Korona günlerinde edebiyat: Salgın Arjantin edebiyatını nasıl etkiledi?

Mürekkep Söyleşiler’de bu hafta Agustina Bazterrica ile salgın sürecinin Arjantin edebiyatına yansımasını konuştuk.

Reklam
Korona günlerinde edebiyat: Salgın Arjantin edebiyatını nasıl etkiledi?
22 Mayıs 2021 - 18:15
Röportaj: Yusuf Çifci
Çeviri: Buhra Özçiçek Denizhan


Türkiye ve dünyanın geri kalanı bir yılı aşkın süredir evlerde. Diziler, filmler, kitaplar en büyük kurtarıcımız olmuş durumda. Özellikle kitaplara eskisinden daha da çok bağlanmış durumdayız. Bunu Türkiye Yayıncılar Birliğinin yayınlamış olduğu istatistikler de doğruluyor. Kitap satış oranlarında ciddi bir artış söz konusu.

Türkiye’de böyle… Peki, ya dünyanın geri kalanında durum nasıl? Çağdaş yazarlar şu sıralar nelerle ilgileniyor? Korona günlerinde hangi ülkede neler okunuyor?

Bu seride Suriye, Norveç, Fransa, ABD, Arjantin, Avustralya’dan altı yazara günümüz çağdaş edebiyatını soracağız. Bu beş yazar aynı zamanda bu yıl “Bulutlar Üstünde Edebiyat” temasıyla gerçekleşecek İTEF’in 2021 edisyonunun da konuk yazarları.
Röportaj serimizde yeni durağımız Arjantin. Konuğumuz ise Türkiyeli okurların da tanıdığı Arjantinli yazar Agustina Bazterrica.

Seda Ersavcı’nın çevirisiyle Çınar Yayınları’ndan çıkan “Leziz Kadavralar” kitabının yazarı Agustina Bazterrica, son dönemin en acımasız ve bir o kadar da dokunaklı distopyasını yazarak, var olan besin zincirine farklı bir bakış açısı sunuyor.

Mürekkep Söyleşiler’de bu hafta Agustina Bazterrica ile salgın sürecinin Arjantin edebiyatına yansımasını konuştuk.


Yazarlık anlamında baktığımızda salgın sürecini nasıl değerlendirdiniz?

Covid-19’da yeni hiçbir şey yok. İnsanlık tarihindeki birçok salgın gibi (kara ölüm, İspanyol gribi) bunda da durum mantıksız gözükmüyor çünkü zaten diğer yazarlar bizi bu konuda uyarmışlardı. Suç ve Ceza’nın son bölümünde Raskolnikov, Asya'da doğan bir virüsün Avrupa'yı işgal ettiğini ve birçok insanı etkilediğini söylüyor ancak bu virüsün düşüncesi ve iradesi de var. Bu 1866'da Dostoyevski tarafından yazıldı. Öte yandan virüsün bizi nasıl etkilediğini düşündüğümde, virüsün ayrımcılık yapmadığını söyleyen Judith Butler'a katılıyorum. Bize eşit davrandığını, bizi hasta etme, yakın birini kaybetme ve tehditle yakın bir dünyada yaşama riskine eşit derece tuttuğunu söyleyebiliriz. Virüs bizlere insan topluluklarının eşit derecede kırılgan olduğunu gösteriyor. Ama bu virüs sayesinde aynı türe ait karşılıklı bir aidiyet bilinci, sosyal bir kaynaşma ve kültürlerarası dayanışma oluştuğuna da inanıyorum.


Kişisel olarak pandemi sebebiyle korkuyla titrememeye çalışıyorum, herhangi bir endişe verici haberden etkilenmeden olup bitenlere çok dikkat ediyorum. Sonuç olarak tatminkâr olmaya çalışıyorum çünkü bu uzun kapanma sürecinde materyal ve mental olarak tüm kaynaklara sahibim. Bir anlamda, çalışmaya devam eden birçok insan zor zamanlar yaşarken öğretmek ve yazmak bir ayrıcalıktır.

Üretim olarak salgını sürecini fırsata çevirmek mümkün mü?

İlk başta belirsizlikle tabii ki kıyamete yakın olup olmadığımızı bilmeden konsantre olmak çok zordu. Ama aylarca yazabildim. Üç tane roman oluşturmaya başlama fikrine dair büyük bir fikir akışım oldu. Şimdi özellikle birine konsantre oluyorum. Diğer ikisi bekliyor, onlara da döneceğim.

Türkiye’de eve kapandığımız şu günlerde okuma oranı nispeten artmış durumda. Arjantin’de durum nasıl?

Arjantin'de çok iyi okurlar var ama ekonomi çok istikrarsız, bu sebepten de insanlar pandeminin başlarında aşırı tüketime yöneldiler çünkü çok zor ekonomik durumlar yaşadık, ancak aylar sonra kitap satışlarında yükseliş oldu. Ben de fark ettim çünkü genellikle okullarda konuşuyorum ve salgının ilk aylarında muazzam bir sessizlik vardı; tabii ki onlar da bu yeni durumla ne yapacaklarını düşünüyorlardı. Bana göre her şey düzeldiğinde, Zoom üzerinden kitaplarımı okuyan okurların okullarıyla  görüştüm. Bu bana her şeyin normale ve daha fazlasına döndüğüne dair ipucu verdi çünkü öğretmenler bana kitap okumanın birçok öğrencinin pandemiyle başa çıkmasına yardımcı olduğunu söyledi.

“ARJANTİNLİLER HARİKA OKUYUCUDURLAR”

Arjantinli okurlar en çok hangi türleri okumayı seviyor?

Benim şehrim Buenos Aires, dünyanın en çok kitapçıya sahip şehirlerinden biri. Arjantinliler harika okuyuculardır. Genç yazarları yayınlayan pek çok bağımsız yayıncı var. Pandemiden önce, yerleşik veya bilinmeyen yeni veya yayınlanmış yazarların üretimlerini tekrar tekrar okudukları birçok okuma hareketi dönemi vardı (Bu hareketlerden birini ben organize ettim). Buenos Aires, dünya edebiyatını okuyan çok sayıda talepkâr okuyucunun yanı sıra yerel yazarların da bulunduğu devasa bir kültürel yaşama sahiptir. Yazar ve okuyucu olarak yaşamak için harika bir ülke.

Türkiye’de Orhan Pamuk Veba Geceleri isimli bir romanı geçtiğimiz günlerde okurla buluşturdu. Bu roman önceki yüzyıllarda görülen veba salgınını anlatıyor. Sizce Covid – 19’un edebiyata bir yansıması olacak mı?

Bu pandemi farklı şekillerde imajine edildi.  José Saramago'nun Körlük eseri ya da Camus'un Veba'sı ya da Epidemi ve Salgın filmleri bana konuya özgün bir bakışla yeni kurgular yaratmanın zor olacağını düşündürüyor. Ancak Arjantin'de harika yazarlar var ve pandeminin kronik kitaplarını içeren mükemmel antolojiler zaten yayınlanmış durumda. Şüphesiz ki pandemi şu anda yazılan eserlerde analiz edilerek, kurgulanarak yansıtılacak.

Arjantin’de böylesi salgın süreçlerini ele alan yapıtlar var mı?

Şu anda salgın hakkında yazılan kitaplar hakkında bilgi sahibi olmak çok için çok erken. Evet, kısa hikâyeler var ama salgının içinde olduğum için hala bu eserlerin daha sonra gün yüzüne çıkacağını hayal ediyorum.

Türkiye edebiyatını takip ediyor musunuz? Takip ediyorsanız kimleri okuyorsunuz?

Şu an için salgının bizden aldığı şeylerden biri de kitap festivallerine seyahat etme ihtimali. Özellikle bunu çok özledim çünkü seyahatler ülkelerden yazarlarla buluşma fırsatı veriyordu; kitaplarını satın alma, okuyabilme gibi imkânlar sunuyordu. Umarım yakında yeniden böyle olabilirim.

Neyse, Türk edebiyatından Orhan Pamuk'un Kar kitabını okudum ve geçenlerde de bir romanda tasavvuf şairi Mevlânâ Celalettin Rumi'den bir alıntı yaptım, çünkü Sufizim hakkında çok fazla şey okuyorum. Birçok Türk filmi ve dizisi de izledim. Rise Of Empires: Ottoman, Bir Tutam Baharat, Fetih 1453 filmlerinin altını çizebilirim ve Dabbe 5 Zehr-i Cin korku filmini de gerçekten çok beğendim.

www.murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum