Mürekkep Kısa Film Söyleşileri: Özgür Dereli

Mürekkep Kısa Film Söyleşileri kapsamında Özgür Dereli ile kısa film oyunculuğunu konuştuk.

Reklam
Mürekkep Kısa Film Söyleşileri: Özgür Dereli
30 Ocak 2021 - 18:10

Röportaj: Ömür Bayramoğlu

Ömür Bayramoğlu "Mürekkep Kısa Film Söyleşileri" başlığı ile uzun bir yolculuğa çıkıyor. Röportaj serisinde Bayramoğlu, son dönemin ödüllü ve dikkat çeken kısa filmlerini merceğe alacak. Filmlerin yönetmenleri, yapımcıları, oyuncuları bu röportaj serisinde Mürekkep Haber takipçileri ile buluşacak.

Mürekkep Kısa Film Söyleşileri'nin on yedinci konuğu oyuncu Özgür Dereli. Dokuz Eylül Üniversitesi Tiyatro Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı mezunudu olan Dereli, bugüne kadar pek çok tiyatro, dizi ve filmde rol aldı.

Mürekkep Kısa Film Söyleşileri kapsamında Özgür Dereli ile kısa film oyunculuğunu konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Özgür Dereli, 1972 de Giresun’un Bulancak ilçesinde dünyaya gelmişim. Yaklaşık 6 yıl Giresun’da yaşadıktan sonra Antalya’ya taşındık. Çocukluğum ve ilk yetişkinlik dönemim Antalya da geçti. 1987’de başladığım tiyatro yolculuğum, 1991 de İstanbul’a gelip değerli ustam -huzur içinde uyusun- Cengiz Özyurt’un çocuk tiyatrosunda çalışmaya başlamamla ilk alın teriyle para kazanmama sebep oldu. Cengiz ağabeyin en önemli özelliği kendisinin Türkiye ve Balkanlar'da ödüller almış bir ilizyonist olması ve bu yeteneğini çocuk oyunlarıyla harmanlayıp ürünlerini bu şekilde sergiliyor olmasıydı. Kendisinin yanında yaklaşık iki yıl çalıştıktan sonra Antalya’ya Devlet Tiyatrosu açılacağını öğrendiğimde Antalya’ya gidip çalışmaya başlamak istediğimi Cengiz ağabeye söylediğimde onun cevabı;

-Oğlum, gitme burada kal, konservatuara burada hazırlan ben de sana el vereyim, yeteneğini geliştir; benim yaşım ilerliyor sen de benim oğlum sayılırsın sen kaldığım yerden devam edersin, hem de eninde sonunda geleceğin yer burası…

Kahvede Şenlik Var

olmuştu. Ama ben inat edip1993 yılında Antalya Devlet Tiyatrosunda Mustafa Avkıran, Mehmet Büyükağaoğlu, Zigrith Zeberich'den aldığımız oyunculuk, dans, diksiyon eğitimiyle 1993 sezonunda Engin Cezzar’ın yönettiği “ Bir Akdeniz Müzikali - Kadı” oyunuyla Devlet Tiyatrosu sahnesine adım atmış oldum. Ardından 1995 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde oyunculuk eğitimime başlamış oldum.1999 yılında okuldan mezun olduktan sonra Antalya’ya borcumu ödemek için Devlet Tiyatrosuna geri döndüm. Antalya’da 2003 yılına kadar çalıştım. Bu süreçte Akdeniz Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışma fırsatım oldu. 2001 yılında mezun olduğum okulda yüksek lisans eğitimime başlasam da eğitimimi 17 yıl sonra 2018 yılında afla geri dönerek tamamlama fırsatını bulabildim. 2004 yılında Cengiz ağabeyin söylediği gibi İstanbul’a taşındım. 2014 yılında başladığım İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda oyunculuk kariyerime devam etmekteyim.

Rol aldığınız kısa filmlerde oynamayı kabul etmenizdeki en önemli unsur neydi? Kısa filmlerde oyuncu olarak o filmde rol almanızı etkileyecek unsurlar neler? Kısa filmlerin oyuncu açısından uzun metrajdan bir farkı var mı?

Rol aldığım kısa filmlerde oynamayı kabul etmemdeki en önemli sebep (Mehmet Tığlı ile tanışana kadar) öğrenci filmlerine yardımcı olmak ama bir yandan da bu filmlerde oynarken kendi oyunculuk deneyimimi geliştirebilmekti. Çünkü her ne kadar kısa film olsa da sonuçta yapılan iş sinema filmiydi. Benim bu konuda en büyük şansım oynadığım kısa filmlerde başrol oynamamdı. İllaki gelen senaryolarda seçici olmaya çalışıyordum. Bu tarz filmlerin çok fazla maddi bir karşılığı yoktur. Oyuncu ister istemez oynayacağı role odaklanıyor. Bu yüzden de ben şanslı bir oyuncuyum. Ne zaman Mehmet Tığlı ile çalışma fırsatı buldum o zaman anladım ki kısa filmlerin de uzun metrajlardan bir farkı yok. Tek fark çalışma süresi daha kısa. Mehmet Tığlı projeleri tam bir sanatsallık içerdiği için onun kısa film projeleri bana göre Türkiye'de adı önemli yönetmenlerinin uzun metraj  projelerinden bir farkı olmadığını gösterdi.

Bana göre kısa film senaryoları basit ya da geçiştirilecek bir senaryo tipi değil. Uzun metraja göre senaryo konusunda işiniz daha zor. Çünkü uzun metrajda işlediğiniz konuyu ya da hikayeyi anlatma zamanlamanız, altını çizmek istediğiniz durum, oyuncunun rol yapma durumunu göz önünde bulundurduğunuzda bol minütajınız var. Fakat kısa filmde hikaye, rol yapma, konuyu anlatma zamanlamanız daha kısa olduğu için (filmin süresi bakımından) işiniz daha zor. Hikayenizi en kısa zamanda en iyi şekilde anlatmalısınız. Oyunculuğunuzu da en iyi şekilde, en iyi performansla göstermek durumunda olduğunuzdan kısa film çalışması daha zor gelmektedir bana.

Elveda Rumeli

Oyuncu seçimine gelince; Mehmet Tığlı ile “ Bir Vapur Masalı” filminde oyuncu olarak çalışma fırsatımın yanında diğer kısa filmlerinde hem “cast direkterü” hem de “oyunculuk koçluğu” yapmak şerefine erdim. Oyuncu seçimi gerçekten çok zor. Kısa filmde oyuncuyu popüler olduğu için seçme şansınız yok. Tek şansınız var “role uygunluk, en iyi performans, bu kısa süre içinde hikayenizi en iyi oynayacak oyuncu” bağlamında bu kişiyi bulmak. Yani kısa filmde en büyük belirleyiciniz role uygunluk ve liyakat. Kısa filmde oyuncu seçiminde popülist yaklaşımlar çeken yönetmen bakımından dezavantaj, ben bu oyuncuyu tanıyorum nasılsa yapar, oynar tadında yaklaşan yönetmen emin olun kaybeder. Çünkü bir kısa film çekiyorsanız ve filminizi yurt dışında festivallere yollamak istiyorsanız emin olun bizim ülkemizdeki gibi filmde kim oynamış diye bakmıyorlar. Film nasıl çekilmiş, hikaye nasıl dile getirilmiş, oyuncu performansı -kim olduğuna bakılmadan- konusunda değerlendiriliyor. Bir handikap da filmde popüler oyuncu varsa işinize çok karışıyor yönetmeni hafife alıp onun doğrultusunda hareket etmeyip filmi kendi oyunculuğu içinde evriltme durumuna giriyor, bir nevi yönetmeni olumsuz etkileyebiliyorlar.

"OYUNCU ADINA KISA FİLM KÜLTÜRÜMÜZ YOK"

Oyuncu olarak kısa film çekimleri sırasında yaşadığınız zorluklar oluyor mu?

Oyuncu olarak böyle bir zorlukla karşılaşmadım. Aslında zorlukla karşılaşmak sizin beklentilerinizle alakalı. İşin özü kısa filmde size “aşk bahçesi vaat edilmiyor”.

Türkiye’de ve dünyada kısa filme bakışı oyuncu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Oyuncu bakımından Türkiye'de kısa filmlere bakış açısı çok fazla hafife alınmış durumda. Yani basit karşılanıyor. Oyuncu adına kısa film kültürümüz yok maalesef. Bunun nedeni kısa film dediğimizde öğrenci filmi diye bakılmakta, bu nedenle kısa film hafife alınmakta. Dünyada ise kısa film tam anlamıyla bir sanat mantığında görüldüğünden oyuncu gözünde bir uzun metraj neyse kısa film de aynı şekilde görülmekte.

Türkiye’de kısa film bazı yönetmenler açısından uzun metraj için bir basamak olarak değerlendiriliyor. Oyuncular açısından böyle bir değerlendirme söz konusu olabilir mi?

Kısa film bende bir oyuncu olduğum için hiçbir zaman uzun metraja yükselme basamağı olarak görülemez. Çünkü ikisi de bambaşka tarzlar. Evet kısa film oyunculuğu diye bir tarz ya da oyunculuk yaklaşımı olmamasına karşın ikisi de farklı tarzlar oyunculuk adına benim için.

Son olarak:

Mehmet hoca benim kısa filme bakış açımı değiştirmekle kalmadı oyunculuk bakış açımı, oyuncu yaklaşımımı da olumlu yönde etkileyerek bunu bir üst seviyeye taşıdı. “Bir Vapur Masalı” filmi ile ABD'den iki tane en iyi erkek ödülü alma fırsatım oldu. Bu aldığım ödüller benim oyunculuk bakış açımın “oyuncunun ne söylediği değil rolünü ciddiye alıp nasıl performans gösterdiği” şeklinde değişmesine katkı sağladı. Bunun nedeni oyuncular genel olarak tiyatroda ya da filmde ne kadar repliğim var diye bakarlar, replik az ise bu onun performansını olumsuz yönde etkilemektedir. Ama bir oyuncu bilmelidir ki hikayede ne kadar kilit noktası olduğu. Seyirci ne kadar çok replik söylendiğini izlemez düğüm noktalarını, hikayenin açarlarını ve onu etkileyecek duygularına hitap edecek en ufak bir tebessümden etkilenir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum