Orhan Pamuk, 2022 yılında Masumiyet Müzesi’nde düzenlediği basın toplantısında müzenin kuruluş sürecini, finansman modelini ve ziyaretçi sayılarını detaylarıyla açıklamıştı. Mürekkep Haber olarak basın toplantısını takip etmiş ve süreci haberleştirmiştik. Dizi ile birlikte müze de yeniden popüler olunca bu haberimizi tekrar paylaşmak istedik.
Nobel ödüllü yazar, müzenin yalnızca bir sergi alanı değil, bir romanın fiziksel uzantısı olarak tasarlandığını vurguladı.
Pamuk’a göre Masumiyet Müzesi’nin temel mantığı, aynı adlı romanın dünyasını somutlaştırmak. Müzede romandaki karakterlere ait eşyalar, imgeler ve hikâyeler sergileniyor. Yazar, projeyi ilk tasarladığında roman ile müzeyi aynı gün açmayı planladığını, kitabın da adeta bir “müze kataloğu” gibi kurgulandığını belirtti.
Roman yazılmadan bina alındı
Pamuk’un açıklamalarına göre müze fikri, romandan önce şekillendi. Hatta müze binası, roman yazılmaya başlanmadan önce satın alındı.
Yazar, mekânın romanın sınıfsal atmosferini belirlediğini söyledi. Karakter Füsun’un ailesinin hangi semtte yaşayacağı, hikâyenin sosyolojik katmanlarını doğrudan etkiledi. Başlangıçta Nişantaşı ve Sultanahmet gibi farklı bölgeler düşünüldü; ancak sonunda bugünkü binada karar kılındı.
Romanın temel fikri ise başından beri netti:
Bir adamın takıntılı aşkı nedeniyle sevdiği kadına ait her şeyi toplaması ve sonunda bunları bir yerde sergilemesi.
Nobel süreci projeyi hızlandırdı
Pamuk, romanı yazma sürecinin uzun sürdüğünü, müze inşaatının ise beklenenden daha yavaş ilerlediğini ifade etti. İnşaat sürecini “ev yapmaya benzer” sözleriyle tarif eden yazar, ustaların gecikmeleri nedeniyle sürecin uzadığını belirtti.
Roman yazım sürecinin ortasında aldığı Nobel Edebiyat Ödülü ise projeye ivme kazandırdı. 2008 yılında İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmesiyle devlet desteği de devreye girdi ve Masumiyet Vakfı kuruldu. Pamuk, müzenin kişisel değil vakıf mülkiyetinde olduğunu özellikle vurguladı.
“Açılana kadar cebimden para koydum”
Pamuk, müzenin finansman modeline ilişkin de dikkat çeken açıklamalar yaptı:
Açılışa kadar tüm harcamaları kendi cebinden karşıladı.
Açıldıktan sonra ise kişisel katkı yapmadı.
Müze, bilet gelirleri ve müze dükkânı satışlarıyla ayakta duruyor.
Kâr elde ediyor ancak bu gelir tekrar müzeye yatırılıyor.
Pamuk, Masumiyet Müzesi’nin dünyada “kendi yağıyla kavrulan” nadir özel müzelerden biri olduğunu ifade etti.
10 yılda 300 bine yakın ziyaretçi
Yazarın paylaştığı verilere göre:
10 yılda yaklaşık 285-300 bin ziyaretçi
Yıllık ortalama 30 bin kişi
Pandemi döneminde bir yıldan fazla kapalı kalmasına rağmen güçlü ilgi
Ziyaretçilerin yaklaşık yarısı yabancı
Pamuk’un kitaplarının 64 dile çevrilmiş olması, yabancı ziyaretçi oranını doğrudan etkiliyor.
Ancak en dikkat çekici veri şu:
460 bin Türkçe baskı satışına rağmen, romandaki ücretsiz bileti kullanarak gelen Türk ziyaretçi sayısı yalnızca yaklaşık 12 bin.
Bu durum Pamuk’u şaşırtan bir veri olarak öne çıktı.
“En çok satan kitabım, en çok sevdiğim kitabım değil”
Pamuk konuşmasında dikkat çekici bir özeleştiri de yaptı. Masumiyet Müzesi’nin Türkiye’de yüz binlerce kopya satmasına rağmen, en sevdiği kitabı olmadığını belirtti. Ancak müze fikrinden memnun olduğunu söyledi.
Yazar ayrıca Türkiye’de müze kültürüne yönelik önyargılara değinerek, “Türkler müzeye gitmez” algısının kırılmaya başladığını ifade etti.
Bilet fiyatı tartışması ve döviz farkı
Pamuk, yerli ve yabancı bilet fiyatları arasındaki makasın Türk lirasının değer kaybı nedeniyle açıldığını söyledi. Yabancı tam bilet fiyatının 7 dolar altına düşürülmediğini, ancak yerli ziyaretçiler için daha erişilebilir fiyat politikası uygulandığını aktardı.
Avrupa’daki örnekleri inceleyerek alternatif indirim modellerini araştırdıklarını da sözlerine ekledi.
“Bu müze sayesinde müzeci oldum”
Pamuk, Masumiyet Müzesi sayesinde dünyanın pek çok müzesini gezdiğini ve müzeciliğin inceliklerini öğrendiğini dile getirdi. Ünlü bir yazar olması nedeniyle müze yöneticileriyle doğrudan temas kurabildiğini belirten Pamuk, müzeciliğin ciddi bir planlama ve mali disiplin gerektirdiğini vurguladı.
Ziyaretçilerin yüzde 85’inin romanı okumadan müzeye geldiğini söyleyen yazar, müzenin İstanbul’da görülmesi gereken yerler listelerinde ilk 10’a girmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Masumiyet Müzesi artık bir İstanbul klasiği
Bugün Ayasofya ve Topkapı Sarayı gibi tarihi mekânlarla birlikte önerilen kültür durakları arasında yer alan Masumiyet Müzesi, bir romanın fiziksel dünyaya dönüşmüş hâli olarak dikkat çekiyor.
Pamuk’un sözleriyle:
“Romanı okuyanlar devede kulak. İnsanlar buraya deneyim için geliyor.”





















