Demet Ergen: Vitrayı galerilerin sahiplenmesi gerekiyor
Reklam

Demet Ergen: Vitrayı galerilerin sahiplenmesi gerekiyor

Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta vitray sanatçısı Demet Ergen ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

09 Temmuz 2020 - 13:11 - Güncelleme: 09 Temmuz 2020 - 13:46

Röportaj: Yusuf Çifci

Vitray kelimesi hem renkli camların birleşmesiyle oluşturulan yapıyı hem de bunu yapma sanatını ifade etmek için kullanılıyor. Renkli cam parçalarının kurşun dolgu malzemesiyle birleştirilerek lehimlenmesiyle oluşturulan bu sanat dalı, Türkiye'de ne yazık ki hak ettiği değeri yeterince göremiyor. Üstelik genellikle dini yapıların pencerelerinde gördüğümüz vitrayın adını bilen de pek yok.

Demet Ergen yapmış olduğu vitraylarla hem vitraya yeni bir bakış açısı kazandırıyor hem de yok olmaya yüz tutmuş bu sanat dalını ayakta tutmaya çalışıyor.

Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta vitray sanatçısı Demet Ergen ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Vitray ile tanışmanız nasıl oldu?

Vitray benim ilgimi yaptığım gezilerde çekti. Ortaçağ’dan kalma yapılarda tüm ihtişamıyla ve renkleriyle beni büyüledi. Yüzyıllardır korunan bu yapılarda muhteşem vitray örnekleriyle karşılaştım. Bu da benim vitray sanatına odaklanmama yardımcı oldu.

Vitray aslında oldukça eski bir tarihe dayanan sanat;  bunun yanında Türkiye’de yeterince ilgi görmüyor. Bunun sizce sebebi nedir?

Ülkemizde yeterince ilgi görmeme sebebi ulaşılabilirliğinin çok az olması. Türkiye’de hakkıyla yapılan tüm vitray uygulamalarında uzman yirmi ile otuz arasında usta olduğu biliniyor. Ben de bu ustalardan biri olan Mehmet Vatan’ın atölyesinde aldığım eğitim sayesinde kendimi bu alanda geliştirdiğime inanıyorum. Usta sayısının azlığı, yeni neslin bu sanata ilgisinin fazla olmaması, yapılan işin yüksek  maliyeti nedeniyle gereken değeri göremiyor. Yaptığım işi soranlara vitray cevabı verdiğimde önce ne olduğunu anlamıyorlar. Daha sonra örneklerle camilerde, kiliselerde pencereleri süsleyen renkli camlar şeklinde tarif edince ne iş yaptığımı anlıyorlar. Yani aslında vitrayı görüyorlar ama adının vitray olduğunu bilmiyorlar. Bilen ve ilgi duyan kişi sayısı çok az.

Yapmış olduğunuz vitraylarda kolye, tablo, mumluk, teraryum, lamba gibi günlük yaşama dair pek çok unsur var ama vitray denilince akla daha çok dini mimari geliyor. Günlük yaşamda yeteri kadar vitrayın yer almamasının nedeni nedir?

Büyük atölyeler pencere, kapı, tavan ve cami süslemeleri gibi klasik çalışmalar yaparken, ben ve benim gibi yeni nesil vitray sanatçıları vitrayı daha fonksiyonel objelere dönüştürerek günlük hayatta yer edinmesini sağlıyoruz.

Eskiden gelen ustalarda olduğu gibi yeni nesil vitraycıların da sayısının az olması nedeniyle günlük yaşamda vitray objelerle çok sık karşılaşılmıyor.  Bir diğer neden de çalışmalarımızı kendi imkanlarımızla tanıtmaya çabalıyoruz. Büyük markalar bizlere vermek istedikleri siparişlerde düşük fiyat teklif ettiklerinden vitray objeler raflarda sıklıkla yer alamıyor.

Vitray sanatının gelişimine dair devletin yahut belediyelerin desteği bulunuyor mu?

Devlet, vitrayı unutulmaya yüz tutmuş meslekler gurubuna alarak vitrayın gelişimine ve yeni ustaların yetişmesine fırsat tanıyor. Belediyelerin düzenlediği vitray kurslarında temel eğitim alınabiliyor.

Yeni vitray sanatçılarının yetişmesi yönünde bir çalışma var mı? Diğer geleneksel sanatlarda olduğu gibi usta-çırak ilişkisi ile mi sonraki nesillere aktarılıyor?

Vitray, güzel sanatlar fakültelerinin seramik ve cam bölümünde sadece bir ders olarak gösterildiğinden, yeni vitray sanatçılarının yetişmesi yönünde herhangi bir akademik çaba göremiyorum. Benim gibi özel dersler alarak, bu işe gönül vererek, araştırmalar ve okumalar yaparak  tüm mesailerini ayırarak yeni nesil vitray sanatçıları ortaya çıkabilir. Usta-çırak ilişkisinde az sayıda ustanın yanında yetişen yeni jenerasyon ustalar bir elin parmaklarını geçemiyor. Düzenlediğim workshoplarda vitray ilgiyle karşılanıyor. Ama çok emek isteyen maliyetli bir alan olduğu için devamlılık sağlanamıyor. Hobi düzeyinde kalıyor.

Yaptığınız vitraylar Türkiye’de yeteri kadar ilgi görüyor mu?

Sadece vitray sanatını bilenler tarafından ilgi görüyor. Yaptığım çalışmalarla karşılaşanların önemli bir bölümünün ilk tepkisi, bunun alt tarafı bir cam boyama çalışması olduğu yönünde ki vitray cam boyama değildir; gerçekte verilen emeğin farkına varamıyorlar. Oysa vitray tarihi çok eskilere dayanan, camın görkemli güzelliğinin işlendiği çok kıymetli bir sanat dalı. Hayatta kalması, gelişmesi için basının kültür sanat bölümlerinin ilgi göstermesi, onu okurla buluşturması önemli.

Vitray oldukça emek isteyen bir sanat dalı. Ortalama bir eseri ne kadar sürede tamamlıyorsunuz?

Ortaya  çıkan esere göre değişen bir süreç söz konusu. Kimi objeler birkaç saat içinde ortaya çıkarken kimi eserler günler süren çalışmaların sonucunda ortaya çıkabiliyor. Yapılan eserin boyutu, toplam parça sayısı, desenin karmaşıklığı gibi birçok faktör, bu süreyi belirliyor.

Yaptığınız vitrayları sanatseverlerle nasıl buluşturuyorsunuz?

Sanatseverler özellikle @demetervitray Instagram sayfamdan yaptığım eserleri görerek benimle iletişime geçiyorlar. Bazen benim hazırladığım modellerden sipariş verebildikleri gibi bazen de kendi diledikleri modelleri benimle paylaşarak vitray sahibi oluyorlar.

Peki vitraylardan oluşan bir sergi düşünceniz var mı? Galeriler böyle bir sergi fikrine nasıl bakıyor?

Belediyelerin düzenlediği kursların sonunda kursiyerlerin açtığı butik sergiler var. Kişisel çabalarla küçük mekanlarda da rastlayabiliyoruz. Ama profesyonel galerilerde son yıllarda açılan bir vitray sergisi yok. Bu bağlamda vitrayı galerilerin de sahiplenmesi gerekiyor. Sanat izleyicisine vitrayı anlatan bir sergi açmak istiyorum öncelikle. Eserlerle, dökümanlarla, videolarla. Bir tür vitrayla tanışma sergisi. Sonra kişisel  tematik sergilerime devam edeceğim.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
2020 yılında Türkiye ve dünyada en çok neler dinlendi?
2020 yılında Türkiye ve dünyada en çok neler dinlendi?
Kemal Varol: Attilâ İlhan hepimizin hayatına güçlü bir şairin izlerini bıraktı
Kemal Varol: Attilâ İlhan hepimizin hayatına güçlü bir şairin...