Murat Akdağ yazdı
“Şişli’de Bir Apartman” diye başlıyor şarkı! “Yoksa Halin Yaman” diye devam ediyor. Şarkı malum, Lüküs Hayat Opereti’nden. Operet, Cemal/Ekrem Reşit Rey kardeşler ve Nazım Hikmet’in eseri ama her sahne gösterisinin bir yeniden yapılandırma olduğu düşünülürse Lüküs Hayat Opereti’nin haldun dormen ustanın elinden 1988 yılında yeniden doğurulduğunun tescillenmesi gerekir herhalde. Operet’in yıllarca sahnelendiğini, rahmetli Suna Pekuysal ustayı, rahmetli Sezai Altekin ustayı, Allah ömür versin Zihni Göktay ustayı da bu doğumun yapıtaşları olarak her daim hatırlayacağız herhalde.

Operet’in en bilinen, dillerden dillere dolaşan, benim dahi bir performans sırasında deli cesaretiyle söylemeye koyulduğum ünlü şarkı, yukarıda da yazdığım gibi “Şişli’de Bir Apartman” diye başlıyor, başlıyor da “ne var bunda” diyeceksiniz herhalde!
Arz edeyim efendim… O, Şişli’deki apartman, şarkıdaki bütün sosyo-politik göndermeleri ile benim çocukluk yıllarımı geçirdiğim apartman, İdil Sitesi idi ve efendim, “apartman” altındaki pasajda büyük Dormen Tiyatrosu vardı. Erzurum’dan İstanbul’a göçmüş taşralı ailem, o apartmanda apartman görevlisi olarak oturuyordu. Bu sayede çocukluk yıllarım, Dormen Tiyatrosu sahnesinin tozlarını yutarak, sahnede her hafta sonu oynanan çocuk oyunlarını birden fazla kere izleyerek geçmiştir. Selim Naşit ustayı, Suat Sungur ağabeyi, Hayrettin Arslanoğlu’nu ve daha pek çok değerli tiyatro insanını o sahnede çocuk oyunlarında büyülenerek izledim. Pasajın içinde, tiyatronun olduğu sokakta ustayı hep gördüm. Dormen Tiyatrosu aktörlerinden Kerem Atabeyoğlu ağabeyimizin başımı okşadığını hatırlarım. Sahnelenen oyunlarda oynayan Çiğdem Tunç’un, Ayça Bingöl’ün, İdil Fırat’ın, Şebnem Özinal’ın güzelliklerine çocuk aklımla hayran kalışımı asla unutmam.

Sonra aradan yıllar geçti. Tiyatro sanatı ile alakalı oldum. Oyunculuk, bazen yönetmenlik, bazen tiyatro metni yazarlığı yapıyorum. Haldun Usta’nın yaptığı hiçbir oyunda oynamadım, eğitim verdiği kurumlarda öğrenci olmadım ama Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde bir yıl okuduğum süre içerisinde değerli Göksel Kortay ve rahmetli Erol Keskin ustaların öğrencisi oldum. Ustanın pek çok öğrencisi çalışma arkadaşım oldu. Çok az kere usta ile birebir konuşmam, karşılaşmam oldu ama galiba attığım her adımda, çocukluğumun Dormen Tiyatrosu’nda yaşadığım neşenin arayışı var.

Geçen gün ustayı kaybettik, geçmeyen acısı kaldı bizde. Çok sözler edildi ustanın ardından. Yetiştirdiği öğrenciler, sahnelediği eserler, kurduğu tiyatrolar, yerleştirdiği akımlar hep anlatıldı. Daha da anlatılır ama benim için Haldun Hoca, Şişli’de bir apartmanın kapıcı dairesinde oturan küçük çocuğa tiyatro büyüsü yapan insandır.
Ustayı defnederken, Edirnekapı Mezarlığı’nda küçük bir kaza geçirdim. Ayağıma bir mezar taşı düştü. Kırık çıkık yok. Ucuz atlattım. Herkes “ucuz atlatmışsın, verilmiş sadakan varmış, şansın varmış” gibi sözler söyledi bu kazaya. Bu sözleri söyleyenler haklı olabilirler ama bence kazada beni koruyan şey, çocukluğumun Dormen Tiyatrosu’nda yaşadığım büyü idi.

Evet, sayın hocam, Şişli’de Bir Apartman’ın apartman görevlisi çocuklara yaptığınız büyü devam ediyor. Bizi koruyor, yol gösteriyor, umudu kaybetmemek için güç veriyor. Biz yaşadıkça, yaşatırız sizi. Rahat uyuyun. Haldun Dormen’in büyüsü aktır, karanlığa korku verir.




















