Mürekkep Kısa Film Söyleşileri: Sara...
Reklam

Mürekkep Kısa Film Söyleşileri: Sara Mousavi​​​​​​​ 

Mürekkep Kısa Film Söyleşileri'nde bu hafta Sara Mousavi​​​​​​​ ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

12 Aralık 2020 - 18:47

Ömür Bayramoğlu "Mürekkep Kısa Film Söyleşileri" başlığı ile uzun bir yolculuğa çıkıyor. Toplam 15 bölüm sürecek röportaj serisinde Bayramoğlu, son dönemin ödüllü ve dikkat çeken kısa filmlerini merceğe alacak. Filmlerin yönetmenleri, yapımcıları, oyuncuları bu röportaj serisinde Mürekkep Haber takipçileri ile buluşacak.

Mürekkep Kısa Film Söyleşileri'nin onuncu konuğu yönetmen Sara Mousavi. Couchsurfer, Return From Halfway, Closer & Feel You, Before Sunrise isimli kısa filmleri ile dikkat çeken Mousavi​​​​​​​, bugüne kadar katıldığı pek çok festivalde adından övgüyle bahsedilen bir isim. 

Mürekkep Kısa Film Söyleşileri'nde bu hafta Sara Mousavi​​​​​​​ ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben, Sara Mousavi. 29 yaşındayım, İran’da doğdum ve büyüdüm; iki yıldır Türkiye’de yaşıyorum. İlk olarak Grafik Tasarım ile Sanat okumaya başladım, sonrasında Görsel İletişim lisansımı aldım. İlgim olduğu için stajyer olarak bir ajansta kurgu öğrenmeye başladım ve bir yıl sonrasında, yüksek lisans yapmak yerine Iranian Youth Cinema Sociey sınavına girdim ve orada Filmmaking olarak eğitim almaya başladım. Mezun olduk ama ekip olarak hocamıza ısrar ederek eğitime farklı mekânlarda çalışarak devam ettik. Senaryo kursları, profesyonel yönetmenlik eğitimi, film eleştirisi kursları devam etti. Başarılı yönetmenlerin tüm filmlerini analiz ederek çok şeyler öğrendik.

Kısa film çekme, kısa film yönetmenliği yapma nedenleriniz,  bu yola giriş sebebiniz neydi?

Ben sanat yapmayı seviyorum, nedense hiçbir zaman sanattan başka bir şeyi cazip bulamadım. Grafik ve görsel iletişim okurken fotoğrafçılık dersimizde hocamız fotoroman istemişti bizden. O gün fotoroman için senaryo yazdığımda ve resimli taslak çizdiğimde, ilk kez kurgu yaptığımda iki gün uyuyamadım. Ama bol enerji ile ödevimi teslim ettim. O gün yolumu keşfedip o yolda devam ettim. 5 sene geçmesine rağmen, hissim hiç değişmedi ve çok memnunum.

İran’da sinema okumak için üniversite ve dernek olmak üzere iki seçenek var. Dernek genelde 70% tecrübe ve 30% teori üzerine ilerliyor ve en iyi yönetmenlerimiz (Asghar Farhadi gibi) oradan mezun olmuştur. Orada eğitim alırken bir hocamız (senaryo hocamız) çok iyi bir ekip oluşturdu. İlk filmlerimizi çekmeye başladık. Hocamız senaryoyu, kâğıtta kabul etmiyordu, en kısıtlı imkanlarla, telefon vs. film olarak göstermek zorundaydık. O nedenle ilk filmlerimizi daha yönetmenlik dersimiz başlamadan çekmiş olduk ve o işler sayesinde hep birlikte büyüyerek ekip çalışmasını öğrendik. Tüm hikâyeler ya kendimiz hakkında olmalıydı ya hayatımızdan bir bakış ya da ilginç gördüğümüz olaylar... Bu heyecanları da yaşadıktan sonra kariyerime bu yolda devam etme kararı aldım.

“TÜRKİYE’DE SANAT FİLMLERİNE DEĞER VERİLMİYOR”

Sinema  kariyerinizi öğrenebilir miyiz?

İran’da kısa film yönetmeni olarak çalışıyordum, kısa belgeseller ve tanıtım videolar yaptım. Türkiye’ye kariyer yapmak ve bilgilerimi geliştirmek için geldim ama maalesef burada sanat filmleri ve benim sevdiğim tarz sinemaya  çok değer verilmediğini  fark ettim. Aslında hayal kırıklığı yaşadım ama geldiğimden beri videographer olarak çalışıyorum.

Kısa film hazırlık ve çekim süreçlerinde sizi neler zorluyor? Hazırlık süreçlerinizi anlatır mısınız?

Closer & Feel You (İran 2015) filmini kendim telefonla çekip kendim kurguladım ve en yakın arkadaşımı oynattım. "Feel You" için o dönemde "Creative Filmmaker" olarak başlık aldım ve dört uluslararası ve ulusal festivale katılabildim, iki festivalde yarı  finalist oldum.

Eğitim sonunda proje olarak “Before Sunrise” (İran 2016) filmimi çektim. Bu sırada artık en ilgi duyduğumuz hikâyelerden senaryo yazıyorduk. İlk defa 10 kişilik bir ekip ile çalıştım ve hikâye köyde geçtiği için çok büyük bir challenge oldu. Köy dilini bilmediğim için destek istedim ve zor günler geçirdik ama çok büyük bir tecrübe kazandık. O günlerde yönetmenliğin gerçek zorluklarını ilk defa yaşadım. Oyuncular da  her zamanki gibi deneyimli değildi; ekiple iletişim kurmak, herkesi doğru şekilde yönlendirmek çok büyük bir deneyimdi.

Return From Halfway (İran 2018) Bu filmi çekmek için ilk defa çok uzun süre zaman ayırıp  sanatta en sevdiğim tür olan sürrealizm tarzına göre senaryo yazdım ve en yakın arkadaşımla birlikte çalışıp bütçeyi ayırabildik. En büyük  hatayı profesyonel oyuncu seçmeyerek yaptım. Bu film beni başka bir insan yaptı diyebilirim. Bizim ekibimizin gücünün,  bütçesinin ve imkânlarının çok çok fazlasıydı ama  herkes tüm gücünü kullanarak emek verdi. Son planı çektiğimizde, tüm ekip sokakta bayılmıştı ama güzel sonuçlarla beraber gurur verici  bir çalışma oldu. Return From Halfway sayesinde İran’daki en iyi festivallere gidebildim. Bu hayatımdaki çok değerli varlıklarımdan biridir.

“Couchsurfer” (Türkiye 2020) Son filmimi İstanbul’da çektim ve inanılmaz zorluk yaşadım. İşimden izin alamadığım için istifa etmek zorunda kaldım, bazı sebeplerden dolayı film bir kez 20 gün ertelendi. Yabancı olduğum için dezavantajlarım ve avantajlarım oldu. Ama mutsuz değilim. Çok memnunum ve yine de ne zaman gücüm varsa kendimi geliştirmek için ve güzel bir sanat çıkartmak için elimden geleni yapacağım. Kendi ekibimizden en yakın arkadaşlarım ses ve görüntü için İran’dan yardıma geldi ve çok iyi iki oyuncuyla tanışmış oldum. Bu filmimi kendime çok yakın hissediyorum. Umarım iyi sonuçlar alabiliriz.

Kısa film, uzun metraj film çekmek için bir aşama mı, neler düşünüyorsunuz bu konuda?

 Benim  şahsen film çekmekteki amacım, kafamın içindekileri göstermektir. Hayatta çektiğim zorluklar karşısında susma durumda kaldığım zamanlar oluyor ve bu benim yazmama sebep oluyor. Eğer bir gün güzel bir hikâyem varsa ve daha uzunsa kesinlikle çekerim. Bence eğer çekeceğimiz hikâyemiz kısaysa kısa; uzunsa uzun olmalı. Amaç sadece "film çekmek" olmamalı.

 Kadın  yönetmen olarak Türkiye’de ve İran’da bu alanda çalışmanın zorlukları nelerdir?

 İran’da çok güzel ve sağlam bir çevrem vardı, herkes sinemaya âşık ve birbirimize destek olan bir gruptuk. Hep beraber çalıştık. Buraya geldiğimden beri, sürekli çevre yapmaya çalıştım ama burada benim gördüğüm kadarıyla ya sinemacılar finansal sebepler için çevre yapar veya kadın olduğum için başka konulara giriş yapmak ister. Benim dezavantajım, burada üniversitede okumamaktı. Oralarda daha sağlam ilişkiler kurup  gerçek sinema aşkıyla buluşmuş insanlarla tanışmış olabilirdim diye düşünüyorum.

Türkiye’de ve İran’da kısa filme bakışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Biraz daha genellersek Türkiye, İran ve dünyada kısa filme bakışı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 İran’da kısa film çok değerli. Yapımcılar sürekli festivallerdeki  başarılı olan  kişileri keşfedip, İran sinemasının  geleceğini düşünüyorlar. Festivaller çok kaliteli, filmler çok çok başarılıdır. Ben çok yetenekli, hayal gücü ve cesareti yüksek olan kişiler tanıyorum bu festivallerden. Ayrıca bir hissi yansıtmak için çok çaba sarf ederler. Son zamanlarda İran’daki kısa filmler, bir uzun metraj film kadar bütçe ve emek veriliyor ve aynı kaliteyi sahip. Açıkçası Türkiye’deki bazı festivaller de öyle bir kalite bulamadım. Dünyadaki festivalleri sürekli takipteyim.  

Çektiğiniz kısa filmlerin senaryolarında çıkış nedenleriniz neler oluyor, daha doğrusu neler size bu senaryoları yazdırıyor?

Yukarda bahsetmiştim ama gerçek hayatta konuşamadığım, susmak zorunda kaldığım veya konuşmaktan daha fazlasını  hissettiğim bir zamanlarda yazıyorum.

"OYUNCU DA YÖNETMEN KADAR EMEK VERMELİDİR"

Oyuncu seçiminde iş kısa film olunca zorluk çıkıyor mu? Bu aşamada İran ve Türkiye ilgili kıyaslama yapabilir misiniz?

İran’da hem sinema hem tiyatro oyuncuları yardımcı olurlar. Burada çekmek istediğim kısa film için 150 oyuncunun audition izledikten sonra ve kaç gün prova yapılmasına rağmen, test gününde oyuncuların performanslarını düşük buldum. Hikâyeyi anlatmak istemiyorum ama bence iyi bir fırsat oyuncunun karşısına çıktığında, en iyi performansı vermelidir. Özellikle kamera karşısında oynamayan tiyatro oyuncular için büyük bir avantaj ve bunu değerlendirmelilerdir. Oyuncu da yönetmen kadar emek vermelidir.

Sinema sektöründe kariyer yapmaya karar verdiğinizde bu alanda sizi etkileyen yönetmeler, filmler oldu mu?

Beni aslında çok etkileyen  yönetmenler var. Yorgos Lanthimos, Daren Aronofsky, Andrey Zvyagintsev, Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem...

Son olarak yeni projeleriniz var mı? Bu salgın döneminden nasıl etkilendiniz?

Hazır bir senaryom var ama eski kısa filmimi çekmek istediğimde, izin alamadığım için işimden ayrıldım, filmi çektim ve pandemi başladı. Her neyse iş bulmak o dönem imkânsızdı ve çok finansal problem yaşadım. Sonuçta benim en güzel günlerim, film çektiğim ve hazırlık yaptığım günler olduğu için iyi bir zaman bekliyorum. Bu sefer daha iyi şartlarla ve daha hazır olduğum zaman çok güzel bir sanat çıkartmak dileği ile.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Blood Origin, The Witcher'in öncesini anlatacak
Blood Origin, The Witcher'in öncesini anlatacak
İlker Kaleli BBC'nin The Serpent dizisine damga vurdu
İlker Kaleli BBC'nin The Serpent dizisine damga vurdu