Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisiyle izleyici karşısına çıkan Tayfun Erdoğmuş, “Atlas 1/137,035999” başlıklı sergisinde farklı dönemlere ait çalışmalarını bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Eda Berkmen’in üstlendiği sergi, 24 Haziran itibarıyla Arter’in 2. kat galerisinde ziyaret edilebiliyor.
Erdoğmuş’un üretim pratiğinde doğa, zaman, bellek ve dönüşüm kavramları öne çıkarken; eserler, maddenin farklı hâllerine ve doğadaki etkileşim süreçlerine odaklanıyor. Sanatçının deneysel yöntemlerle geliştirdiği yüzeyler ve teknikler, serginin temel unsurları arasında yer alıyor.

Kırk Yılı Aşan Üretim Sürecinden Seçki
Sergide, sanatçının uzun yıllara yayılan pratiğinin çeşitli dönemlerinden eserler yer alıyor. Bu çalışmalar arasında daha önce hiç sergilenmemiş yapıtlar da bulunuyor. Bitkiler, mineraller, el yapımı kâğıtlar ve farklı kimyasal malzemeler kullanılarak üretilen eserler, hareketli görüntüler ve mekâna özgü düzenlemeler eşliğinde sunuluyor.
Erdoğmuş’un üretim pratiğinde doğa, zaman, bellek ve dönüşüm kavramları öne çıkarken; eserler, maddenin farklı hâllerine ve doğadaki etkileşim süreçlerine odaklanıyor. Sanatçının deneysel yöntemlerle geliştirdiği yüzeyler ve teknikler, serginin temel unsurları arasında yer alıyor.Sergi Atomik ve Kozmik Ölçeklerde Düşünmeye Açılıyor
“Atlas 1/137,035999”, yaşamı oluşturan ilişkiler ağına, evrenin yapısına ve insanın varoluşu anlama çabasına odaklanan bir çerçeve sunuyor. Sergi, atomik ölçekteki yapılardan kozmik düzene kadar uzanan farklı ölçekleri aynı anlatı içinde ele alıyor.Sergi başlığı da bu yaklaşımın bir parçası olarak dikkat çekiyor. Bir koordinatı, bilimsel bir veriyi ya da çözümlenmemiş bir kodu çağrıştıran başlık; farklı zamanları, bilgi biçimlerini ve bellek katmanlarını bir araya getiren açık uçlu bir haritalama fikrine işaret ediyor.
Bilim, Sanat ve Zanaatın Kesişiminde Bir Üretim Pratiği
Tayfun Erdoğmuş’un çalışmaları, bilimsel gözlem, sanatsal araştırma ve zanaat üretimini aynı zeminde buluşturuyor. Bitkiler ve mineraller gibi doğal malzemelerle çalışan sanatçı, toplama, sınıflandırma, katmanlaştırma ve dönüştürme süreçlerini üretimin merkezine yerleştiriyor.Bu yaklaşım, doğanın işleyişine ve insanın dünyayı anlamlandırma girişimlerine ilişkin farklı okumalara alan açıyor.




















