlar ve bir süre sonra aynı liseye müdür olarak atanır. Ancak bir süre sonra yakalandığı verem hastalığı onun bu işi devam ettirmesine engel olur ve Mother Teresa “Darjeeling” kentine dinlemek için gönderilir. Bu kente yaptığı tren seyahati esnasında Teresa ikinci ilahi mesajı alır ve artık yapması gereken şeyin kendi ifadesi ile “Hemşire Okulunu bırakmak ve yoksullarla birlikte çalışmak, onların arasında yasamak olduğuna” karar verir. Ona göre bu bir ilahi emirdi, üstelik kendisine iletilen ilahi bir emir.

 

Vatikan[2]’ın da onayı ile okuldan ayrıldı ve 1950 yılında bir grup eski öğrencisi ve destekçi ile Kalküta Hayirsever Misyonerler Cemaati’ni kurdu. Teresa bu cemaati kurmadan önce de, evsizler, kimsesizler, ölümcül hastalığı bulunanlar gibi kişilere yardım etmeye başlamıştı. Nitekim temel sağlık eğitimi alıp hastalara evlerinde baktığı bilinen bir yönüydü.

 

 

İlerleyen yıllarda dünyanın dört bir yanında açmaya başladığı sağlık evleri ile adını duyuran Mother Teresa; AIDS, ölümcül pek çok hastalık, kimsesizler, evsizler, terk edilmiş kadınlar ve bebekler gibi pek çok kişiye bu sağlık ve sığınma mekanların da yardımcı olmuştu, o ve onun yolunu takip edenler hiçbir din, dil ve millet ayırt etmeden bu yardımı herkese bulundukları her ülkede sağlamıştı.

 

Rahibe Teresa’nın, hayat kadınları, uyuşturucu bağımlıları, tecavüz mağdurları ve bebekleri gibi üzerine eğildiği pek konu bulunmaktaydı, öyle ki sağlık ve yardım evleri bu gibi kişilerinde bakıldığı ve iyileştirildiği yerlerdi.

 

Mother Teresa’nın bu gayretleri karşılıksız kalmamış kendisi pek çok  ödüle layık görülmüştür. Öyle ki; Papa XXIII. John Baris Ödülü ve 1979 Nobel Baris Ödülü bunların en bilinenleridir. Bu ödüller ekinde aldığı tüm para ödüllerini yine sağlık evlerine ve kimsesizlere bağışlayan Teresa, örnek davranışlarına bir yenisini daha eklemişti ve tüm hayatını insanlara yani “İnsan”a adadığını bir kere daha göstermişti.

 

Rahibe Teresa’nın sözleri de en az eylemleri kadar etkili ve keskindi öyle ki;“Eğer diğer insanları yargılıyorsanız, onları sevmeye vaktiniz yoktur.” sözü insana verdiği değerin en belirgin örneğiydi.

 

Dini ve etnik kökeni üzerine çok tartışmalar yaşandı ve bazı kesimler onu kendilerinden göstermek için yarışa girişti o bu konuda yaptığı açıklamalarda; Bunların bir önemi olmadığını ve insan olmanın esas olduğunu, farklı dinlerden milletlerden kökenlerden olsa da muhtaçlara yardım etmek gerektiğini söylemiştir.

 

Yoğun ve yorucu geçen ancak “İnsan”a adanan bu sebeple hiçte boş geçmeyen 87 yılın ardından, Osmanlı Üsküp’ünün “Agnes Gonca”sı, dünyanın Rahibe Teresa Annesi gözlerini hayata yumdu.

 

Başta Vatikan olmak üzere tüm dünyada büyük bir matem içinde duyulan bu haber ona gönül veren ve onun açtığı yolda yani “Barış, Sevgi, Kardeşlik ve Yardımseverlik” yolunda ilerleyen kişiler tarafından büyük bir üzüntü ile karşılandı.

 

Ancak şu bilinen bir gerçekti ki ne sonradan Azize ilan edilmesi ne de cenaze töreninin tüm dünyanın gözü önünde büyük törenlerle yapılması onun umrunda değildi, onun umrunda olan sadece ve sadece “İnsan”dı.

 

Eğer bizler gibi yolunuz Üsküp’e düşerse mutlaka onun doğduğu eve gidin ve yaşadığı sokağı, o günleri onun eşyalarını görün ama lütfen sadece bunları görmekle kalmayın, onun hayatını adadığı davaya yani “İnsan”a dair izleri de görün, emin olun evin her köşesinde insana adanmış bir hayatın izlerini göreceksiniz.

 

Onun sözleri ile son vermek sanırım doğru olacaktır. Mother Teresa bir sözünde; “ Ne zaman fakir bir insan ölse, bunun nedeni umursamayan bir tanrı değildir. Bunun nedeni onlara gerekeni vermeyen ben ya da sizsiniz.”demektedir.

 

Yeniden sonsuz barışa, yeniden sonsuz mutluluğa. Sende mutlu uyu Rahibe Mother Teresa…

 

 

 
 

[1] İngilizce’de anne anlamına gelmekte olup, rahibelere verilen unvanlardandır ancak bu unvanla anılan en ünlü kişi Rahibe Teresa’dır.

[2] Katolik Hristiyan dünyasının en büyük makamı olup, Papa başta olmak üzere pek çok Katolik din büyüğünün yaşadığı siyasi ve dini devletçik. Roma kenti içerisinde yer alır.

Son Yazılar