Salman Rushdie’nin Kişot adlı romanı, Cervantes’in Don Kişot evrenini günümüz dünyasına taşıyan çok katmanlı bir anlatı olarak okurla buluştu. Ocak ayında yayımlanan eser, kimlik, göç, aşk ve hikâye anlatıcılığı gibi temaları, roman içinde roman yapısıyla ele alıyor.
Kişot, Hindistan’dan başlayarak Amerika Birleşik Devletleri’ni boydan boya geçen bir yol hikâyesi etrafında şekilleniyor. Televizyonda izlediği bir sunucuya âşık olan modern bir Kişot, bir anda ortaya çıkan Sanço karakteri, kendi yaşamöyküsü ile yarattığı kahramanın hikâyesini iç içe geçiren bir yazar anlatısı romanın merkezinde yer alıyor. Metinde ayrıca konuşan bir tabanca ve Hans Christian Andersen’in konuşan heykeli gibi gerçek ile hayal arasındaki sınırları zorlayan unsurlar bulunuyor.

Rushdie, bu romanında büyülü gerçekçilik ile metinlerarasılığı bir araya getirerek anlatının doğasını sorguluyor. Cervantes’in klasik eserine göndermeler içeren Kişot, aile arayışı, aidiyet ve modern dünyanın parçalanmış yapısı üzerine kurulu bir anlatı sunuyor.
Yazarın on altıncı romanı olan Kişot, klasik bir metnin çağdaş dünyada nasıl yeniden yorumlanabileceğine dair dikkat çekici bir örnek olarak edebiyat gündemindeki yerini alıyor





















