Fotoğraf öldü! Yaşasın fotoğraf!

Fotoğraf öldü! Yaşasın fotoğraf!

"Yıllardır kentsel dönüşüm adı altında soylulaştırma projesiyle yıpratılan, bugünlerde ise bir televizyon dizisi nedeniyle epey popüler hale gelmiş Balat’ın Lonca mahallesini seçtim. Amacım, sokakla, mahalleyle, orada yaşayan insanlarla etkileşim kurmak, sokağa bir iz bırakmaktı. "

02 Haziran 2018 - 20:05

Editörün notu:

Ecem Engin, yıllardır sokak fotografları ve sokakta yaşayan erkekleri çekiyor; fakat, bu fotoğrafları Instagram’da ya da bir galeri salonunda sergilemek değil amacı. Çektiği fotoğrafları, ait oldukları yere, sokağa geri göndermek istiyor. Sokakta yaşayan insanları, daha önce fotoğrafla ilgisi olmamış, hatta fotoğrafın ne anlama bile geldiğini bilmeyen insanlarla paylaşmak, onlara anlatmak istiyor. 

Ecem Engin, projesini Mürekkep Haber’e anlattı. Engin'in kendi anlatımıyla ondan dinledik. 

Keyifli okumalar.

Fotoğraf günümüzde hızla tüketilen, sanal mecraların ya da galerilerin beyaz duvarlarında sınırlı kalmış, etkileşimsiz bir obje haline geldi. 1. Dunya Savaşı'ndan sonra Almanya’da başlayan ve Dadaist harekete sebep olan koşullar, maalesef bugünkü koşulları anımsatıyor. Sanat, aynı çaresizlik içinde burjuva çevrelerinin tekelinde halktan uzak kalıyor. Sanatın ve sanatçının sorumluluğu göz ardı edilerek, kapalı odaların içine, salonlara hapsediliyor. Aslında sanat, ne sanat ne de toplum için. Sanat insan içindir. Sanat insandan ayrılamaz, insandan kopamaz.

Brian O''Doherty, galeri mekânında yer alan sanat nesnesinin, bu mekândan bağımsız olmadığını hatta çoğu zaman o mekâna kimliğini de kazandırdığını söyler. Galeri mekanının zamansız ve sonsuz beyazlığı içinde kaybolan yapıt, kendi anlamını mekanın anlamında yitirir. Yani sanat yapıtını dönüştürürken kendisi de dönüşüme uğrar. Ben de yıllardır çektiğim sokak fotoğraflarını, bu zamansız beyazlık içinde tüketmek yerine, ait oldukları yere sokağa geri göndermek istedim. Sokakta yaşayan insanları, daha önce fotoğrafla ilgisi olmamış, hatta fotoğrafın ne anlama bile geldiğini bilmeyen insanlarla paylaşmak, onlara anlatmak istedim.

Mekan, sanatçı ve izleyici ilişkisini kamusal alanda katılımcı ve kolektif bir pratikte sürdürmek, sanatın kapalı kapıların ardı yerine, günlük hayatın içine dahil etmek, şimdiki zamanda mekanla birlikte dönüşmesini, izleyiciyle etkileşime girmesini hedefledim.  Yıllardır kentsel dönüşüm adı altında soylulaştırma projesiyle yıpratılan, bugünlerde ise bir televizyon dizisi nedeniyle epey popüler hale gelmiş Balat’ın Lonca mahallesini seçtim. Amacım, sokakla, mahalleyle, orada yaşayan insanlarla etkileşim kurmak, sokağa bir iz bırakmaktı. Fotoğrafların sokağın bir parçası haline gelmesini, orada, sokak izin verdiği sürece, dönüşerek, gelişerek hatta yıpranarak var olmasını hedefledim. Bu proje bir ‘geri dönüşüm projesidir’. Sokaktan aldığımı yine sokağa bıraktığım bir proje. Fotoğrafın sadece sosyal medyaya, Instagram'a ait olmadığını, sergi salonlarının beyaz sonsuzluğu içinde kaybolmaması gerektiğini söylemek istedim. 

Proje hedeflediğim gibi, mahallenin, orada yaşayanların desteğiyle, sokağın bir parçası haline geldi. Sokak izin verdiği sürece, o fotoğraflar orada, dönüşerek, yıpranarak ve azaldıkça çoğalarak varlığını sürdürmeye devam edecek.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Sibel filmi için ıslık dilini öğrendiler
Sibel filmi için ıslık dilini öğrendiler
2019'un ilk kitap fuarı Adana'da düzenlenecek
2019'un ilk kitap fuarı Adana'da düzenlenecek