Bilinen tarihe başkaldırı: Göbeklitepe
Reklam

Bilinen tarihe başkaldırı: Göbeklitepe

Göbeklitepe’nin en önemli özelliği bilinen bütün resmi tarih bilgisini yerle bir etmesine dayanıyor. Çünkü tarih kitaplarında yazdığına göre insanlığın yerleşik hayata geçmesinin temel nedeni tarımdı. Tarımla birlikte insanlar yerleşik yaşama geçmiş ve böylece insanlığın Mars’a bile çıkabilecek teknolojik gelişmeyi sağladığı medeniyet süreci başlamıştı. Ancak 12 bin yıl önce inşa edilen Göbeklitepe, bu bilgileri yeniden sorgulamamızı sağladı.

12 Temmuz 2020 - 19:02

Yusuf Çifci yazdı

Harran Ovası çevreliyor ufku ve bir tepe; mistik, büyüleyici, gizemli.

Göbeklitepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında bulunuyor. Oldukça hâkim bir tepede yer alan Göbeklitepe’nin gizemi tam olarak çözülebilmiş değil. Araştırmalar ve arkeolojik kazılar tüm hızıyla devam ediyor. Tabii Göbeklitepe, yapılan bu kazılarla birlikte de bütün insanlığı şaşırtmaya devam ediyor.

Göbeklitepe’nin bulunduğu yerde insan eliyle yapılmış yülseltinin varlığı ilk olarak 1963 yılında fark ediliyor. “Tarihin sıfır noktası” olarak anılan Göbeklitepe’deki ilk kazı çalışmaları ise Heidelberg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Klaus Schmidt’in bilimsel danışmanlığında 1995 yılında başlıyor.

Göbeklitepe’yi Bu Kadar Önemli Kılan Ne?

Göbeklitepe’nin en önemli özelliği bilinen bütün resmi tarih bilgisini yerle bir etmesine dayanıyor. Çünkü tarih kitaplarında yazdığına göre insanlığın yerleşik hayata geçmesinin temel nedeni tarımdı. Tarımla birlikte insanlar yerleşik yaşama geçmiş ve böylece insanlığın Mars’a bile çıkabilecek teknolojik gelişmeyi sağladığı medeniyet süreci başlamıştı. Ancak 12 bin yıl önce inşa edilen Göbeklitepe, bu bilgileri yeniden sorgulamamızı sağladı.

Avcı-toplayıcı olarak bilinen Cilalı Taş Devri insanları o güne kadar görülmemiş büyüklükte mega yapılar inşa ettiler. Bu yapıların Mısır Piramitleri ve Stonehenge’den binlerce yıl önce yapıldığını da belirtelim. Hatta öyle ki medeniyet için çok önemli icatlar arasında olan tekerlek ve yazı bu dönemde henüz icat edilebilmiş değil. Çömlek bile yok. Yapıların büyüklüğü ise oldukça şaşırtıcı; yaklaşık 20 futbol sahasına eş değer. Bugünlerde sıkça tartışılan Ayasofya’dan daha büyük.

Göbeklitepe, merkezinde “T” şeklinde sütunlar bulunan tapınaklardan oluşuyor. Her bir sütunun üzerinde çeşitli motifler var. Bunlar arasında en dikkat çekici olanları yaban domuzu, leopar, akbaba ve tilki. Bütün hayvanlar saldırmaya hazır olarak tasvir edilmiş. Bu sütunların yaklaşık olarak 1,5 km ötedeki taş ocağından getirildiği biliniyor. Fakat bazılarının yaklaşık 20 tonu bulduğu bu taşları tek parça halinde getirmek, tekerleğin dahi olmadığı bir dönemde ustalıkla taşımak sanırım insanüstü bir çaba olsa gerek.

Şu ana kadar yapılan kazılarda bu sütunlardan 200 tane bulunmuş. Bu yapıların bu kadar iyi korunmasının en önemli sebebi ise bizzat bu yapıyı yapanlar tarafından üzerinin toprakla kapatılması. Yine elimizdeki bilgilere göre bu dönem insanlarının neden burayı terk ettiklerini henüz bilmiyoruz.

Göbeklitepe için şu ana kadar en kabul görmüş görüş, buranın bir tapınak olduğu yönünde. Bölgede Göbeklitepe benzeri 8 yapının daha varlığı keşfedilmiş ama oralarda henüz kazılar başlamış değil. Belki de bütün bu kazılar tamamlanınca Göbeklitepe’nin gizemi çözülmüş olacak. Bu arada dünyadaki Mısır Piramitleri ve Stonehenge’de olduğu gibi önemli yapıların gök cisimlerinden referans aldığı, bu gök cisimlerine göre konumlandığı biliniyor; fakat Göbeklitepe’nin bilinen hiçbir gök cismiyle ilgisi bulunmuyor.

Göbeklitepe’nin ilginç de başka bir özelliği var: Tepeye çıktığınızda içiniz manevi bir hazla doluyor. Sanki mistik bir hava kaplıyor her yanı. Büyüleniyorsunuz, hayranlıkla izliyorsunuz art arda sıralanan tapınakları. Üstelik henüz Göbeklitepe keşfedilmeden önce de yöre insanları buraya gelip adak adıyorlarmış. Ne büyük tesadüf!

Göbeklitepe’ye Nasıl Gidilir?

Göbeklitepe’ye gidebilmek için öncelikle Peygamberler Şehri Şanlıurfa’nın şehir merkezine gitmeniz gerekiyor. Şehir merkezinde Şanlıurfa Belediyesi tarafından bölgeye ulaşım için otobüs seferleri konulmuş. Şehir merkezinde bulunan Abide durağından 100 numaralı otobüslerle Göbeklitepe’ye rahatlıkla ulaşılabilir. Ayrıca yine pek çok tur da bulunuyor. Dileyenler bu turlarla da Göbeklitepe’ye gidebilirler. Şehir merkezinden yaklaşık olarak 25 dakika sürdüğünü de belirtelim.

Bu arada Göbeklitepe'ye giriş yapmak için Müzekart sahibi olmanız gerekiyor. Girişteki gişeden Müzekart temin edilebiliyor.

Şanlıurfa’da Ne Yenir?

Öncelikle kebapseverler için Şanlıurfa adeta tam bir cennet; fakat bizim gibi fast food kültürüne alışkın, makarna aşığı bireylerseniz üzgünüm. Urfa’da Balıklıgöl’ün hemen bitişiğindeki çarşıda onlarca kebapçı mevcut. Dilediğiniz birini tercih edebilirsiniz. Biz öğle yemeğinde Ciğerci Aziz Usta’dan ciğer yemeyi tercih ettik. Her ne kadar ciğer sevmesem de buradaki ciğere bayıldım diyebilirim. Hatta yerken ikinci bir ciğer söylemeyi düşündüm, lakin benim gibi çok yiyen birine bile bu ciğerler oldukça doyurucu geldi.

Ciğerin ardından Ciğerci Aziz Usta’nın çok yakınında bulunan Edessa’da künefe yedik. Edessa’da künefeyi bilinen yuvarlak şekli ile değil de üçgen olarak yapıyorlar. Bildiğimiz künefeden farklı ama tadı oldukça iyi geldi. Üstelik malzemesi de boldu.

Akşam yemeğinde ise internet yorumlarında başarılı bulunan Sembol Ocakbaşı’yı denedik. Garsonlar oldukça kibardı. Yaklaşık 41 derece sıcaklıktaki Urfa için bahçede yerlerinin olması büyük bir avantaj. Akşam vakti burada yemek yemek oldukça keyifli oluyor. Gel gelelim yediğimiz haşhaş kebabının tadı beni pek de etkilemedi. Sıradan bir kebaptı. Kebap kültürü olanlar bu konuda daha iyi yorumlarda bulunacaklardır, fakat ben yeterince etkilenmedim.

Şanlıurfa’da Nerede Kalınır?

Biz aslında farklı bir otelde kalmayı planlamıştık. Balıklıgöl’e yaklaşık 15 dakika olan otele giderken Urfa’daki 43 derece sıcaklık bizi ilk gördüğümüz otele kendimizi atmak zorunda bıraktı. Yol üzeri tesadüfen rastladığımız Palmyra Boutique Otel son dönemde başımıza gelen en güzel tesadüflerden biri. Palmyra Boutique Otel, taş bir köşkün restore edilerek otele dönüştürülmüş hali diyebilirim. Odalar sizi hanımağalı bir dizi karakteri gibi hisettiriyor. Yüksek tavanlar ve taş duvarlar hem ferahlık hem de serinlik veriyor. Üstelik odalar son derece temiz. Otel sahibi Mehmet Bey ise oldukça kibar ve Anadolu insanına has misafirperverlikle ağırladı bizi. Hatta giderken bizzat havaalanına kendisi bıraktı.

Yazın Şanlıurfa’ya Gidilir mi?

Güneydoğu turu yapacak olanlar için tabii ki de en uygun zaman ilkbahar ve sonbahar ayları. Fakat bizim gibi vakit konusunda sıkıntı yaşayan ve sadece yaz dönemlerinde tatil yapan bireylerseniz bence pek de üzülmeyin. Urfa’ya yazın da gidebilirsiniz. Sıcak mı? Evet. Fakat bu sıcaklık baygınlık geçirmenize neden olmuyor. Öğlen sabah ve öğleden sonra saatlerini değerlendirebilirsiniz.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Netflix'te yakında gösterime girecek Türk yapımları
Netflix'te yakında gösterime girecek Türk yapımları
Müslüman Doğu'nun ilk operası: Leyla ve Mecnun
Müslüman Doğu'nun ilk operası: Leyla ve Mecnun