“Sadakat kötü biri değil” diyen Gonca Cilasun, karakterine yönelik eleştirileri anlayışla karşıladığını ancak Sadakat’in geçmişinden izler taşıdığını vurguluyor. “Kadın birine bir kez gerçekten güvenmiş, adam da onu hamileyken uçurumdan atmış. Nasıl gülsün?” sözleriyle karakterin duygusal kökenine işaret eden Cilasun, Sadakat’in sert tavrının bir savunma mekanizması olduğunu belirtiyor.
Karakterin duruşuna dair sembolik bir yorum da getiriyor:
“Ellerini karnında bağlı tutması, hem kendini hem ailesini koruma biçimi.”
“Bu topraklardaki kadınlar gibi: Sert ama şefkate muhtaç”
Cilasun, Sadakat karakterini sadece bir rol değil, “bu topraklardaki pek çok kadının temsili” olarak görüyor:
“Sevilmeyi istiyoruz ama bunu göstermeyi bilmiyoruz. Döve döve seviyoruz. Sarılmayı bile ite kaka yapıyoruz. Sadakat böyle biri. Ama bu haliyle çok kıymetli.”
Midyat’ta ‘Sadakat’ karşılaması: “Anahtarı verecek gibiler”
Sadakat Albora karakterinin Midyatlı izleyiciler üzerindeki etkisine de değinen Cilasun, “Zannediyorum şehrin anahtarını bana teslim etmek üzereler,” diyor. Sadakat’in yerel değerlerle uyumlu olduğunun altını çizen oyuncu, “Evet, kızıyoruz ama o mahallede öyle kadınlar var. Sadakat onlar için çok tanıdık biri,” ifadelerini kullanıyor.
Oyunculuktan önce: “Cam da silerim, limon da satarım”
Geçmişte İstanbul’da geçim sıkıntısı çekerken çocuk tiyatrosu yaptığını, gizli müşteri olarak çalıştığını anlatan Gonca Cilasun, mesleğe olan bağlılığını ve hayata karşı duruşunu şöyle özetliyor:
“Sıkıntıda kalsam cam silmekten imtina etmem. Pazarda limon da satarım. Hayat yeniden kurulmayı hak ediyor.”
“Kanatların varsa uçmak için koparma, güçlendir”
Hayat felsefesini sade ama etkili bir ifadeyle ortaya koyuyor:
“Ruhunuzun kanadı varsa uçmamak için onları koparmanız gerekir. Ben o kanatları güçlendirmeyi seçenlerdenim.”



















