Melis Danişmend: Üretim konusunda en çok işime yarayan duygu...
Reklam

Melis Danişmend: Üretim konusunda en çok işime yarayan duygu hüzün

Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Melis Danişmend ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

08 Ağustos 2020 - 21:41 - Güncelleme: 08 Ağustos 2020 - 21:59

Röportaj: Yusuf Çifci

Melis Danişmend, Kasım 2010 yılında Daha Az Renk’i yayınladı. Ocak 2013'te çıkan ikinci albümü Biraz Gülmek İstiyordum’u, 2016 yılında ise üçüncü albümü olan Ve Ev'i hayranlarının beğenisine sundu. Kendi şarkılarını kendi yazıyor ve söylüyor. Zaten bu yüzden müzik otoriteleri tarafından kendi şarkılarını yazan en başarılı müzisyenler arasında gösteriliyor.

Sadece müzikle ilgilenmiyor Melis Danişmend. Aynı zamanda başarılı da bir gazeteci. Daha önce Vizyon, ''Radikal'', Sabah, ''Rolling Stone Türkiye'' ve InStyle Türkiye gibi dergi ve gazetelerde muhabir, editör, yazı işleri müdürü konumlarında çalışan, yazılar yazan, bir dönem televizyon ve radyo programları da hazırlayan Danişmend, şu anda Gazete Kadıköy ve redbull.com için yazılar yazıyor.

Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Melis Danişmend ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

26 Temmuz Pazar akşamı online bir konser verdiniz. Karantina sürecinde pek çok sanatçı online konser verdi ama sizin konseriniz bir de biletliydi. Nasıl bir deneyimdi?

İlginç bir deneyimdi açıkçası. Hayatlarımız, işlerimiz, kısacası her şeyin değiştiği, kuralların baştan yazıldığı bir dönem yaşıyoruz. Travmatik tarafları da var, yeni tecrübeler sebebiyle yeni şeyler öğrendiğimiz de oluyor. Karışık ama ilginç. Zor ama öğretici. 

Peki müzikseverlerin konsere ilgisini nasıl buldunuz?

Gelen mesajlar ve yorumlar bizi memnun etti. Yayını gerçekleştiren myopenstage.com’a da güzel yorumlar gelmiş. İlk kez gerçekleştirdiğimiz bir model için tatmin edici bir sonuç aldığımızı düşünüyorum.

Biletli online konser etkinliğini daha önce Redd grubu ve Harun Tekin de denemişti. Sizce bu online konser işinin devamı gelir mi? Ya da daha net sorayım: Karantina sonrası da online konser işine girişilir mi?

Virüsün bundan sonra hayatımızı nasıl etkileyeceği hala son derece belirsiz. Bizi nasıl bir gelecek bekliyor, normalleşme ne ölçüde mümkün olacak bilmiyoruz. Bu yüzden yeni konser modellerinin uygulanmaya devam edilmesi sanırım kaçınılmaz olacak. Sahne üzerinde, arkasında, önünde, çevresinde olan herkes için bambaşka, yeni, belirsiz aylar geçiriyoruz. Alıştığımız her şey geride kaldı ve sektörün batmaması için alternatif çözümler yaratmaya çalışıyoruz. Yani bugünü geçmişle kıyaslamak ya da bu yenilikleri ‘saçma’ bir model olarak yaftalamak yerine empati kurulması gereken zamanlar bunlar.

Malum pandemiden dolayı müzik sektörü son yılların en derin çöküşünü yaşıyor. Sizce bu süreçte devlet nasıl bir sınav verdi? Müzik sektörüne yeterince destek oldu mu?

Sorunun cevabını hepimiz biliyoruz sanırım. Kendi başımızın çaresine bakmayı zaten yıllardır içselleştirmiştik ama böylesine zor ve yıkıcı bir süreçte bunu bir kez daha idrak etmek epey zor oldu.

Ufak ufak açık hava konserleri ile müzik sektörü canlanıyor. Alternatif müzik yapan sanatçılar için durum nasıl?

Kolay değil. Çok bilet kesen isimler için arabalı konserler ya da açık hava konserleri ufak da olsa bir çözüm olabiliyor ama ağırlıklı olarak kapalı/ufak mekânlarda çalan isimler için durum zor. Bir yandan her mekânın bahçesi, açık hava alanı olmadığı için mekânlar da sanatçı ağırlama konusunda sıkıntılar yaşıyor.

“HÜZÜNLE MÜKEMMEL ANLAŞIRIZ”

Bu arada yıl sonunda ilk kitabınızın çıkacağı duyurusunu yaptınız? Kitap ne üzerine olacak? Bir kurgu kitap mı geliyor yoksa?

Kurgu değil. Kendi hayatımdan yola çıkarak yazdığım bir kitap olacak.

Peki ya albüm? En son albümünüz olan Ve Ev’i 2016 yılında yayınladınız. Yeni albüm vakti gelmedi mi?

Kesinlikle geldi :) Yeni şarkılar yazdım ve yazmaya devam ediyorum. Bu sene yazılara ve kitaba ağırlık verdiğim için zamanlama konusunda bir şey diyemiyorum ama bir albüm ya da en azından single çıkarma konusunda istekliyim.

Bir şarkınızda “Benim kadar hüznü seven yok / Vallahi yok, inanın yok / Bıraksalar her gün ağlarım” diyorsunuz. Sahi hüzünle aranız nasıl?

Çok iyi, mükemmel anlaşırız :) Geçen gün bu konuda bana benzeyen bir arkadaşımla, “Biz niye böyleyiz ya!” diye dertleşiyorduk. Üretim konusunda en çok işime yarayan duygu hüzün ya da öfke oluyor. Belki bu sevda bundandır. Hayatı siyah-beyaz-gri filtreye bulayınca sanki daha rahat ediyorum. Ama sevdiğim o hali daha ziyade ‘kuzey hüznü’ olarak tanımlayabilirim. Yani bağıran çağıran, kendini yere atan hüzün ve acılardan pek hoşlanmam. :)

“KONU SADECE YASA UYGULAMAK DEĞİL”

Hüzün demişken son zamanlarda toplumsal olarak pek de iyi bir süreç yaşamıyoruz. Kadın cinayetleri, hayvanların hunharca öldürülmesi, tecavüz edilmesi, doğa katliamları… Bir sanatçı olarak süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Toplumsal bir cinnet halinde miyiz?

Çok korkutucu, yer yer insanı umutsuzluğa sürükleyen bir süreç bu. Kimi zaman akıl durduran, öfkeden delirten, neden ve nasıl çözüm üretilmiyor diye isyan ettiren sayısız olay yaşıyoruz. Sosyal medyada paylaşımlar yaparak olması gerekeni uygulatmak, uygulatmaya çalışmak ne kadar acı. ‘Normal’i bulmak için çırpınan insanlar olarak görüyorum bizi. 

Peki sizce yasaların uygulanması yeterli mi? Yani diyelim ki İstanbul Sözleşmesi‘ni kaldırmak kimsenin aklının ucundan bile geçmedi ve harfi harfine uygulandı. Bu canileri durdurmakta yeterli olacak mı?

Bizim çok kapsamlı, derin, ciddi bir toplumsal dönüşüm yaşamamız gerekiyor. Bazı şeylerin baştan yazılması, adlandırılması, yapılanması şart. Adalet, özgürlük, eşitlik, kadın-erkek rolleri, hak, saygı, sevgi, mahremiyet… Hepsiyle ilgili çok çok ciddi sorunlar var. Bir kere, canilerin cani olmaması öncelik olmalı. Bu savaşılması şart olan bir zihniyet. Dolayısıyla konu sadece yasa uygulamak değil. Konu bana göre insan olmayı anlamak, hatırlamak.           

MELİS DANİŞMEND’E SORDUM: 10 SORU 10 KISA CEVAP

1- İlk aldığınız albüm

İlk aldığım değil ama bana hediye edilen ilk albümü hatırlıyorum; Michael Jackson - Bad.

2- Son zamanlarda baştan sona dinlediğiniz albüm

Fiona Apple - Fetch the Bolt Cutters.

3- Sinemada izlediğiniz ilk film

Galiba Kadıköy Süreyya’da Michael Jackson - Moonwalker’ı izlemiştim.

5- İlk ezberlediğiniz şiir 

Hayatımda hiç şiir ezberleyemedim. Ezberleyenlere gıpta ederim. 

:6- Sizi en etkileyen üç kitap

Aylak Adam (Yusuf Atılgan), The Catcher in the Rye (J.D. Salinger), Yabancı (Albert Camus).

7- İlk izlediğiniz tiyatro oyunu:

Hisseli Harikalar Kumpanyası müzikali.

8- En sevdiğiniz şiir dizesi:

“Sen bana bakma / Ben senin baktığın yönde olurum.”

9- Okuduğunuz bir kitapta aklınızda kalan bir cümle

Kalemle altını çizsem de maalesef ezberimde kalmaz o cümleler.

10- Gün içinde en çok kullandığınız kelime 

Tamam.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
2020 yılında Türkiye ve dünyada en çok neler dinlendi?
2020 yılında Türkiye ve dünyada en çok neler dinlendi?
Kemal Varol: Attilâ İlhan hepimizin hayatına güçlü bir şairin izlerini bıraktı
Kemal Varol: Attilâ İlhan hepimizin hayatına güçlü bir şairin...