Şenay Gürler, Bu Hikaye Senden Uzun Osman oyununu anlattı
Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Şenay Gürler ile Bu Hikaye Senden Uzun Osman oyununu konuştuk.
Röportaj: Yusuf Çifci
Şenay Gürler yepyeni bir oyunla yeniden seyirci karşısında: Bu Hikaye Senden Uzun Osman. Aylin Balboa’ın çok sevilen romanından uyarlanan oyunun yönetmenliğini Salih Usta, metin danışmanlığını Sertaç Sayın ve dramaturgluğunu Ozan Ömer Akgül üstleniyor. Oyunda uzun yıllar beraber olduğu hayat arkadaşından ayrılan bir kadının içsel yolculuğu sahneleniyor.
Sevgili Şenay Gürler ile tam da bu oyun için Baba Sahne'de bir araya geldik. Gürler, metni ilk okuduğunda yaşadığı heyecanı, karakterin ayrılık sonrası sürecini sahneye taşırken yaptığı çalışmaları ve oyunun en güçlü yanının dönüşüm olduğunu anlattı. Kadın-erkek ayrılık deneyimlerini, seyircilerin oyundan almasını umduğu duyguları ve tek kişilik oyunlardaki sahne özgürlüğünü de paylaştı. Ayrıca, Türkiye’yi kapsayan uzun turne planları ve izleyicilerle kurduğu özel bağ üzerine de konuştuğumuz bu sohbet, tiyatroseverler için içten ve samimi bir bakış sunuyor.
Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Şenay Gürler ile bu hikaye senden uzun osman oyununu konuştuk.
Yepyeni bir oyunla seyirci karşına çıkıyorsunuz. Sevgili Aylin Balboğan'ın yine çok sevilen romanlarından birini sahneye uyarladınız. Yani bir edebiyat uyarlaması var karşımızda. Bu metni ilk okuduğunuzda ne hissettiniz?İlk okuduğumda çok heyecanlandım zaten. Çok etkilendiğim yerler oldu. Altını çizdiğim yerler oldu hatta ve Aylin'le daha önce bağlantı kurmadan önce okudum tabii. Kesinlikle dedim bunu yapmak istiyorum. Mehmet'le de konuştuk ve Aylin'le hemen iletişime geçelim ve bu oyunu sahneleyelim dedik. İyi ki yapmışız.
Oyun bir kadının ayrılık sonrası sürecini anlatıyor. Siz böyle bir süreç yaşadınız mı bilmiyorum ama sahneye koyarken özel bir çalışma yaptınız mı?Bu ayrılık öyle bir şey ki herkes yaşıyor aslında. Evrensel bir konu. Sadece kadınlar hayatlarımız boyunca bir kere değil birkaç kere birilerinden ya da bir ortamdan, arkadaştan ayrılabiliyoruz. İşimizden ayrılıyoruz. Ayrılıklar çok hayatımızda olan şeyler zaten ve bildiğimiz duygular. Aylin’in farkı bunu aynı zamanda çok esprili bir dille ve çok farklı bir yerden anlatması. O yüzden çok etkileyici. Yoksa ayrılık, ayrılığın aşamaları var ama Aylin bunu bambaşka bir dille anlatmış. O yüzden ben de kolay bağlantı kurduğumu sanıyorum. Çünkü bende de var o duygular ve özel bir çalışma yapmadım açıkçası.Peki bu oyunun güçlü olan tarafı yüzleşme mi, kabullenme mi yoksa bir dönüşüm mü?Bence dönüşüm. Tabii ki hepsi var bunun içerisinde ama beni en etkileyen yanı kalan boşluğu aslında kendini bularak doldurmak, kendini var etmek. Her ilişkiden veya ayrılıklardan sonra, ölümlerden sonra hepimiz hırpalanırız ve yıkılırız, kalırız. Bir sürü aşamadan geçeriz. Kabullenememe, kabullenme. Ne olacak şimdi? Dönecek miyiz? Bir sürü aşamadan geçiyoruz. İşte oyundaki gibi. Ve eğer bu yolculuğun sonunda kendini buluyorsan ve kendi başına da hayatın devam ettiğini, ne kadar güçlü olduğunu ve mutlu olduğunu fark ediyorsan çok değerli oluyor o yolculuk o zaman. Ayrılık duygusunun içerisine batıp kalmama, kendini tekrar sökülen yerlerini inşa etme bence çok acayip bir süreç. Zor bir süreç ama güzel bir süreç.Herkesin kopamadığı bir Osmanı var mı?Kopamadığı vardır. Erkekler için de aynı şey söz konusudur. Sadece kadınlar için değil. Yani sadece Osman olduğu için bir erkek özelinden konuşuyoruz ama herkesin bir Osman’ı vardır diye düşünüyorum. Benim Osman'ım mesela bir arkadaşımdı. Her zaman içimde böyle ayrıldığım, görüşmediğim için ukde olarak kalan.
Tabii ki bu bir kadın olarak bu soruya cevap vermekte biraz zor olabilir ama erkekler ve kadınlar sizce ayrılığı aynı şekilde mi yaşıyorlar?
Kesinlikle farklı yaşadıklarını düşünüyorum. Kadın arkadaşlarımdan biliyorum, erkek arkadaşlarımdan biliyorum. Kadınlar ilk önce bayağı çöküyorlar. Ama toparlanmayı biliyorlar. Erkekler başta hiç öyle değil. Sanki her şey çok iyi gidiyormuş gibi geliyor. Sizin adınıza konuşuyorum ama gözlemlerim o doğrultuda. Ama sonrası o boşluğu doldurma noktasında erkekler daha zorlanıyorlar gibi geliyor.Seyircilerin bu oyunu izledikten sonra hangi duygularla oyundan ayrılmasını tercih edersiniz?Büyük olasılığı ayrılık yaşamış oluyor ya da yaşamak üzere oluyor. Sonuçta her şey sende bitiyor, bu duyguda. Ben halledebilirim, ben ayrılabilirim. Ben kendimi bir ilişki içerisinde de var ederim aslında.
İnsanın kendini, yani ben bir kadın olarak kendimi var ederim diyerek ayrılmasını isterim tabii ki.
Siz tek kişilik oyunları çok seviyorsunuz. Nereden geliyor bu sevgi? Daha mı özgür hissediyorsunuz?
Daha özgür hissediyorsun. Birlikte çalışmak da çok farklı. Fora'da ya da Richard'da çok kalabalık bir kadroydu. Medea’ya Göre Ahlak iki kişilikti. Tek kişinin tabii ki bir özgürlüğü, bir rahatlığı var. Bir yandan da handikapları var. İkisi bir arada. O yüzden biraz daha adrenalin yüksek oluyor tek kişilik oyunların.
Peki, tek kişilik bir oyunda böylesi ağır bir yükü, ayrılık gibi bir ağır bir yükü taşımak zor oluyor mu?Yok, aslında öyle değil, çünkü bir hikâye anlatıyoruz ve bunun içerisinde bir değişim var. Her şeyde duygular değişmeye başlıyor. Vücut dili değişiyor, söylemler değişiyor. Bütün bu sadece ayrılık konusuna saplanıp kalmadığım için herhangi bir şey yaratmıyor yani bende.
Geçen yıllarda Avrupa Yakası'nın yeniden çekileceği söylendi ama tabii ki bunun yalan olduğu da ortaya çıktı. Gülse Birsel de yalanladı. Gerçekten de çekilemez mi Avrupa Yakası tekrarlan?Bence çekilemez. Hayatta ne olacağı hiç belli olmaz. Hayat sürprizli bir şey ama aramızdan ayrılan arkadaşlarımız var. Yani bilemiyorum. Herkes farklı bir yöne doğru gitti. Yıllar geçti. O dönem için çok güzel bir projeydi. Gerçekten ilklerden biri. Hala çok izleniyor. Hala ben karşılaşıyorum. Hala biz tekrar tekrar izliyoruz diyorlar. Genç arkadaşlar izliyorlar. İzlemeye devam ediyorlar. Ama artık aynı kadronun bir araya gelmesi çok zor gibi geliyor bana.
Bu soruların size soruluyor olması rahatsız ediyor mu? Çünkü bütün kadro çok başarılı işlerde rol aldı. Kendilerini pek çok defa kanıtladılar ama sürekli de Avrupa Yakası sorularının gelmesini sizi rahatsız ediyor mu?
Yok etmiyor. Bunu kabullenmek gerekiyor. Çünkü 5,5 yıl süren bir proje. Gerçekten dönemi için çok acayip, yani sosyal medyanın bu kadar olmadığı bir dönem. Bir de düşünün, yani şimdi olsaydı çok farklı olurdu herhalde.
Hala bu kadar izleniyor olması ne kadar güzel bir şey yapmışız diye düşündürüyor. Tabii ki onun üzerine hepimiz birçok şey yaptık. Çok değerli projelerde oynadık. Tabii hep ondan söz ediliyor. Hay Allah ben ama bunu da yaptım diye düşünüyorsunuz ama hakkını da teslim etmek gerekli. Uzun süreli bir proje. Çok acayip, çok iyi bir kadronun olduğu, çok iyi yazıldığı güzel bir işti. Bunun da hakkını teslim edip kabullenmek gerekiyor.
Son olarak Bu Hikâye Senden Uzun Osman’ı çok uzun soluklu oynayacaksınız. Yaza kadar neredeyse her gün dolusunuz. Çok yoğun bir dönem. Genel hatlarıyla nerelerde oynayacaksınız, onu da konuşmak isterim.
Karadeniz turnemiz var. Onu biliyorum. Doğu ve Güneydoğu’ya doğru gideceğiz. Adana, Mersin, Diyarbakır. Bir Ege turnemiz var. Çok yakın zamanda İzmir’e gideceğiz. İzmir’de iki gün üst üste oynayacağız. Daha sonra Uşak’a geçeceğiz. Ankara var. Ankara’ya çok sık gideceğimizi düşünüyorum zaten bu oyunla. Antalya’ya da gideceğiz. Bayağı ben Türkiye’yi dolaşacağım. Bu da çok güzel aslında. Çünkü orada bir sürü arkadaşım olacak. Bir sürü tanıştığım, bir şeyler öğrendiğim seyirciler mutlaka olacak.




















