Gelmiş geçmiş en kötü insanlardan biri: Caligula
Reklam

Gelmiş geçmiş en kötü insanlardan biri: Caligula

Milattan sonra 12 yılında, Roma'nın kalbinde bir çocuk dünyaya geldi. Fakat kimse O'nun yaşamış olan en zalim insana dönüşebileceğini düşünemezdi. O, Caligula...

22 Nisan 2019 - 16:45

Bugün sizlere dünya üzerinde gelmiş geçmiş en kötü insanlardan biri olan " Caligula "dan bahsedeceğiz. Yazılanları okuduktan sonra bize hak vereceksiniz!

Milattan sonra 12 yılında, Roma'nın kalbinde bir çocuk dünyaya geldi. Fakat kimse O'nun yaşamış olan en zalim insana dönüşebileceğini düşünemezdi. O, Caligula...

7 ve 41 yılları arasında 4 yıl boyunca Roma İmparatorluğu yaptı. Zaten psikopat sayılabilecek ebeveynler tarafından yetiştirilmesi ve büyüdüğü acımasız ortam, O'nun bir manyak olması için yeterli zemin hazırlamıştı. İlk garip hareketleri, yaşadığı kellik kompleksi nedeniyle başladı. Kimsenin kendisine yüksekten bakmasına izin vermeyip, çevresindeki herkesin saçlarını kazıttı.

Ülkenin dört bir yanından getirttiği tanrı heykellerinin kafalarını kestirip, kendi yüzünü onlara monte ettirdi. Tabii bu sadece bir başlangıçtı. Bu olaydan sonra tanrılığını ilan etmiş, insanların ona kurban kesmesini emretmişti. Sapkınlığı öyle boyutlardadır ki; kız kardeşinden çocuk yapar. Fakat doğumdan önce kardeşinin karnını açtırıp cenini aldırır ve onu da yarı tanrı ilan eder. Kız kardeşi öldüğünde ise tüm yaz süresince Roma halkına gülmeyi, yıkanmayı, ailecek yemek yemeyi ve sokakta birbirleriyle konuşmayı yasaklamıştır.

"Vatanın ve orduların babası", "En iyi ve en büyük hükümdar", "İnançlı adam"

Caligula'nın yaptıklarına rağmen takma isimleri sizlere biraz enteresan gelebilir... "Vatanın ve orduların babası", "en iyi ve en büyük hükümdar", "inançlı adam" gibi birçok takma adı var. Ama işin daha güzel ve komik kısmı bu isimleri kendi kendine vermiş olması... O dönemlerde Roma imparatorları dünyanın en güçlü ve dokunulmaz insanlarıydı. Bu güç zehirlenmesi Caligula gibi zayıf karakterli insanların akla hayale gelmeyecek şeyler yapmasına da olanak sağlıyordu.

Özel işkence aletleri...

Eğer onunla göz göze gelirseniz bilin ki bu sizin ölüm fermanınız demek... Hem de çılgınca bir ölüm. Kendi mühendislerine yaptırdığı özel işkence aletleriyle vücuttaki neredeyse bütün kemikleri, insan henüz canlıyken yerinden söktürüp bunu izlemekten büyük keyif alırdı. Özellikle de yemek saatinde sofrada otururken ve biraz da tadına bakarak...

Yaptığı hoyratça harcamalar yüzünden boşalan devlet kasasını doldurmak için de basit çözümleri vardı. Zenginleri öldürüp mallarına el koymak... Ama bu da yetmedi, O da daha farklı bir çözüm buldu. Senato üyelerinin ve Roma'nın güçlü insanların eşlerini ve kızlarını büyük bir genelev açarak burada çalışmaya zorladı. Ve genelevin açılışında halka seslenirken şu cümleleri kurdu; "Roma halkı, bakın tanrınız sizin için ne hediyeler getirdi! Bütün senatörlerin ailelerini size veriyorum! Küçük bir bedel karşılığında onlarla istediğiniz gibi oynayın!"

Senatörlere karşı duyduğu derin nefret!

Caligula, senato üyelerine hiç güvenmez ve onları sevmezdi. Bu nedenle tek dostu olan atını senatör yapmak istemiş ve onun için özel bir saray bile hazırlatmıştı. Zaman zaman atı ile beraber uyuduğu da Romalı tarihçiler tarafından kayıtlara geçirilmiştir. Senatörlerden o kadar nefret ediyordu ki, kendisi at üstünde giderken bazı senato üyelerini saatlerce yanında koşmaya zorluyor ve bazen de onları soyup kadın gibi giydirerek dans ettirip eğleniyordu. Bazı senatörleri ise sebepsiz yere öldürüp, sonra da hala yaşıyorlarmış gibi onları toplantıya çağırır, doğal olarak gelemedikleri için de onların intihar ettiği söylentisini çıkarırdı.

Gladyatör dövüşlerinin izlemeyi seven Caligula, profesyonel gladyatörler yerine hasta ve yaşlı ya da bedensel engelli insanları arenada dövüştürüp bunları izlemekten haz alır, bazen de onlarca çocuğu toplayıp cüce savaşları yaptırırdı. Roma arenalarında aslan ya da fil gibi egzotik hayvanların dövüşleri de çok popülerdir. Bu hem izleyiciler için değişiklik hem de imparatorluğun ne kadar büyük sınırlara ulaştığının göstergesi demek oluyordu. Ancak O, hayvanların karşısına seyircilerin arasından seçtiği şanssız insanları atmayı özellikle severdi. Arenada gösteriye çıkacak olan yabani dövüş hayvanlarına yem olarak verilecek küçükbaş hayvanların maliyetinin çok olduğu söylenince, bu hayvanlara esir insanların yem olarak verilmesine emretmiştir. Bu kişilerin seçimini de bizzat kendisi yapıyordu.

En büyük korkusu: Unutulmaktı

En büyük korkusu unutulmaktı. Çünkü kendi döneminde bir felaket yaşanmamıştı. Örneğin; İmparator Augustus Devri ve İmparator Tiberius Devri büyük felaketlerle anılıyordu. Bu nedenle Caligula'da büyük bir savaş yenilgisi, veba salgını, yangın veya bir depremin olması için dua ediyordu.

O, içinde bir yerlerde iyilik barındıran biri değildi. O, salt kötülüğün timsaliydi... Sadece gaddarlık ve sapkınlığın vücut bulmuş haliydi... İnsanlar ondan o kadar nefret etmeye başlamışlardı ki isyanlarda birçok defa taşlandı. Ya yok olacaktı ya da Roma halkını yok edecekti. Küçük yaşlarda ordu kamplarında asker kıyafetleri ile dolaştığı için "küçük çizme" anlamına gelen Caligula lakabı ona askerler tarafından verilmiş ve öyle de anılmaya başlanmıştı.

Suyu taşıran son damla...

Atını senatoya getirip "artık yeni konsülünüz O" demesi ise suyu taşıran son damla oldu. Milattan sonra 41 yılının Ocak ayında bir grup gardiyan, spor müsabakasından sonra tünellerde ilerleyen Caligula'ya saldırdılar. 30 kereden fazla bıçaklandı ve bazı parçaları köpeklere verildi. Geri kalan bölümü ise sığ bir mezarın içine gömüldü. Karısı ve kızı da bıçaklanarak öldürüldüler. Ölümünden sonra senato O'nun Roma tarihinden silinip heykellerinin yıkılması ve cumhuriyetin yeniden kurulması için büyük bir yapılanmaya giriştiler.

Tarihe meraklıysanız sitemizi ziyaret edebilirsiniz; https://www.shallwe.com.tr/

Tüm sanat yazılarımız için; https://www.shallwe.com.tr/kultur-sanat/

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Damdaki Kemancı orijinal çevirisiyle sahnelenecek
Damdaki Kemancı orijinal çevirisiyle sahnelenecek
Abdülmecid Efendi Köşkü “İçimdeki Çocuk” ile kapılarını açıyor
Abdülmecid Efendi Köşkü “İçimdeki Çocuk” ile kapılarını...