Murat Erdin yazdıOrhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü aldığı 2006 yılından itibaren “siyasi mesajlar vermekle” suçlandı. Hatta bazı çevreler, ona Nobel ödülünün “bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü” dediği için verildiğini iddia ettiler.Pamuk, Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" demiş ve hakkında TCK'nın 301. maddesinden ‘Türklüğe hakaret’ davası açılmıştı.Pamuk’a Nobel ödülü takdim edilirken İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi Sekreteri Horace Engdahl, “Pamuk’un, yaşadığı kentin melankolik ruhunu arayışında, kültürlerin çatışması ve birleşmesinde yeni semboller bulduğunu” belirtmiş, Pamuk’un yazı ve romanlarında “kültürel çatışmalara” yer verdiğinin altını çizmişti.Hiç kuşku yok ki Pamuk’un tüm romanlarında karakterler nezninde kültürel ve kimliksel çatışmalar vardır ve olması da doğaldır. Bir Türk olarak yazan ve Türkçe yazan Orhan Pamuk’un, kendi ülkesini betimlerken bu topraklardaki kafası karışık insanları kaleme almamış olması düşünülemez. Yazmasaydı asıl eksiklik bu olurdu.Kar romanı onlardan biridir. Amerika'da 2004 yılında "yılın en iyi 10 kitabından biri" olarak gösterilen Kar, Pamuk tarafından “ilk ve son siyasi romanım” olarak tanımlandı.Kar, Türkiye’de 1990'ların siyasi atmosferini anlatan bir romandı. Kars'taki siyasal İslamcılar, solcular, Türk ve Kürt milliyetçilerinin hikâyesi, inanç, başörtüsü sorunu, askeri darbeler ve üçüncü dünyada yaşamanın öfkesi ve ümitsizliği üzerinden anlatılıyordu.Kars'ta herkes vardı. Ağzına kadar işsizlerle dolu çayhaneler, dışarıdan gelmiş ve kardan mahsur kalmış gezgin bir tiyatro kumpanyası, intihar eden ve türban direnişi yapan kızlar, çeşitli siyasal gruplar, dedikodular, söylentiler… Pamuk, Kar’da Türkiye'nin temel siyasi çatışmalarını anlatmıştı.Peki Pamuk’un son romanı “Kafamda Bir Tuhaflık”ta hangi siyasi mesajlar var ?Orhan Pamuk, Kar’ı “ilk ve son siyasi romanım” diye tanımlasa da son romanında da siyasi olaylar, politik duruşlar ve güncel siyasetçilere atıflar var.Pamuk, son romanındaki kahramanı bozacı Mevlut’ü, 1969 ile 2012 yılları arasında İstanbul’da dolaştırır. Mevlut İstanbul’u dolaşırken biz de onunla İstanbul’un 40 küsur yıllık değişimine, kentleşme adına yaşanan cinayetlere ve siyasi atmosferine tanık oluruz. Siyaseten bir “taraf” olmayan Mevlut, solcu ve ülkücü akrabalarının arasında kalır. 12 Eylül darbesinden önce İstanbul’un bazı gecekondu semtlerinde (Duttepe ve Kültepe) geceleri duvarlara siyasi mesajlar yazmaya çıkar. Bir duvarda “Tanrı Türk’ü Korusun” yazarken, bir başka duvarda “Duttepe Komüniste Mezar Olacak” yazar. Ama Mevlut ne sağcıdır ne de solcu, ne Maocudur ne de ülkücü… Çünkü ona göre “siyasetin aşırısında yapmacıklı bir şey vardır.”Ama sorulardan kurtulamaz Mevlut. İki farklı ideoloji, iki gecekondu semtini mesken tutmuştur. Komünist arkadaşı Ferhat “öyle bir kavga olsa sen kimi tutarsın” diye sorar. “Sosyalistleri tutarım” der Mevlut, “ben kapitalizme karşıyım.”Arkadaşı Ferhat üsteler: “İleride biz de dükkan açıp kapitalist olmayacak mıyız ?”Mevlut yanıt verir: “Aslında komünistlerin fakirleri korumasını seviyorum. Ama Allah’a niye inanmıyorlar ?”Gerçekten de ileride dükkan açıp kapitalist olurlar. Hatta Ferhat, önce kamu çalışanı olur ardından da görevini kötüye kullanarak zenginleşir. Ama Mevlut bozacılığı bırakmaz.Pamuk romanında yalnızca 12 Eylül’ü değil 12 Mart darbesini de hatırlatıyor. O dönemde idari görevlerinden alınan solcu öğretmenlerden, darbeden kuvvet alarak milliyetçi söylemlerle ders anlatan milliyetçi hocalardan, Atatürk’ten ve İstanbul’un askeri bir disiplinle yönetilmesinden bahis açıyor.Mevlut Karataş, bu politik söylem bombardımanı altında bir yandan bozasını, yoğurdunu veya pilavını satarken, bir yandan akrabaları ve karşı mahallede arsa çevirip müteahhitlik yapan Hacı Hamit Vural’ın zenginleşmesine tanık olur. Hacı Vural hangi partinin mahalle için hayırlı olacağına karar veren kişidir aynı zamanda. Mevlut, İstanbul’da ayakta kalabilmek için uyanık olmakla fırsatçı olmayı birbirine karıştıran, yasadışı yollara sapabilen alaturka zenginlerden uzak durmaya çalışır. “Bozacılık bitti, bırak şu işi artık” diyenleri dinlemez. Kentin sokaklarını arşınlarken tanıştığı bir tarikat şeyhinin elini öper, zaman buldukça onu ziyarete gider ve vaazlarını dinler.Bir gün yine bozasını satarken kendisini yukarıya davet eden kentsoylu bir arkadaş grubunun sorularıyla karşılaşır. Masaya oturmuş yemek yiyen, içki içen grup, Mevlut’a “kime oy verdiğini”, “Atatürk’ü sevip sevmediğini” sorarlar. Mevlut onlara renk vermez. Pamuk’un romanındaki gazeteler, Mart 1994 seçimlerini “dincilerin” kazandığını yazar. Bir de İrşad adlı dinci bir gazete vardır.Pamuk, Doğu’daki “savaş”tan söz ederken “Kürt gerillaları” ifadesini kullanıyor. Darbeler, işkenceler, Diyarbakır hapisaneleri ve 1999 Marmara depremi de romanın arka planındaki dekorda yerini alıyor. Başka mesajlar da var. Mesela; “İzmirli kızlar türban takmaz ve Halk Partililer içki içerler.”Orhan Pamuk, romanın 434’üncü sayfasında AKP’yi adlı adınca yazıyor. Duttepe ve Kültepe’de artık 12 kata kadar inşaat izni verildiğini ve bunun herkesin cebine konmuş para gibi olduğundan söz ediyor. Tabii AKP sayesinde… Partinin oyları buralarda patlıyor. AKP dönemi zenginlerinden Hacı Hamit Vural’ın cenazesine Bayındırlık Bakanı bile katılıyor. Pamuk, AKP’nin adını ilk kez açıkça anarken, imar izni için verilen rüşvetlerden de söz ediyor. Romanın karakterlerinden Korkut, “hakikaten bu kadar çok mu alıyorlar” diye şaşırıyor rüşvetten söz ederken.“Kafamda Bir Tuhaflık” Mevlut Karataş’ın başrolde olduğu bir İstanbul, bir aşk, bir toplumsal roman.. Ama pekala bir siyasi roman olarak da tanımlanabilir.Orhan Pamuk bu romanında en az Kar’da söz ettiği kadar siyasetten söz ediyor. Çünkü toplumdan, insandan, inşaattan, geçim derdinden ve işten-güçten söz ediyor. Kafasındaki siyasi kodları tıpkı önceki romanlarında olduğu gibi bu romanına da tek tek işlemiş. Bu kodları romanı okuma yolculuğu sırasında daha net algılıyorsunuz. Pamuk’un dünyasında özgürlük, bireycilik, ifade özgürlüğü ve demokrasi var.Belki de “siyaset yapıyor” diye eleştirilmesinin temelinde bu vardır.
Edebiyat
Yayınlanma: 20 Şubat 2015 - 16:31
Güncelleme: 20 Şubat 2015 - 16:40
Orhan Pamuk'un Kodları
Romanlarında siyaset yapmakla suçlanan Orhan Pamuk, son romanı “Kafamda Bir Tuhaflık”ta da siyasi mesajlar veriyor.
Edebiyat
20 Şubat 2015 - 16:31
Güncelleme: 20 Şubat 2015 - 16:40





















