Nihat Mugil: Müzik toplumu şekillendirebilen bir şey

Nihat Mugil: Müzik toplumu şekillendirebilen bir şey

'Dargın Mahkum' ile güzel bir çıkış yakalayan Nihat Mugil ile 'İyilik Melezi' ifadesini, müzik geçmişini, yarışma serüvenini, son parçasını ve bundan sonraki kariyer hedeflerini konuştuk.

11 Ekim 2018 - 21:35

Röportaj: Elif Soykan

Herkes onu O Ses Türkiye isimli müzik yarışmasında tanıdı. Son çıkardığı teklisi 'Dargın Mahkum' ile güzel bir çıkış yakalayan Nihat Mugil ile 'İyilik Melezi' ifadesini, müzik geçmişini, yarışma serüvenini, son parçasını ve bundan sonraki kariyer hedeflerini konuştuk.

Öncelikle sizi sizden dinleyelim. Nihat Mugil kimdir? Müzikle ilişkiniz nasıl başladı?

1980 Antakya doğumluyum. Müzisyenlerin olduğu bir ailede doğdum. O yüzden müziğe aşina bir şekilde yetiştim. Çocukluğumdan beri şarkılar, türküler içindeydim. Bizim oralarda çok sıkı dinleyiciler de oluyor hem de bu işi yapmaya çalışan insanlar da oluyor. Bu nedenle müziğin içine doğdum desem yalan olmaz.

Onun dışında çocukluk yaşlarımdan beri müzisyenlik yapan akrabamlarımla, yakınlarımla müzik yaptıkları yerlere katılarak iş boyutunu da öğrendim. Çekirdekten yetişmeyiz. Ortaokulda, lisede daha çok müsamere boyutunda işlerimiz oldu. İşin daha çok sahne boyutuna üniversite yıllarında başladım. Müzikle ilgili bir bölüm okumadım. Jeoloji mühendisiyim. Üniversitede müzik bölümünden çıkmıyordum. Çok değerli bir hocam vardı Ali Alizade. Onunla eğitim sürecine girdim. Madem müzik yapacağız işin teoriğini öğrenmek gerekiyor; burada temel müzik eğitimi, şan, orkestra, solfej ve armoniye kadar bir eğitim aldım. Mezun olduktan sonra da kendim üzerine bir şeyler katmaya çalıştım hala da çalışıyorum. Çeşitli mekanlarda çalışıyordum. Mühendislik de yaptım ama her zaman müzik daha ağır basıyordu. kötü bir mühendis değildim ama müzik hayatımın öncülü olduğundan dolayı arta kalan zamanlarımda jeoloji mühendisliği yaptım.

Melez grubundan bahsedelim biraz... Grup nasıl kuruldu? Ne tür müzikler yaptınız?

2008 yılında Antakya'da alternatif rock grubu Melez'i kurduk. Orada da sahneler alıyordum. Melez grubundaki üyeler Antakya'nın melezliğini de yansıtıyor. Gruptaki herkes farklı bir kültürden geliyordu o yüzden güzel bir ekibimiz vardı. Davulcumuz Rum asıllı Hristiyandı. Basçımız Diyarbakırlı. Ben Arabım. Kendi doğalında gelişen bir iş oldu. Yaptığımız müzik de öyleydi. Benim sesim tam bir rock ve batı formuna uygun değildi, melez bir sesti. Yaptığımız iş de öyle olunca grubun ismini Melez koyduk. Sonra İstanbul'a geldik, bir albüm çıkardık. Albümde alternatif müziğe uyarladığımız iki Arapça şarkı da vardı. Uyarlamaları seviyoruz. Uyarlamaları bir gelenek halinde yürütmeye çalışıyoruz.

O Ses Türkiye serüveniniz nasıl başladı? Bu süreçte neler hissettiniz? Beklentileriniz nelerdi? Sizde karşılık bulabildi mi?

Yakınlarımın sürekli 'ağabey neden yarışmaya katılmıyorsun, sesin çok güzel' dedikleri oluyordu. Tabi, bizim yaptığımız iş gereği çok da yarışmayı istediğimiz bir durum yoktu. Melez başarılı bir proje ama şanslı bir proje olsaydı, en azından festivallere çıkabilecek kadar kendimizi tanıtabilseydik... Albüm sürecinde PR her şeyden önemli. Üretim bir şekilde yapılıyor ama tanıtamıyorsanız bir anlamı olmuyor. Zaten yaptığınız işi pazarlayamıyorsanız sıkıntı oluyor. Zaten işin sizi maddi-manevi yoracak süreci burada başlıyor. Ben ara da verdim İstanbul'a. Antakya'ya geçtim. Gitaristim burada kaldı. O süreçte çeşitli yerlerde sahne alırken 'madem herkes katıl diyor ben de bir şansımı deneyeyim' dedim. Video gönderdim, ertesi gün döndüler. Hemen gittik. sonraki gün jüri karşısına çıktım. Üç jüri üyesini döndürdüm. Süreç başladı. İkinci tur, üçüncü tur derken... Yarışma sadece sesle algılanmıyor. Magazinel şeyler de oluyor.

Milyonlarca liralık bir yatırım var. Bunu satmak zorundasınız. Sadece bir ses yarışması değil. İşin magazinel boyutu olmayınca o işi satamazsınız. İşin televizyon boyutu olmaz. Öyle olmasa biz de katılmazdık. Elde ettiğimiz sonuç bana göre çok güzel bir başarı. Başarısız da olabilirdim. Hiç kimseyi döndüremeden gitti de denebilirdi. Oradaki heyecana karşı gelebilmek de çok önemli. Ne kadar tecrübeli de olsanız başarısız olabilirsiniz. Daha erken elenen arkadaşların çok başarısız olduğunu saymamak gerekiyor. Ama sonlara kalanlar da başarılı insanlar. Sona kalanların hepsi de başarılıydı. İşi magazinle yürütmeye kalkışan arkadaşlar birkaç tur gidebilir ama iş gerçekten kaliteye gelince oraya kadar götüremiyorlar. Yarı finale gerçekten başarılı sesler kalıyor.

"ANA AKIMDA FANTEZİ POPUN ÇOK BASKIN BİR ETKİSİ VAR"

Dünyada müzik nereye gidiyor? Sizin müziğiniz nasıl tanımlanabilir? Yaptığınız işle vermek istediğiniz mesajlar var mı?

Pop dediğimiz şey halkın genel olarak dinlediği müzik. Dünyanın gidişatına göre bu trendler de değişiyor. 90'ların başında thrash metal dünyayı kasıp kavururken artık R&B gibi müzikler daha çok dikkat çekiyor. Hatta Amerika tekelinden çıkıyor, bakıyorsunuz Kore grupları dünya genelinde stadyum dolduruyor. Türkiye'de de bu algı değişiyor. Dijital platformda olanaklar fazla. Ana akımın size dayattığı dışında şeyler görebiliyorsunuz. Gençler daha çok kendi seçtiği konusunda daha nokta atışı yapabiliyor. Bizim dönemde müziğe belli bir ilgimiz olduğu için yeni grupları araştırıyorduk. CD'lere kopyalıyorduk. Şimdi her şey önünüze geliyor. Bu yönden pop müzik algısı bunun içine rap'i de koymak gerekir. Sonuçta popüler bir iş. Belirli bir popülasyona hitap ettiğiniz popüler bir iş yapmış oluyorsunuz. Bizim ana akımın dayattığı fantezi popun dışında bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Fantezi popun çok baskın bir etkisi var. Bunun dışında yapılan işler ana akımda yer alamıyor. Ana akımda yer alan işler de zamanla ana akım oluyor ve rengini kaybedebiliyor zamanla. Türkiye'de zorlanıyor alternatif rock mesela. Rap kendine ait dip dalgayı oluşturdu. Ana akım da buna kayıtsız kalamadı. Ana akım dediğimiz şey ticari bir olgu. Bu nedenle az paralarla çok dikkat çeken prodüksiyonlara da kayıtsız kalamıyorlar.

Aşık Mahsuni Şerif çok değerli bir halk ozanı. Onun eserlerini uyarlıyorsunuz. Bu iş özellikle gençlerden nasıl bir dönüş getiriyor? Popüler kültürü Türkiye'de gençler oluşturuyor. Gençlerden müziğinize dönüş nasıl oldu?

Ben gençlerin kayıtsız kalmayacağını düşünüyordum ve bu durumda yanılmadığım için mutluyum. Gençlere uygun ve kendi müziğimizden kopuk olmayan bir altyapı oluşturduk. Çok güzel tepkiler almaya başladık. Elektronik müziği seviyorum. Bu alanda ileriki projelerimde projeler yapmayı düşünüyorum. Türkiye'de elektronik uyarlama anlamında bizim gibi radikal ve ana akıma oynayan bir iş ilk defa oluyor. O yüzden biraz garipseniyor. O yüzden çok güzel tepkiler alıyorum. Gençler güzel olan şeyleri çok güzel bir şekilde sahipleniyor. Ben gençler ne verirsen alıyor algısına çok katılmıyorum. Seçebiliyorlar.

Kaliteli müziği keşfetmek anlamında biraz daha iyi bir noktaya geldiğimiz söylenebilir mi?

Aslında 80'li yıllarda da 90'lı yıllarda da... Zamanında Müslüm Gürses, Orhan Gencebay gibi sanatçıların da zamanında fan kitlesi vardı. Bu durumu şimdi rap müzik de görüyorum. 2000'lerin başında rock müzikte vardı. Duman ve Mor ve Ötesi ile başladı. Son 5-6 yıldır ise fantezi rock müzik yapıp kendine alternatif rock diyen gruplar yüzünden alternatif rock grupları biraz özgünlüklerini yitirdiler. Çok ön plana çıkamaz oldular, ama bu durumun rap’te olmayacağını düşünüyorum. Ümitliyim rap’ten.

Yaptığınız işin gençlere Aşık Mahsuni Şerif'i tanıtmak gibi bir misyonu var. Melez grubundan itibaren yaptığınız müzikle birlikte çok da yabancı olmadığınız bir kültür. Ama bunu günümüz trendlerine uydurdunuz. Bu son form nasıl oluştu?

Bizim Dargın Mahkum parçamız bir proje çalışmasıydı. Deneysel bir çalışmaydı. Hem o misyonu üstlenelim; Aşık Mahsunileri, Aşık Veyselleri, Pir Sultanları, Karacaoğlanları, Ali Kızıltuğları gençler duysunlar, bilsinler istedik. Ama eski sound’larda bunu günümüze taşımak ve kabul ettirmek zor olurdu. Ben eskileri seviyorum, dinliyorum ama yeni nesil pek dinlemiyor. Bunu gençlerin daha aşina olacakları bir tarzla yaparsak daha çok severler diye düşündük. Hem de Türkiye ile sınırlı kalmayarak bunun yurt dışından insanların da dinleyebileceği bir forma kavuşturduk. Türkünün özünü bozmadan onu günümüze sunduk. Dargın Mahkum'u hit olsun, patlasın diye değil kalıcı olsun diye yaptık. Hit olsa belki milyonları bulur ve ama kısa sürede unutulur gider.

"MÜZİĞİMİZİ MARKALAŞTIRMAK KONUSUNDA SIKINTIMIZ VAR"

Türk müziği nasıl evrensel hale getirebilir?

Bizim çok zengin bir müziğimiz var, ama bunu kurumsallaştırmak, markalaştırmak adına sıkıntımız var ve sanırım bu Türk sinemasında da böyle. Bu alanlarda çok güçlüyüz ve çok güçlü sanatçılarımız var aslında. Hem ozanlarımız olsun hem de Batı’ya göz kırpan modern isimlere kadar çok üretken ve doğu/batı sentezine sahip çok yetenekli sanatçılarımız var. Bunu markalaştıramıyoruz. Dünyada bunu çözmeye çalışan ülkeler başarı elde etmeye başladılar. Örneğin, rock müzikte İngiliz, Amerikan, İskandinav ekolü var. Uzak Doğu'da çok önemli ekoller var. Bir şekilde müziklerini kurumsallaştırmışlar ve dünyanın neresine giderlerse gitsinler çok rahat bir şekilde çok büyük kitlelere ulaştırılabiliyor. Bizim de çok değerli gruplarımız var. Bunları da dünya tanımalı, bilmeli ama sanki bizim sektör böyle bir uğraş içinde değil. Daha az para harcayıp daha az risk alarak daha çok kazanmaya yönelik çalıştıkları için bizde farklı. Bu konser piyasasına kadar gidiyor. Konser piyasasında insanlar sizden bir repertuvar istiyor. Şimdi kendi şarkılarınızla çıkmak istediğinizde sizden başkalarını çalmanızı istiyorlar. Batı’da bu durum farklı. Daha çok 'sizin özgün üretimleriniz nelerdir' diye soruluyor. Mantık böyle olunca insanlar daha çok üretmeye odaklı. O yüzden son 10 yıldır daha çok uyarlama yapılıyor. Biz yaptığımız işi genel geçer sound’larla yapmayalım dedik. Hem misyon yapıp hem de dikkat çekelim istedik. İşimizi kendimize göre uyarlayalım dedik.

"ÜÇ DELİ ADAM BİR ARAYA GELİNCE DELİ BİR İŞ ORTAYA ÇIKTI"

Gelelim Dargın Mahkum klibine. Nasıl bir ekiple çalıştınız? Nasıl bir hazırlık evresinden geçtiniz? Neden bu çıkışta Dargın Mahkum parçası tercih edildi?

İlk anlaşma sağlandığında birkaç parça üzerinde duruldu. Sonra süreç çeşitli nedenlerden dolayı uzadı. Yarışma sürecindeki performanslarımızı değerlendirdik. Sonra da böyle bir parça yapalım dedik. Yaptığımız tarza en uygun türkü bu oldu ve çok sevdik. Benim çıkaracağım single’dan önce bunu sürelim piyasaya dedik sonra iş o kadar güzel oldu ki buna klip de çekelim dedik. İlk başta klip çekmeyi düşünmüyorduk. Klipte de nasıl bir şey yapalım, dedik. Fikirler yavaş yavaş oluşmaya başladı. Nasuh bir yerden bir şeyler söyledi sonra İlker Savaşkur, bizim yönetmenimiz, o da hayalini anlattı. Dedim bana uyar.

Hayalleri zorlamak çok güzel bir şey. Böyle üç deli adam bir araya gelince ortaya deli bir iş çıktı. Film tadında... Anadolu efsanelerini de kattık. Arayış içinde olan insanlar var. Hasan Sabbah'a gönderme var. Sukütu temsil eden derviş figürü var.

Dikkat çeken güzel bir iş oldu ama bunun yanında şarkıyla alakasız olduğuna dair bazı eleştiriler oluyor; hapishane kavramı sadece demir parmaklık ve ranzayla ölçülebilecek bir ortam değil ki, bizim toprakların bizim özelliğidir somut bir şeyi soyutlaştırmak. dilimizde de var. İki sevgili de birbirini hapsedebilir. Öğretmenler de öğrencilerini belirli düşünecelere hapsedebilir. Biz de somut hapishane kavramını ormana taşıdık. Ormanda yaşayan insanların, birbirlerini arayan insanların aynı yere gelerek bir şey bulamadığını gösterdik. Doğu ve batı efsanelerini kullandık. Voodoo bebek ve kuklalar vardı. Kırk kişilik bir uzman ekip ile çektik. Bayağı emek dökülen bir iş oldu.

"SEVGİYİ ÖRGÜTLERSEK EKONOMİK KRİZİ DE AŞARIZ"

Müziğinizi ve kendinizi tanımlarken 'İyilik Melezi' ifadesini kullanıyorsunuz. Bu tanımı açabilir misiniz, nedir İyilik Melezi?

Dünyada çıkan çoğu kötülük bir şeyleri tek tipleştirmekten kaynaklanıyor. Mavi güzeldir ama her şeyi maviye boyarsanız mavinin bir albenisi kalmaz. Renkler bu evreni farklı kılandır. İnsanlar renklerle hayatı tanımlayabiliyor,  yorumlayabiliyorlar. Tek tipleştirme hastalıklı bir ruh hali. Melezlik her zaman güzeldir, iyidir. Biz de iyiliğin melezi olalım, dedik. Müzik toplumu şekillendirebilen bir şey. Müziğiniz iyiyse insanları iyiye yönlendirebilir kötüyse de kötüye yönlendirebilir. Müzik çok etkili bir araç. Bu etkiyle de özümüz neyse o nu yansıtmaya devam edeceğiz. Melezlik iyiliği temsil eder. Kızdığımız, üzüldüğümüz şeyler de var ama bunları hep iyiye evriltmeye çabalıyoruz. Niyetimiz iyi. Bu niyeti ve renkleri herkese yansıtabilirsek herkes kendi renkleriyle varolabilirse her renk hoşgörülür ve hoş bulunursa her şey aşılır. Sevgiyi örgütlersek ekonomik krizi de aşarız. Bunların bizi etkilemeyeceği noktaya geliriz.

Nihat Mugil'in bundan sonraki müzik kariyerindeki hedefleri nelerdir?

Devam edebilmek. Elimizden geldiğince öğrenmeye ve üretmeye devam ediyoruz. Yakın zamanda bir beş şarkının yer alan maxi single çıkarmayı planlıyoruz. Üçü kendi bestem olacak, bir tanesi de yine Dargın Mahkum tarzında klasik bir türkünün uyarlaması olacak. Diğer uyarlamayla ilgili olarak çalışmalarımız devam ediyor. Telif anlamında bizi üzmeyecek parçalar arayışındayız. Konser çalışmalarımız kasımdan itibaren olacak. İstanbul ve Türkiye genelinde sahne performanslarımız olacak. Hedefimiz müziğe ve üretmeye devam edebilmek.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Elçin Poyrazlar: Polisiyenin geleceği parlak!
Elçin Poyrazlar: Polisiyenin geleceği parlak!
Ahmet Güneştekin'in yeni sergisi Macaristan'da
Ahmet Güneştekin'in yeni sergisi Macaristan'da