Görünmeyen Üniversite
Oğuz Çetinoğlu

Oğuz Çetinoğlu

Kitâbiyat

Görünmeyen Üniversite

Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan, birinci baskısı 1989 yılında Seha Neşriyat, 7. Baskısı 2011 yılında İz Yayıncılık tarafından yapılan ‘Görünmeyen Üniversite’ isimli kitabında; 13 Kasım 1980 tarihinde ebedî âleme intikal eden Mehmet Zâhit Kotku Hocaefendi’nin etrafında oluşan sevgi ortamından izlenimler sunuyor. Kitabın satırları arasında insanı, ruh ve gönül zenginliğine kavuşturarak iç olgunluğa eriştiren yol haritalarını bulmak mümkündür.

İnsanların bedenî ve zihnî güçlerinin bir sınırı olmasına rağmen, arzuların sınırı yoktur. İnsanların gözünü ve gönlünü doyurmadan sınırsız olan istekleri karşılamak mümkün değildir. Tatmin olmayan insanlar ise mutlu ve huzurlu olamazlar.

Yol haritalarının birincisinde şu târif veriliyor:

Yalnızca inananlar ve inandığına içtenlikle bağlananlar, sonu gelmez arzu ve isteklerin estirdiği fırtınadan yara almadan kurtulabilir. İnsanları eşi görülmedik bir biçimde güçlü ve diri kılan kaynak, sevgiyle bağlanmaktır.  Kim ki, Allah dışında geçici güçlere bağlanıyorsa, er veya geç büyük bir boşluğa düşecektir.’

Yetmiş iki millete bir gözle bakabilen Hocaefendi’nin rahle-i tedrisinden feyz alanlar, hayatlarını bütün yönleriyle İslam’ın çok boyutlu değerleri ile donatmışlardır. Turgut Özal, Fethi Gemuhluoğlu, Sezai Karakoç, Câhit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören, Esat Coşan, Erdem Beyazıt ve Ersin Nazif Gürdoğan, kitaba adını veren Görünneyen Üniversite’nin müdâvimleridir.

Yazar sâdece Görünmeyen Üniversite’de öğrendiklerini okuyucuya yansıtmakla yetinmiyor. Öğrendiklerinin tedâi ettirdiği derin düşünceler, sayfalar ilerledikçe, okuyucuyu da o üniversiteye devam etmiş gibi gönül zenginliğine kavuşturuyor. 

Gönül zengini insan; ‘bulunca dağıtan, bulamayınca şükredendir.’ Bu tevekkül onları, tüketim tutkusundan üretim coşkusuna yükseltir.  Yapılan iş, insana yatırımdır. İnsana yapılan yatırım ise, mükemmel geleceği inşa eder. Böylece insan öğrenmeyi öğrenir. Öğrenen insan, iki gününü birbirinden farklı kılabilen insandır. Öğrenen insan, sınırlı kaynaklarla, nefsinin sınırsız isteklerini karşılayabilir.

Türkiye, toplu iğne bile yapamazken, F-16 uçaklarını imalatını gerçekleştirecek konuma erişmesinin ardında yine Koktu Hocaefendi vardır. O, ‘bir lokma – bir hırka’ felsefesini tarihe gömmüş, çevresindeki insanları üretkenliğe yönlendirerek, ‘bin lokma – çok urba’ için ufuk açmıştır.   

Tefekkür ve tasavvuf… insanı kemâle erdiren iki altın anahtardır. Tefekkür, ‘dünyaya niçin geldik’ sorusuna cevaplandırır; tasavvuf, insanı üretime yönlendirir.

Türkler İslamiyet’le şereflenmeyi tasavvuf aracılığıyla öğrendiler. Uluğ Türkistan’da Moğol, Çin ve Rus; Anadolu’da, Balkanlarda ve Kuzey Afrika’da insanlar, haçlı saldırılarına sabırla direnmeyi de tasavvuf yoluyla öğrenmişlerdir.

Avrupa’da; İstanbul’dan sonra en çok Müslüman barındıran şehir, Paris’tir. Bu olgu da tasavvufun ürünüdür.

İnsanlık tarihinin en zâlim insanlarının Moğollar olduğu söylenir. Cengiz Han’ın torunu olan Hülagü Han’ın oğlu Gazan Han, tasavvufun sihirli ikliminden geçerek Müslüman olmuş ve insanlara zulmetmekten uzaklaşmıştır. Hocası, ümmî bir velî olan Saadeddin Hamavi’dir. O bir mutasavvıftır.

Prof. Gürdoğan; Hocaefendi’nin sohbetlerinin, dualarının imbikten geçmiş ürünlerini okuyucuya sunarken, o ürünlerin kaynağından da örnekler veriyor.

O sohbetlerden tadımlık satırlar:

*Kâinatta her şey insana hizmet ediyor. İnsanın da insana hizmet etmesi gerekir.

*Her kötülüğün başı nefistir. Nefsi kırmak gerekir.

*Bedenî hastalıkların tedâvisi için milyarlarca lira harcıyoruz da gönlümüzün ve ruhumuzun tedâvisini ihmal ediyoruz.

*Günümüzde bilinen hastalıkların en kötüsü kanserdir. Ancak günahların en küçüğü bile kansere yakalanmaktan daha kötüdür. Kanserden, vebadan ve koleradan nasıl korkup kaçıyorsak, günahlardan da öyle korkup kaçmalıyız.

*İnsan, başkalarının kusurlarıyla meşgul olursa, kendisine faydalı olacak bilgi ve alışkanlıkları kazanmaya vakit bulamaz.

*Kibir ve gurur, cümle geçimsizliklerin ve kötülüklerin kaynağıdır. Sertlik, sabırsızlık ve ne kadar ülfetsizlik alameti varsa, bunlardan doğar.

*İlahî kudret, her türlü kanunun üzerindedir. Bu yüzden bıçak kesici olduğu halde, Hz. İsmail’i kesmedi. Ateş, yakıcı olduğu halde Hz. İbrahim’i yakmadı. Su, boğucu olduğu halde Hz. Musa’yı boğmadı.

Ve Prof. Dr. Gürdoğan’ın Hocaefendi hakkındaki değerlendirmeleri:

Hocaefendi, gayret ve coşku dolu uzunca bir ömür sürdü. Öyle bereketli bir ömür ki, etrafında onbinlerce kişi sessizce halkalandı ve karşılık beklemeden hizmet etmesini öğrendi. Yine onbinlerce kişi, gönlünün derinliklerinde sevmenin nefret etmekten, vermenin, hem de karşılıksız vermenin, istemekten daha güzel olduğunun bilincine erdi.

O, konuşurken öz ve kısa konuşurdu. Konuşmalarını hiç uzatmazdı, konuşurken cami ile birlikte geniş avlu bütünüyle dolardı. Avluda biriken yüzlerce kişi, O’nun yol gösterici, insanın içini ısıtan, gönlünü genişleten ve ruhunu arıtan konuşmalarını çıt çıkarmadan dinlerdi.

Aşk ve coşku saçan yumuşak sesi, her tarafı doldururdu. Sözlerindeki parıltı, içten ve coşkuyla yaptığı dualar, acılarla, çirkinliklerle dolu, doymak bilmez arzularla karartılan dünyanın, umut ışığı olurlardı.’

  İnsanların hayatını değiştiren kitaplardan söz edilir. Abartılı ve iddialı bir sözdür. 13,5 X 21 santim ölçülerinde, 128 sayfalık ‘Görünmeyen Üniversite’ isimli kitap, okuyucusunun hayata bakış açısını değiştirecektir.

İZ YAYINCILIK:

Çatalçeşme Sokağı Nu: 27/2 Cağaloğlu 34110 Eminönü, İstanbul. Telefon: 0.212-520 72 10

Belgegeçer: 0.212-511 57 91 e-posta: bilgi@iz.com.tr  //  www.iz.com.tr 

Prof. Dr. NAZİF GÜRDOĞAN:

Eskişehir'de 1945 yılında doğdu. Üniversite eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği alanında yaptı. İşletme İktisadı Enstitüsü'nün uzmanlık programını 1968 yılında tamamladı. Devlet Planlama Teşkilatında 1972'ye kadar uzman olarak çalıştı. Bu arada bir yıl İngiltere'de incelemelerde bulundu. Erzurum Atatürk Üniversitesinde akademik çalışmalara 1972'de başladı. Doktora çalışmasını 1975'te tamamlayan Gürdoğan 1987'de doçent, 1994'te profesör oldu.

     Değişik üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. Özel ve kamu kuruluşunda üst düzey yönetici olarak çalıştı. Mavera Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Evli ve üç çocuk sahibidir.

     İşletmelerle bağlarını koparmadan, Maltepe Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine ve çeşitli basın yayın organlarında köşe yazarlığına devam etmektedir.

Gürdoğan'ın yayınlanmış kitapları:

1-Üretim Planlamasında Doğrusal Programlama: SBF Yayını. (Ankara 1981), 2-Proje Değerlendirme Yöntemleri: DPT Yayım. (Ankara 1987), 3-Hicazdan Endülüs'e: İkinci Baskı, İz Yayıncılık (İstanbul 1993), 4-Teknolojinin Ötesi: 1985 Yazarlar Birliği Fikir Ödülü. Üçüncü Baskı. İz Yayıncılık. (İstanbul 2003), 5-Kültür ve Sanayileşme / Konuşmalar: İz Yayıncılık. (İstanbul 2003), 6- İşletmelerde Yatırım Yönetimi: MÜSİAD Yayını (İstanbul 2004), 7- Kirlenmenin Boyutları: Üçüncü Baskı. İz Yayıncılık. (İstanbul 2006), 8- New York'tan Los Angeles'a Yeni Roma: İkinci Baskı. İz Yayıncılık. (İstanbul, 2006), 9- Günler Akarken Çağın Ritmini Yakalamak: İkinci Baskı, İz Yayıncılık. İstanbul 2006), 10- Görünmeyen Üniversite: Altıncı Baskı. İz Yayıncılık. (İstanbul 2008), 11- Zamanı Aşan Şehirler: 1994 Yazarlar Birliği Gezi Ödülü. Üçüncü Baskı. İz Yayıncılık. (İstanbul, 2008). 12- Girişimcilik ve Girişim Kültürü: Genişletilmiş İkinci Baskı. İGİAD İktisadî Girişim ve İş Ahlakı derneği. (İstanbul, 2008)

MEHMET ZAHİT KOTKU:

Son dönemin önemli din âlimlerinden Mehmet Zâhid Kotku  (ks), Bursa’da, 1897 yılında dünyaya geldi. 83 yaşında iken 13 Kasım 1980 tarihinde İstanbul’da vefat etti.  Kabri, İstanbul’da Süleymaniye Camii haziresindedir.

Hayatını irşad ve tebliğ hizmetlerine adamış, fikirleriyle İslam dâvâsına büyük katkılar sağlamıştır. 

Kafkasya kökenli bir ailenin ferdidir. Ailesi 1879’da Bursa’ya göç etmişti. Kotku Hoca Efendi askerliğini Birinci Dünya Savaşı döneminde Osmanlı ordusunda yaptıktan sonra İstanbul’a geldi. Dağıstanlı Şeyh Ömer Ziyaeddin Efendi’nin öğrencisi oldu. İcazet aldı. Babasının vefatı üzerine Bursa’ya gitti ve burada 23 yıl imam ve vaiz olarak görev yaptı. Tekrar İstanbul’a döndü, Beyazıt, Fatih ve Ayasofya camilerinde cami imamlığı, vaizlik ve medreselerde hocalık yaptı.

Son görev yeri Fatih Semtindeki İskenderpaşa Camii idi. Burada geniş bir çevre edindi.  Hizmetleri ile ebedî âleme intikal ettikten sonra da hatırlanacak bir dönem geçirdi.

Türkiye’nin manevi dinamiklerinden biri olan Kotku Hocaefendi, aynı zaman da Türkiye’de bir döneme damgasını vuran bir neslin yetişmesine de önayak oldu. Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve Turgut Özal yakın çevresinde bulunan isimlerin başında gelir. Müslümanların içine kapanık olmamasını, teşkilatlanmasını ve hattâ bir siyasî parti kurmalarını tavsiye ediyordu..

Yayınlanmış Eserleri:

1- Tasavvufî Ahlâk: Seha Neşriyat 1989 2- Duâ Mecmuası: Vefa Yayıncılık, 1990 3- Cennet Yolları: Server İletişim, 1990 4- Müminlere Vaazlar 2 Cilt): Seha Neşriyat 1991.   

Rahmetullah-i aleyh Mehmet Zâhid Koktu Hazretleri, Avustralya’da trafik kazasında vefât eden İlahiyatçı Prof. Dr. M. Es’ad Coşan Hoca Efendi’nin kayın pederidir.

 

Son Yazılar