Bu sezon “Oyunun Oyunu”, “Hadi Öldürsene Canikom” ve “Gırgıriye Müzikali” ile sahnede yer alan Günay Karacaoğlu, Milliyet Sanat dergisine verdiği röportajda oyunculuğa dair yaklaşımını paylaştı. Oyunculuğu sürekli yenilenen bir süreç olarak tanımlayan Karacaoğlu, her temsilin ayrı bir deneyim olduğuna dikkat çekti.
Başarılı oyuncu, sahneyle kurduğu ilişkiyi şu sözlerle ifade ediyor: “Her temsil, oyuncu için yeniden bir sınav aslında, her seferinde bir kez daha sınıyor kendini sahnede,” diyor. Sahnede uzun yıllar kalmayı planlamadığını da belirten Karacaoğlu, bu kararını ise şu sözlerle açıklıyor: “Sahnede, eski hâlimi hatırlamak isterim bıraktığım anda. İzleyicinin beni iyi hatırlamasını isterim. Oynarken unutulan bir oyuncu olmak istemem,”
“Komedi, dramaya kıyasla daha kıvrımlı ve çetrefilli bir alan”
Karacaoğlu, komedi ile drama arasındaki farklara da değiniyor. İzleyiciyi güldürmenin belirli bir yapı gerektirdiğini vurgulayan oyuncu şu ifadeleri kullanıyor: “Komedi, dramaya kıyasla daha kıvrımlı ve çetrefilli bir alan. Drama daha çok duygular üzerinden ilerler ve seyirciyle ortak bir zeminde buluşmak görece daha kolaydır; kayıp, aşk, ayrılık ya da hastalık gibi temalar hızlıca karşılık bulur,” diyor ve ekliyor: “Oysa mizah doğrudan zekâya hitap eder ve bu nedenle herkesin aynı noktada buluşması daha zor.”
“Tiyatro çok tek tabanca bir iş”
Tiyatro ile sinema ve dizi arasındaki farklara da değinen Karacaoğlu, sahnenin doğrudanlığına dikkat çekiyor: “Tiyatro çok daha zor ve doğrudan bir alan, sahnede her şey anlık ve tamamen sizin sorumluluğunuzda. Oysa sinema ve dizide bazı şeyleri telafi etme imkânı var. Sesin gitse biri dublaj yapar, yanlış oynarsan tekrar çekilir, lafını unutsan önden biri sufle verebilir. Tiyatro ise çok tek tabanca bir iş. Bu yüzden tiyatroda, gücümün, aklımın ve sağlığımın izin verdiği noktaya kadar devam etmek isterim ama o denge bozulduğunda: ‘Günay Hanım’ı bir kenara alalım,’ demenin vakti gelmiştir.”
“İki kalas bir heves”
Teknolojik gelişmelere rağmen tiyatronun varlığını sürdürmesini değerlendiren oyuncu, tiyatronun doğrudan yapısına vurgu yapıyor: “Dünya çok hızlı değişiyor ama bütün bu dö¬nüşüme rağmen kendini geliştirse de değişmeyen tek şey tiyatro oldu. Çünkü ‘iki kalas bir heves’. Tiyatroda canlılık var, bir dekor, ışık, kostüm ve karşınızda canlı canlı bir in-san duruyor. Sahneyle aranızda neredeyse hiçbir mesafe yok, isterseniz uzanıp dokunabileceğiniz kadar yakın bir gerçeklikten bahsediyoruz.”



















