Son dönemde farklı mecralarda yer aldığı projelerle dikkat çeken Hazal Türesan, Milliyet Sanat dergisinin Şubat 2026 sayısında Ayın Söyleşisi kapsamında Asu Maro’nun sorularını yanıtladı. Oyuncu, hem kariyerindeki üretim temposunu hem de kişisel dönüşümünü ayrıntılı biçimde değerlendirdi.
Türesan, kendisini daha açık ifade ettiği bir dönemde olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Defolarımı insanların gözünün önüne sermekten çekinmem. Bunların bana karşı kullanılacağını, buradan vurulacağımı düşünmeden hareket ederim. Benim için kapalı kalmak, kendimi sürekli kollamak çok daha zor.”
Bu yaklaşımın, hem özel hayatında hem de oyunculuk pratiğinde belirleyici olduğunu vurgulayan Türesan, kontrol ihtiyacını bırakmanın kendisine alan açtığını söylüyor.
Şubat Ayında İki Tiyatro Oyunu
Oyuncu, bu ay tiyatro sahnesinde iki farklı yapımla izleyici karşısına çıkacak. 27 Şubat’ta Paribu Art’ta sahnelenecek “Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan”, metnin oyuncuya temsil günü verilmesiyle bilinen deneysel yapısıyla öne çıkıyor.
25 Şubat’ta ise Erdal Beşikçioğlu’nun yönettiği Tatbikat Sahnesi yapımı “Küvetteki Gelinler” ile DasDas’ta sahne alacak.
Sinemada ise Vuslat Saraçoğlu’nun yönettiği “Bildiğin Gibi Değil” filminin 13 Şubat’ta Atlas 1948’de gerçekleşecek ekip katılımlı gösteriminde yer alacak.
“Oyunculukta Birbirine Güvenmek Çok Kıymetli”
Show TV’de yayınlanan “Veliaht” dizisinde Erkan Kolçak Köstendil ile birlikte rol alan Türesan, set deneyimine dair şunları söylüyor:
“Oyunculuğunu çok sevdiğin biriyle insan olarak da çok iyi anlaştığında ‘Birlikte sırt sırta verelim, yapamayacağımız şey yok,’ diyorsun. O yüzden de birbirine güvenmek çok kıymetli. Düşeceğimi hissettiğimde Erkan’a emanetim zaten. O mutlaka tutup kaldıracak orayı.”
Oyuncu, partnerle kurulan güven ilişkisinin sahne ve kamera performansına doğrudan yansıdığını belirtiyor.
“35’ten Sonrasını Çok Sevdim”
Türesan, yaşla birlikte değişen ruh hâlini de açık sözlülükle anlatıyor:
“30’dan 35’e kadar bir tuhaf geçti. 35’ten sonrasını ben çok sevdim. Fevri kararlarım, anksiyetelerim, paniklerim azaldı. Keşkelerim zaten çok yoktu benim. Yaşadığım her şey yaşanması gerektiği için yaşanmıştır, mutlaka bir şey kalmıştır cebime diye bakarım. Ama yine de ‘şimdiki aklım olsa’ diye çok hayıflanırdım. O da yok.”
Bu sözler, oyuncunun kariyerinde olduğu kadar kişisel yaşamında da daha dengeli bir döneme işaret ediyor.
“Sifon Bozulur, Kapı Çıkar, Yaparım Hepsini”
Çocukluğundan beri tamir işlerine ilgi duyduğunu belirten Türesan, gündelik hayatındaki üretme pratiğini şu sözlerle anlatıyor:
“Şimdi de evde bir şey bozulduğunda, güvenilir ustayı nereden bulacağım stresi yaşamaktansa onu tamir etmeye çalışıyorum. Sifon bozulur, kapı çıkar, dolap düşer, yaparım hepsini. Seviyorum da. Bir şeyi inşa etme fikri, tıpkı oyunculuktaki gibi çok hoşuma gidiyor.”
Oyuncu, bir karakteri kurma süreci ile bir nesneyi onarma süreci arasında benzer bir yaratım ilişkisi olduğunu ifade ediyor.


















