İstanbul Modern, Cumhuriyet dönemi ve Türkiye modern sanat tarihinde önemli bir yere sahip olan Semiha Berksoy’un çok yönlü üretimlerini bir araya getiren “Tüm Renklerin Aryası” başlıklı sergiyi 22 Ocak 2026 tarihinde izleyiciyle buluşturacak.
Sergi, Berksoy’un opera, tiyatro, resim, sinema ve edebiyat alanlarındaki çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Sanatçının disiplinler arasında kurduğu ilişkiler, 200’ü aşkın yapıt aracılığıyla görünür kılınıyor.

Berlin’deki Hamburger Bahnhof’ta 6 Aralık 2024 – 11 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen retrospektiften hareketle hazırlanan sergi, İstanbul Modern’de yeni bir küratöryel kurgu ve farklı bir yapıt seçkisiyle sunuluyor. Sergide, Berksoy’un yaratım süreçlerine ve yaşamına odaklanan ses kayıtları, görüntüler, efemera ve fotoğraflar da yer alıyor.
İstanbul Modern küratöryel ekibi tarafından kurgulanan “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi, müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak, küratör Deniz Pehlivaner ve asistan küratör Yazın Öztürk tarafından hazırlandı. Sergi kurgusu, Hamburger Bahnhof’taki serginin tasarımını gerçekleştiren Sam Bardaouil ve Till Fellrath’ün yaklaşımından esinleniyor.
Erken dönem desenlerden opera temalı resimlere, otoportrelerden çarşaf resimlerine uzanan seçki, Berksoy’un kişisel mitolojisini ve sahneyle kurduğu bağı tematik bir yapı içinde ele alıyor. Sanatçının rol aldığı operalar, tiyatro oyunları, yayımlanan öyküsü ve Türkiye’nin ilk sesli filmi “İstanbul Sokaklarında” gibi çalışmaları da sergi kapsamında yer buluyor.

Semiha Berksoy kimdir?
1910–2004 yılları arasında yaşayan Semiha Berksoy, Türkiye’nin ilk yüksek dramatik sopranosu ve Ankara Devlet Operası’nın baş sanatçılarından biridir. Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim ve heykel, Tiyatro Okulu’nda drama, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda müzik eğitimi alan Berksoy, Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi’nden birincilikle mezun oldu. Avrupa’da sahne alan ilk Türk kadın opera sanatçısı olan Berksoy, sahne sanatları, görsel sanatlar ve edebiyat alanlarında bıraktığı kapsamlı üretimiyle Cumhuriyet dönemi kültür tarihinin önemli figürleri arasında yer alıyor.


















