Birleştirici mesajlar ve hümanistik yaklaşımdan 'seni bulacağım' kavgasına

"Her iki yazarın da kitaplarına bakıldığı zaman insani kavramları öne çıkaran, genellikle birleştirici ve hümanist kavramları sıklıkla kullandıklarını görüyoruz. Fakat bu kavgalarda özellikle Kohen’in kullandığı üslup kitaplarındaki dille uyuşmuyor. Oldukça gergin, sağduyudan uzak. Bu kavga maalesef ki özensiz kelimelerle yazarların eserlerine benim nazarımda gölge düşürdü."

Reklam
Birleştirici mesajlar ve hümanistik yaklaşımdan 'seni bulacağım' kavgasına
06 Ocak 2021 - 05:48 - Güncelleme: 06 Ocak 2021 - 08:52

Yusuf Çifci yazdı

Hem Azra Kohen hem de Başak Sayan son dönemin oldukça popüler iki yazarı. Her ikisinin de sosyal medyada oldukça sıkı takipçileri var. Takipçileri her iki yazarı da yere göğe sığdıramıyor, kitap satış rakamları gayet iyi gidiyor. Başak Sayan’ın son kitabı ‘Sen Değişirsen Her Şey Değişir’ 2019 yılında; Azra Kohen’in son kitabı olan ‘Gör Beni’ ise yine 2019 yılında ilk baskısını yaparak okuyucu ile buluştu. Buraya kadar aslında her şey normal. Tam da olması gerektiği gibi. Fakat bu iki yazarın karşı karşıya geldiği telif davası bu yazının yazılma sebebi.

Gelin isterseniz geriye gidelim ve olayları hatırlayalım:

Sosyal medyayı uzun yıllardır aktif olarak kullanan Başak Sayan, bir sosyal medya paylaşımında Fi kitabının kendisinin 2011 yılında çıkan kitabı Bağlanma Korkusu’ndan aşırıldığını iddia etti. Başak Sayan süreci şöyle anlatıyor:  “Her şey bundan 4 sene evvel bir sabah bir internet sitesinde Bağlanma Korkusu adlı okur yorumlarını okumamla başladı. Bağlanma Korkusu ve Fi arasındaki benzerlikten bahseden ve beni intihalle suçlayan, bu yorumları okuyunca öfkelenip Bağlanma Korkusu’nun 2011, Fi’nin ise 2013 yılında yayınlandığını belirtip intihali benim değil karşı tarafın yapmış olabileceğini belirttim. Ardından da intihalin olup olmadığının tespitini belirlenmesi için dava açtım. Aynı anda Azra Hanım da 1,5 milyon değerinde manevi tazminat davası açtı.”

Dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı ve mahkeme her iki kitap arasında bir benzerlik olmadığına karar verdi ve Fi’nin Bağlanma Korkusu kitabından aşırılmadığına hükmetti. Ayrıca mahkeme Azra Kohen’i haklı buldu ve ayrıca 150 bin lira manevi tazminatın 3 yıllık faiziyle birlikte Başak Sayan’dan alınarak Kohen’e ödenmesine karar verdi.

Her iki yazar da aynı gün kendi bakış açıları ile kararı takipçilerine duyurdular. Azra Kohen: “Başak Hanımınki kıskançlık mıydı, akıl tutulması mıydı, bilmiyorum. İnsan yalan olduğunu bile bile neden başkasına iftira atar? Umarım hiçbir zaman bilmek zorunda kalmayalım. Artık önemi de yok. Bildiğim ve ispatlanan şey ne onun ne başkasının tek bir cümlesini hayatım boyunca çalmadım! Kitapların her kelimesi sadece bana aittir!” sözleriyle duyurdu.

Başak Sayan da yine o gün sosyal medyadan bir açıklama yayınladı ve açıklamasında tam olarak şöyle dedi: “Mahkeme cuma günü sonuçlandı ve hâkim bugüne kadar Balyoz davalarında bile görülmemiş bir manevi tazminata hükmetti. Yargıtay’ın manevi tazminat zenginleşmeye sebep olmamalıdır kararına rağmen üstelik… Gerekçeli karar açıklandığında ne olduğunu anlayacağız elbette. Hayatım boyunca kimseye ne iftira attım ne de bilerek kötülük yaptım. Çünkü ben ne yaparsam aynısını yaşayacağımı bilen, bunu tecrübe etmiş, idrak etmiş biriyim. Yaptığım tek şey hakkımda yazılan suçlamalara karşılık verip hakkımı aramaktı. Ama nedense hak aramak iftira ile eşdeğer tutuluyor günümüzde.”

(Her iki yazarın açıklamasının tamamı yazarların sosyal medya hesaplarında mevcuttur. Ben olayı özetleyen bölümlerini almayı tercih ettim. Dileyen açıklamaların tamamını yazarların sosyal medya hesaplarından okuyabilir)

Yeni Kavganın Adı Aaden

İşte bu karardan sonra her şey sona erdi derken taraflar arasında başka bir kavga daha vücut buldu. Bu sefer kavganın müsebbibi Stanislaw Lem’in Aden kitabıydı. Başak Sayan bir pazar günü sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı: “Sürekli kitap önerisi isteyen takipçilerime ve okurlarıma çok ilginç bir kitap önereceğim bugün. Kitabın adı Aden.” Tabii, paylaşımın devamındaki şu ifadeler Azra Kohen’in dikkatini çekti, çünkü Kohen’in de Aaden isimli bir kitabı bulunuyordu: “Aden adlı bu roman 1959 yılında yayınlanmıştır. Yani adamcağız öldükten sonra canlanıp başkasından esinlenerek bu kitabı yazmamıştır. Aden diye bir gezegen gerçekte olmayıp, Stanislaw Lem’in hayal dünyasının bir yaratımıdır sadece.”

Bu sözlerin kendisini hedef aldığını iddia eden Kohen, Instagram’ın hikâyeler bölümünden oldukça sert bir açıklama yaptı. Kohen, Başak Sayan’ın bu kez de Aaden’in Aden’den çalıntı olduğu imasında bulunduğunu iddia etti. Açıklamasının devamına Kohen, Sayan’a yönelik, “Başak Sayan denen tescilli yalancı, iftiracı, art niyetli, belden aşağı vuran kişi” gibi ifadeler kullanarak bunların hesabını mahkemede soracağını söyledi.

Hızını alamayan Kohen, Sayan’ın sayfasına girerek yazılan yorumlardan birine aşağıdaki görselde görebileceğiniz “seni bulacağım” ile başlayan tehdit dolu bir yorumda bulundu.

Öte yandan Başak Sayan da yine kendi sayfasından suç duyurusu dilekçesini paylaşarak, “Avukatlarımın dünkü paylaşımım sonrası bana kendi sayfasından hakaret dolu sözler sarf eden Azra Kohen’le ilgili suç duyurusunda bulunacaklarına dair basın açıklamasıdır...” ifadelerini kullandı.

Süreç genel hatlarıyla böyle. Taraflar şimdilik sakinleşmiş görünüyor. Açılan yeni davalarda top yargıda.

Yazarların Kavgasında Üslup Sorunu

Bu kavganın sonu nereye varır, bilmem. Fakat bu kavgada ciddi bir üslup sorunu var. İlk hak arama davasında (Fi – Bağlanma Korkusu meselesi) taraflar mahkeme önünde hesaplaşmışlar ve yargı da zaten gereğini yapmış durumda. Tabii, davanın bir üst mahkemede devam edeceğini de hemen belirtelim.

Benim esas takıldığım nokta davanın sonuçlanmasından sonra takınılan üslupta. Her iki yazarın da kitaplarına bakıldığı zaman insani kavramları öne çıkaran, genellikle birleştirici ve hümanist kavramları sıklıkla kullandıklarını görüyoruz. Fakat bu kavgalarda özellikle Kohen’in kullandığı üslup kitaplarındaki dille uyuşmuyor. Oldukça gergin, sağduyudan uzak. Kavgalı olduğu kişinin profiline girerek buradaki bir takipçinin yorumuna, “seni bulacağım” ile başlayan uzun bir yorum yazmaktan bile çekinmiyor. Sanki kitapları binlerce satan, ülkenin popüler bir yazarı değilmiş de sıradan bir bireymiş gibi. Göz önündeki kişilerin topluma rol model olmak gibi zorunluluğunun olmadığına inanırım, fakat bir yazarın kullandığı dili de oldukça önemserim. Bu kavga maalesef ki özensiz kelimelerle yazarların eserlerine benim nazarımda gölge düşürdü.

Bu arada Başak Sayan’ın belli ki Fi – Bağlanma Korkusu meselesinde dili yanmış, bu yüzden temkinli açıklamalarda bulunmuş. Kullandığı dil daha özenli.

Son olarak Azra Kohen’in ‘Gör Beni’ isimli kitabında şu cümleler yer alıyor: “Kimsin sen? Kim olmaya karar verdin? Kendini seçtin mi? Yoksa başkalarının seçimlerinden mi etkilendin? Unutma, sen sadece olmaya karar verdiğin kişisin.

Sahi Azra Kohen ve Başak Sayan kimsiniz siz?

YORUMLAR

  • 0 Yorum