İskandinav sanatının müzikteki en belirgin temsilcilerinden Susanne Sundfor, geçtiğimiz aylarda 6. stüdyo albümü olan “Ten Love Songs‘u dinleyici ile buluşturdu. Müziğe hobi olarak başladığını ifade eden Norveçli sanatçı, günümüz elektro-pop'un da en önemli temsilcilerinden bir tanesi.Sundfør, M83 gibi kült gruplarla yaptığı işbirlikleri ile de dikkatleri üzerine çekmiş bir isim.Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Norveç'e kadar uzandık ve Norveç müziğinin dünyaca ünlü ismi Susanne Sundfor ile bir röportaj gerçekleştirdik.Her müzisyenin müzikle tanışma hikayesi vardır. Sizin hikayeniz nasıl?Dürüstçe söylemeliyim ki hatırlayamıyorum, ama babam kaset kayıtları yapardı ve bu müzik kayıtlarını arabada çalardı. Böylece çocukluğumda oldukça fazla Beatles, Cat Stevens ve 70'lerin rock kayıtlarını dinlemiş oldum.Dimmu Borgir, Gorgoroth, Darkthrone, Burzum , Immortal... Norveç müziğine baktığımızda rock ve metal ağırlıklı bir müzik kültürü var. Siz ise daha çok elektro-pop tarzı müziklerinizle ön plandasınız.Sanırım Norveç müziğinin dışarıya yansıyan büyük bir kısmı metal; fakat Norveç'te oldukça fazla farklı müzik türü ve tarzı sahneleniyor. Elektro-pop bunlardan sadece biri.
Peki bu tarzınızın şekillenmesinde kimler etkili oldu?Benim en büyük müzikal ilhamım sanırım Joni Mitchell. Nasıl şarkı yazılacağını ondan öğrendim. Sound tarzı olarak uzun zaman bilinçaltımda ondan esinlendiğimi söyleyebilirim.2007 yılından 2015 yılına kadar toplamda 6 tane albümünüz yayınlandı. Bu altı albümlük süreci ele aldığımızda sizde ne gibi bir değişim oldu?Bu altı albümlük süreçte müziğim retro söz yazarlığından çağdaş elektro popa evrildi diyebilirim.Başrollerinde Tom Cruise ve Morgan Freeman'ın rol aldığı 2013 yılında vizyona giren Oblivion filminin soundtrack çalışmalarından birini M83 grubuyla birlikte gerçekleştirdiniz. Bu sizin için nasıl bir deneyim oldu?Ben Oblivion filminin soundtracklerinin 1 şarkısının ortak yazarıydım. Anthony Gonzalez yazdı Oblivion’un soundtracklerini. Yani bana burada çok fazla kredi veriyorsunuz açıklama için. (gülüyor) Anthony ile çalışmak olağanüstüydü, her zaman olduğu gibi.M83 ve Röyksopp düetleriniz çok beğenildi. Dünya genelinde düşündüğümüzde başka kimlerle düet yapmak istersiniz?Gerçekten hiç kimseyle.Birçok şarkınız içerisinde derin manalar barındırıyor. Şarkılarınızı yaparken anlaşılamamaktan korktuğunuz oluyor mu?Anlaşılmamakla ilgili bir kaygım yok. Bir yerde kendi müziğini serbest bırakmak zorundasın ve bırak diğer insanlar şarkılarından neyi isterlerse onu alsınlar. Ayrıca ikilemler beni sürekli cezbeder. Bu her zaman ilginç bir tuval ortaya çıkarır.
Ekim ayında Akbank Caz Festivali kapsamında ilk defa Türkiye'de konser vereceksiniz. Bu nasıl bir duygu?Geleceğim için inanılmaz derecede heyecanlıyım! Daha önce hiç Türkiye’de bulunmadım, beklemekte zorlanıyorum!
Peki bu tarzınızın şekillenmesinde kimler etkili oldu?Benim en büyük müzikal ilhamım sanırım Joni Mitchell. Nasıl şarkı yazılacağını ondan öğrendim. Sound tarzı olarak uzun zaman bilinçaltımda ondan esinlendiğimi söyleyebilirim.2007 yılından 2015 yılına kadar toplamda 6 tane albümünüz yayınlandı. Bu altı albümlük süreci ele aldığımızda sizde ne gibi bir değişim oldu?Bu altı albümlük süreçte müziğim retro söz yazarlığından çağdaş elektro popa evrildi diyebilirim.Başrollerinde Tom Cruise ve Morgan Freeman'ın rol aldığı 2013 yılında vizyona giren Oblivion filminin soundtrack çalışmalarından birini M83 grubuyla birlikte gerçekleştirdiniz. Bu sizin için nasıl bir deneyim oldu?Ben Oblivion filminin soundtracklerinin 1 şarkısının ortak yazarıydım. Anthony Gonzalez yazdı Oblivion’un soundtracklerini. Yani bana burada çok fazla kredi veriyorsunuz açıklama için. (gülüyor) Anthony ile çalışmak olağanüstüydü, her zaman olduğu gibi.M83 ve Röyksopp düetleriniz çok beğenildi. Dünya genelinde düşündüğümüzde başka kimlerle düet yapmak istersiniz?Gerçekten hiç kimseyle.Birçok şarkınız içerisinde derin manalar barındırıyor. Şarkılarınızı yaparken anlaşılamamaktan korktuğunuz oluyor mu?Anlaşılmamakla ilgili bir kaygım yok. Bir yerde kendi müziğini serbest bırakmak zorundasın ve bırak diğer insanlar şarkılarından neyi isterlerse onu alsınlar. Ayrıca ikilemler beni sürekli cezbeder. Bu her zaman ilginç bir tuval ortaya çıkarır.
Ekim ayında Akbank Caz Festivali kapsamında ilk defa Türkiye'de konser vereceksiniz. Bu nasıl bir duygu?Geleceğim için inanılmaz derecede heyecanlıyım! Daha önce hiç Türkiye’de bulunmadım, beklemekte zorlanıyorum! 



















