Moda, magazin, edebiyat, çocuk, yemek... Farklı kategorilerde çıkan dergiler mart ayında da içerikleriyle göz dolduruyor. Mürekkep Haber olarak mart ayında çıkan dergileri ve dergi içeriklerini sizler için derledik. İşte mart ayında çıkan dergilerin konu başlıkları...SABİT FİKİR’İN MART SAYISI RAFLARDA“Her yazarın huyu suyu farklıdır. Günün hangi saatinde yazmayı tercih ettiği, penceresinin nasıl bir manzaraya açıldığı, kahvaltıda ne yediği, yazarken ne giydiği yazardan yazara değişir. Doğal olarak yazarken kullandığı araçlar da farklı olur. Defter ve kalemden şaşmayanlar da vardır, aklına gelen sözcükleri doğrudan bilgisayara geçirenler de... Fakat eğer ucundan kıyısından profesyonel yazarlık yapıyorsa, ne kadar inat ederse etsin, işinin en azından son safhasında bilgisayarla haşır neşir olmak durumundadır.” sabitfikir.com'un matbu versiyonu olan SabitFikir dergisinin Mart 2015 tarihli 49. sayısının dosya başlığı, “Dijital Çağda Yazma Alışkanlıkları”... Hikmet Hükümenoğlu dosya yazısında, yeni teknolojilerle birlikte kendimizi yepyeni bir okuma evreninin içerisinde bulduğumuzu hatırlatarak, “Okuma alışkanlıklarımız değişirken yazma alışkanlıklarımız da değişiyor mu?” sorusuna yanıt arıyor:

“Bir yazarın hayatında teknolojinin çare olamayacağı temel ihtiyaçlar vardır. Örneğin hiçbir tablet uygulaması, bir kedinin ya da köpeğin yerini tutamaz. Ya da bol miktarda çayın ve kahvenin. Benim naçizane önerim, teknolojinin sunduğu kolaylıkları göz ardı etmemeniz ama seçeneklerin arasında kaybolup çok da zaman harcamamanız. Önemli olan oturup yazmak. Gerisi teferruat.” SabitFikir orta sayfalarının vazgeçilmezi halini alan Kararsız Okur infografiği de, her zamanki gibi, kapak konusunu destekliyor. Oylum Yılmaz’ın hazırladığı ve Sedat Girgin’in resimlediği Kararsız Okur, bu ay okuma labirentinde kaybolmamanın bir yolunu buluyor, çünkü nereye giderse gitsin yazı elinden tutuyor. Ayşe Çavdar ise bu sayıda, EdebiyatDışı'na Amsterdam'da süren Bungehuis İşgali’nden bir duvar yazarını, Bunge’ı konuk ediyor; yazma eylemini anonimleştirirken politikleştiren bu yazma haline bakıyor.TÜRK EDEBİYATI DERGİSİ MART SAYISITürk Edebiyatı dergisinin Mart sayısı yine okuyucularının karşısına yeni ve güzel bir muhteva ile çıkıyor. Dergide 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz zaferimiz Şehzade Süleyman ve Namık Kemal’in kabirleri merkeze alınarak işlenmiş. Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın -lakabıyla anacak olursak “Feylesof Rıza”- musikiyle olan ilişkisini Prof Dr. Abdullah Uçman bir mektupla anlatıyor. Abdullah Uçman, yazdklar ve sohbetleriyle Rıza Tevfik konusunda Türkiye’de en fazla araştırmanın sahibi olarak tanınıyor. Dergideki ilginç bir konu da Küçük Prens… Telif hakları kanunu kapsamından çıkan bu dünya klasiği bir anda kitapçı vitrinlerini doldurdu. Onlarca yayınevi bu eseri bastı. Türk Edebiyatı dergisinde Yusuf Çağlar, Küçük Prens’in Türkiye sergüzeştini okuyucuyla paylaşıyor.Beşir Ayvazoğlu, “Hasbıhal”de -her sayıda olduğu- gibiderginin muhtevasını okuyuculara takdim ediyor:“Bu sayımız, fikrî eserlerinin yanı sıra dil ve sözlük çalışmalarıyla yakından tanıdığınız D. Mehmet Doğan’ın, Ömrüm Ankara adlı kitabı hakkında Mehmet Kurtoğlu’nun sorularına verdiği cevaplarla başlıyor. Ankaralı bir yazar olan ve ömrünün büyük bir kısmı Ankara’da geçen Doğan, edebî tadlar da taşıyan bu kitabında, genellikle Anadolu’nun ortasında çorak, kuş uçmaz kervan geçmez bir kasaba olarak tarif edilen Ankara’nın aslında köklü bir medeniyet şehri olduğunu, yani “derin Ankara”yı anlattı.18 Mart 2015, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. yılı. Bu vesileyle, ben de Çanakkale destanının sembolü haline gelen iki türbeyi, Bolayır’daki Şehzade Süleyman Paşa ve Namık Kemal türbelerini anlatmaya çalıştım. Birinci Dünya Harbi sırasında savaşmak için veya başka vesilelerle Çanakkale’ye gidenler, müttefik domanmasının bombardımanı sırasında ciddi zarar gören bu türbelere mutlaka uğruyor, lahitlerin mermerleri üzerine “İntikamınızı alacağız, sevgili babamız!” gibi sözler yazıyorlardı. Bu yazıda, projesi Tevfik Fikret tarafından yapılan Namık Kemal türbesinin yıkılmadan önceki halini gösteren bir kartpostal fotoğrafı da göreceksiniz. Exupéry’nin ölümünün üzerinden 70 yıl geçtiği için piyasayı çok sayıda Küçük Prens’in istila etmesi dolayısıyla şu sıralarda telif hakları meselesi tartışılıyor. Elinizdeki sayıda bu konuda iki yazı var. Harun Tuncer, telif hakları konusunun tarihçesine ve bu konunun Osmanlı aydınlarınca nasıl değerlendirildiğine dair ilgi çekici bir yazıyla aramıza katıldı. Yusuf Çağlar da Küçük Prens’in Türkiye macerasını ele aldı. Bilindiği gibi, Telif Hakları Kanunu’na göre, telif eserler yazarının vefatından 70 yıl sonra kamu malı haline geliyor ve bu eserleri isteyen herkes basabiliyor.ALTYAZI: BIRDMAN ve SİNEMADA UZUN PLANAltyazı Aylık Sinema Dergisi Mart sayısında, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil dört dalda Oscar ödülü kazanan Alejandro González Iñárritu imzalı Birdman’i kapağına taşıyor. Broadway’de sahneleyeceği oyuna hazırlanan eski bir Hollywood yıldızının trajikomik öyküsünü anlatan film upuzun tek bir planda çekilmiş izlenimi veriyor. Filmin bu biçimsel özelliğinden yola çıkarak sinemada uzun plan kullanımının tarihine ve ne gibi anlamlar ürettiğine bakan inceleme yazısı bu ay Altyazı’da okunabilir.
HER ŞEYİN TEORİSİ
Genç oyuncu Eddie Redmayne’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü kazandıran Her Şeyin Teorisi (The Theory of Everything), 20. yüzyılın en önemli bilim insanlarından Stephen Hawking’in yaşam öyküsünü ve eşiyle ilişkisini konu edinen bir dram. Teldeki Adam (Man on Wire) ile En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan James Marsh’ın yönettiği filmle ilgili değerlendirme yazısı bu ay Altyazı’da.SÖYLEŞİLER: GUY MADDIN & PEDRO COSTA
Son filmi Yasaklı Oda (The Forbidden Room) ile !f İstanbul’a konuk olan usta yönetmen Guy Maddin ile sinema tarihine hapsolmuş kayıp filmler üzerine gerçekleştirilen söyleşi bu ay Altyazı’da okunabilir. Dergide ayrıca son filmi At Parası’nda (Cavalo Dinheiro) göçmenlerin korku ve hayallerini perdeye taşıyan Portekizli yönetmen Pedro Costa ile yapılan söyleşi de yer alıyor.KESİK’İN AÇTIĞI YERDEN
Türkiye sinemasının Ermeni Soykırımı konusundaki sessizlik yeminini bozan Fatih Akın imzalı Kesik, soykırımın sinemada temsil edilebilirliği meselesini yeniden gündeme getirdi. Umut Tümay Arslan’ın bu ay Altyazı’da yer alan incelemesi Kesik’ten ve film üzerine yazılanlardan yola çıkarak sinemada soykırımın ele alınış biçimleri üzerine kafa yoruyor.ALTYAZI’da ayrıca
Aşk Başkadır (Love is Strange): Evlenip evsiz kalan bir eşcinsel çiftin öyküsü
Narın Rengi (Sayat Nova): Sergey Parajanov’dan görsel bir şiir
Enigma (The Imitation Game): Kanlı canlı biyografi
Pasolini: Abel Ferrara’dan Pasolini’nin son günü üzerine
Yaban (Wild): Yoldan çıkamamaya dair
Keskin Nişancı (American Sniper): Militarizmin kara ironisi
Hayatın Kendisi (Life Itself): Bir Roger Ebert hatıratı
Jupiter Yükseliyor (Jupiter Ascending): Wachowskilerden gürültülü bir gösteri
Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey): Sado-mazoşist bir muhafazakârlık
Oyuncu (Actress): Belgesel sinema üzerine bir performans
Basit Sorular: Yekta Kopan’ın bu ayki soruları Enigma filmine
Ayın Kısası: Burak Çevik’ten 8 Haziran
Bir An: Ahmet Büke’den Ömer Kavur’un Gece YolculuğuBİLİM ve TEKNİK DERGİSİ MART SAYISI
Popüler bilim dergileri güncellikleri sebebiyle genelde çabuk tüketilir. Ömürleri en fazla bir aydır. Arşivimize ulaşmak, geçmiş sayılarımızı almak isteyen okuyucularımızla karşılaştıkça Bilim ve Teknik dergisi olarak sayılarımızın ömürlerinin bir aydan çok daha uzun olduğunu, referansolarak kullanıldıklarını görmek bizi gururlandırıyor. Hem de zaman zaman bir popüler bilim dergisinin odağını aşabilecek konularla ilgilenmek için bize güç veriyor. 100 yıl önce Mart ayında kazandığımız deniz savaşı ve arkasından gelen kara savaşları işte böyle bir konu. Aslında bir yılkadar süren Çanakkale Savaşları ile ilgili bir dizi yayımlamayı planlıyoruz. Bunu 2013 Nisan sayısında olduğu gibi dosya halinde değil de zamana yayarak yapmak istiyoruz. Çanakkale cephesinin gerisini konu alan Y. Doç. Lokman Erdemir’in yazısı bu yazıların ilki olacak. Bu sayının kapak konusunu ise üç boyutlu yazıcılar ortaya çıktığından beri beklenen uygulamalardan birine ayırdık: Üç boyutlu biyoyazıcılarda doku ve organ üretimi. Özlem Kılıç Ekici’nin bu ayki yazısının konusu, organ ve doku nakli için uyumlu doku bulma sürecini çok kısaltarak hayat kurtarabilecek olan bu uygulama. Dergimizin Ocak sayısında kendisi ile yaptığımız söyleşiyi yayımladığımız Dünya Kanser Kontrol Örgütü Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk ile Özlem Ak İkinci’nin 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı yeni bir söyleşiyi sayfalarımızda bulabilirsiniz.Uyuşturucu madde bağımlılığı ise çok farklı bir sağlık sorunu. Türkiye’nin “geçiş yolu” üzerinde olması ise ülkemizde uyuşturucuya başlama ve kullanma yaşını sürekli düşüren etkenlerden biri. Mücadele için gerekli hassas, hafif, kolay taşınan ve kullanılan detektörlerin yapımı için Prof. Adil Denizli’nin ve Prof. Handan Yavuz’un ekiplerinin yürüttüğü çalışma da bu ay dergimizde yer alıyor.Yüz yıl önce dünyayı şekillendirmeye çalışan bir savaşın yanı sıra kuantum fiziğinin doğuşu ile sonuçlanacak bir mücadele sürmekteydi.Bu mücadelenin öyküsünün ilk kısmını Enis Yazıcı’nın kaleminden bu ayki sayımızda bulabilirsiniz. Pınar Dündar’ın anıları hatırlamamızda o sıradaki duygularımızın etkisini konu alan yazısını ve İlay Çelik’in mercan resifi ekosistemlerinin sağlıklı işleyişi açısından önemli işlevleri olan dev istiridyeleri konu alan etkileyici görsellerle bezenmiş yazısını da ilgiyle okuyacağınıza eminiz. 31 Mart’ta sona erecek abonelik kampanyamıza olan yoğun ilginize ayrıca teşekkür ederiz.İTİBAR DERGİSİ MART 2015 SAYISIİtibar’ın 42. sayısı olan Mart sayısında iki usta hikâyeci, Yıldız Ramazanoğlu ve Necip Tosun’la yapılmış söyleşiler ve Fethi Gemuhluoğlu’ndan Nuri Pakdil’e yazılmış beş mektup öne çıkıyor.İtibar, usta çizer Hasan Aycın’ın çizgilerini yayınlamaya devam ediyor. Bu sayıda ayrıca genç çizer Ahmet Demir’in de bir çizgisi yer alıyor. Şiirleriyle dikkat çeken dergi, Ahmet Edip Başaran’ın “Raf Ömrü” isimli eseriyle şiir sayfalarını açıyor. Said Yavuz’un “Connection”, İbrahim Tenekeci’nin “Şimdi Uzakta Olan” ve Mehmet Şamil’in “Geçmiş Zaman Kazası” başlıklı şiirleriyle devam ediyor. Bu sayının diğer şairleri ise, Tuba Kaplan, Murat Koparan, Raşit Ulaş, Abdullah İlhan, Leylâ İpekçi, Adem Turan, Fatih Kınalı, Gökhan Ergür, Muhammed Sarı, Enes Talha Tüfekçi, Hasan Hüseyin Çağıran, Cengizhan Konuş, Erdem Arslan, Kâzım Berkay Özkardaş, Zeynep Tuğçe Karadağ, İbrahim Gökburun, Cevat Akkanat ve Tevfik Emre Akın.
Derginin Mart sayısının öykü sayfalarında ise Necip Tosun’un “Yorgun Irmak”, Cemal Şakar’ın “Cesetler Hemen Her Yerde”, Osman Cihangir’in “Başıboş Uçuşlar”, Cantürk Genç’in “Karkas”, Adem Tekden’in “ Dönüş 11” ve Emre Ergin’in “İkarus” öyküleri bulunuyor.Necip Tosun ve Yıldız Ramazanoğlu Söyleşileriİtibar’ın Mart sayısında Suavi Kemal Yazgıç, iki usta hikâyeciyle iki önemli söyleşi gerçekleştirmiş. İlk söyleşi Yıldız Ramazanoğlu ile. Ramazanoğlu, “Hayat Daima Yazılanlardan Daha Zengindir” başlığını taşıyan söyleşisinde daha çok öykülerine ve gezi yazılarına değiniyor. Doğu’nun Hikâye Kuramı isimli eseriyle dikkatleri yeniden üzerine çeken Necip Tosun ise, “Her Ölümsüz Aşk Bir Hikâyeye İhtiyaç Duyar” başlıklı söyleşisinde şark hikâyesi ve öykücülüğümüzle ilgili önemli tespit ve yorumlar yapıyor.Fethi Gemuhluoğlu’ndan Nuri Pakdil’e Mektuplarİhsan Fazlıoğlu düzenli yazılarına bu sayıda da devam ediyor. Fazlıoğlu’nun yeni yazısı “Nedenin Yokluğu, Yokluğun Nedenidir” başlığını taşıyor. Kemal Sayar “Merhamet ve Tabiat” başlıklı yazısıyla dergide. Hüsrev Hatemi, kadın şairlerimizden Makbule Leman hakkında yazmış. Tarık Tufan ise “Şairlerin Soruları” başlıklı yazısı ile İtibar’da. Bu sayının sürprizlerinden biri de Fethi Gemuhluoğlu’ndan Nuri Pakdil’e yazılan mektuplar. Hemen arkasından ise Hasanali Yıldırım’ın mektup türü ve Gemuhluoğlu’nun mektupları üzerine kaleme aldığı zengin inceleme yazısı geliyor.Cihan Aktaş, Ercan Yıldırım, Erol Yılmaz, Mustafa Ruhi Şirin, Yasin Şafak, Ercan Yılmaz, Mustafa Akar, Afşin Selim, Tevfik Emre Akın ve Zülfikar Kürüm yazılarıyla İtibar’ın Mart sayısına katılan diğer isimler.UMRAN: BATI NE İSTİYOR? İslâm âlemindeki sömürgecilik faaliyetlerinin yol açtığı yıkımlarla birlikte İslâm’ın ve Müslümanların Batı’ya ait olup olmadığı sorusu gündeme geldi. 1990’lardan özellikle de 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında Avrupalı düşünürler Müslümanların Batıya “entegre” olmadığı olgusundan yakınmak maksadıyla sıklıkla söz alır oldu. Şüphesiz Avrupa ve Batı’yla İslâm arasındaki mücadele bir dinin başka bir din ile mücadelesi değil. Belki Medeniyetler Çatışması savunucularının değindiği gibi medeniyetler arası mücadele hiç değil! Büyük oranda
çatışma, medeniyetin İslâm ile geçmişe dayanan kavgasından kaynaklanır. Batılılara göre İslâm ve Arap dünyasında İslâm bir tepki aracına dönüşerek, toplumlarının ilerlemesinin önünde engel olmuştur. Aslında bunun altında yatan Müslümanların düşünce ve hayat tarzının neden Batılılar gibi olmadığı sorgusudur. Bu, çokça zikredilen farklılığa, yerel, geleneksel ve İslâmî olana tahammül edemeyen tahakkümcü bir sestir.Umran dergisi meselenin çeşitli yansımalarını Talal Asad, Bedri Gencer, Ercan Yıldırım ve Cevat Özyurt’un kaleminden okurlarına sunuyor. Bilhassa Charlie Hebdo saldırısından sonra “cihadizmin” etkili bir şekilde kınanmasını içerecek bir tür teolojik reform talep edenler aslında kökleri asırlar öncesine uzanan tartışmaların yeniden alevlenmesine, hatırlanmasına vesile oldu. Aslında seküler müstağnilik İslâm’a dolayısıyla Müslümanların imanlarını sorun olarak görürken içinde bulunduğumuz modern kapitalist toplumun aşkınlıklarını tartışmaya açmayı aklının ucundan bile geçirmez!Dergide ayrıca Öner Buçukcu Yunanistan seçimlerini “Pragmatizmin Sol Hali” ekseninde yorumlayarak AB-Yunanistan düellosunu ve AB’de neler oluyor? sorusunu irdeliyor. Burhanettin Can, bireysel ve toplumsal değişmenin şartları çerçevesinde Müslümanlara sorumluluklarını hatırlatıyor. Metin Önal Mengüşoğlu, neo-klasik şiirin son temsilcisi olarak değerlendirdiği Mehmet Akif İnan’ı ele alıyor. Celaleddin Vatandaş, tesettürün modalaşması ve ruh ölümüne dikkat çekiyor.MESELE DERGİSİ MART SAYISI
Mesele kitap dergisi 99. sayında kapağına kadınların isyanını taşıdı. İktidar ve hukukla işbirliği sonucu gerçekleşen kadın cinayetleri Özgecan’ın hunharca katledilmesiyle ilk defa büyük bir toplumsal tepkiye yol açtı. Bu tepkinin izinde, hakim politik söylem ve sınırlayıcı, baskılayıcı yasalar kadının yaşamını nasıl etkiliyor, toplumsal dili nasıl dönüştürüyor? Muhafazakârlaşma kadın bedeni diyerek neyi muhafaza etmek istiyor? Mesele hem bu soruları hem de öteden beridir devam eden patriarkal düzenin etkilerini kadınlara sordu. Kadınlar, “Yasta değil isyandayız!” dedi.Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Sayı:165 Mart 2015Vuslat Dergisi, Mart sayısında Şiddet kavramını dosya konusu olarak ele alıyor. Dergi, İslam’ın korkulacak bir hayat biçimi olmadığını, huzur bulunulacak bir hayat tarzı olduğunu, dile getiriyor. İslamofobi Kavramı “İslamofobi” kavramı, ilk olarak 1990 yıllarda Batılı ülkeler tarafından kullanılmaya başlanıldı. 11 Eylül’de ABD’de ikiz kulelerin vurulmasıyla birlikte, bu kavram daha da çok dillendirilmeye başlandı. Aslında İslâm düşmanları, bunu sistematik bir şekilde insanların düşünce dünyasına yerleştirmeyi planlamışlardı. Bunun nedeni ise, Avrupa’da İslâm’ın artarak devam eden yükselişidir. Bu yükselişi durdurmak adına, Batılılar böyle bir metod uyguladılar ve hayata geçirdiler.
Batı, bunu yaparken, önce Müslümanları tahrik etmek adına birtakım eylemlerde bulunması gerekiyordu. Yani Batı’nın, Müslümanları bir şekilde tahrik etmesi, öteden beri kurdukları tuzak ve şeytani planlarıydı. Dolaysıyla da tahrik etmek adına, Müslümanların “Kutsallarına” saldırdılar. Kutsallarına hakaret edilen Müslümanlar, inançları gereği kutsallarını kimseye çiğnetmemeleri, onlar için anın vacibidir. Nitekim şuurlu Müslümanlar, bu hakaretlere karşı sessiz kalmadılar. Tepkilerini her yerde dile getirdiler. Dolaysıyla kutsallarına saldıran Müslümanlar, seslerini çıkarttıklarında, Batılı İslâm düşmanları, sinsi planlarının ikinci aşaması olan, “Müslümanları terörist” gösterme eylemlerini gerçekleştirdiler. Yani, İslâm ile terörü yan yana getirmeye çalıştılar. Oysa İslâm, “Masum bir insanın öldürülmesini, bütün insanlığın öldürülmesi” gibi gören muazzam bir medeniyettir! Hz. Muhammed (s.a.s.) Hakaret Hafızamızı çok değil, biraz geriye götürdüğümüzde, 30 Eylül 2005 tarihinde, Danimarka’da bir gazetede Rasulullah Muhammed (s.a.s.)’in karikatürü çizildi. Böylece, Müslümanların Şanlı Peygamberi’ne hakaret edildi. Müslümanlar, bu ahlâksızlığa ses çıkardıklarında, basın özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden dem vurdular. Daha sonra Fransa’da yayın yapmakta olan, Charlie Hebdo isimli mizah dergisi, 2 Kasım 2011’de Rasulullah Muhammed (s.a.s.)’i konu edinen hakaret içerikli bir karikatür yayımladı. Bu iki olay, Batı’nın İslâm’a düşman olduğunun göstergesidir. Teröristin ve korkulması gerekenin kim olduğunu öğrenmek isteyenlerin, Batı’nın yaptıklarına bakması yeterlidir. Korkulacak Bir medeniyet Varsa, O da Ancak Batı Medeniyetidir İslâm, korkulacak bir din değildir. İslâm’ın cihad anlayışında insanları öldürmek değil, insanları yanlışlarından döndürmek esastır. İslâm, bütün insanlığın yegâne huzur, barış ve mutluluk sigortasıdır. Rahmet Peygamberi olan, Rasullulah (s.a.s.)’in hayatında gayr-i müslimlere tek bir haksızlık yapıldığını isbat edilemez. İslâm’ın tarihi, adil ve şanlı bir tarihtir. Batı, İslâm’ı karalamak adına, “İslamofobi” kavramını ortaya atmıştır. Oysa korkulacak bir medeniyet varsa, o da ancak Batı medeniyetidir. Batı medeniyetinin tarihi, kâtliamlarla doludur. Müslümanlar, hiçbir zaman saldırgan taraf olmamıştır. Terörü bizzat üreten, Batı’nın kendisidir.Gonca dergisinin mart sayısı bayilerde!Çocukların ilgiyle takip ettiği, öğretirken eğlendiren dergi Gonca’nın yeni sayısı bayilerde! Hikâyeleri, şiirleri, bulmacaları ve ödüllü yarışmalarıyla çocuklara her zamanki gibi dopdolu bir içerik sunan Gonca Dergisi okuyucularına bu ay Kaydırak Eki ile Çanakkale Gezi Defteri hediye ediyor.Gonca Dergisinde Bu Ay
Dergide ilk olarak, Gonca Dergisi 11. Hikâye ve Resim Yarışması, hikâye dalı birincisi Feyza Nur Aybey’in “Kesişen Hayatlar” adlı hikâyesi okuyucuyu selamlıyor. Ekrem Özbay’ın “Pencere Pervazında” adlı şiiri lapa lapa kar yağarken Allah’ın rahmetini anlatıyor. Nasreddin Hoca, gülen yüzü ve kıvrak zekâsı ile yine hem güldürüp hem düşündürüyor. “Çamur Yutar Çiçek Açar” adlı yazısı ile Selma Özcan, kâinatın ahengini, ağaçların sırlarını, tohumun ağaca kadar olan serüvenini Goncaseverlere sunuyor. Sunmakla kalmıyor birbirinden farklı ağaçları öğretiyor. Muhabir’de, kitap kurtlarının epey hoşuna gidecek bir proje tanıtılıyor: “Kitap Okumanın Yeri ve Zamanı Yoktur”. “Sahtekârlığın Sonu” adlı çizgi hikâyede ise dikkatli olmanın önemi okuyucuya aktarılıyor. Mine Taşdemir’in “On Dakika Ders Kırk Dakika Teneffüs” adlı hikâyesi, teneffüsün kıymetini Goncalara hissettiriyor. “Peygamber Yolu” köşesinde, ahlakı her an örnek alınması gereken bir abide, Hz. Ebu Eyyub’un [r.a.], Peygamber Efendimize [s.a.s.] göstermiş olduğu saygı anlatılıyor. Gezgin Abi, her zamanki gibi Türkiye’yi diyar diyar geziyor. Sevenlerine elini bu sefer Kayseri’den sallıyor. Sır Küpü köşesinde Sümeyra Abla, zamanı kıymetli ve yerinde kullanmak için çare arıyor. Hayret Et’te, önemli bir problem işleniyor bu ay: Anlayışsızlık. Eğer’de ise Cenabı Allah’ın dağları yaratışındaki muhteşem sanat gözler önüne seriliyor. Çek Bir Kısa Film Yarışması Devam Ediyor Gonca Dergisi’nin yeni yarışması Çek Bir Kısa Film büyük bir heyecan ile devam ediyor. Başvurunun yoğun olduğu yarışmaya birbirinden güzel filmler eklenmeye başladı. Geleceğin yönetmenleri, senaristleri, kameramanları, maharetlerini Gonca Dergisi sayesinde Çek Bir Kısa Film Yarışması adı altında gün yüzüne çıkarıyor. Yurtiçi ve yurtdışındaki sinemayla ilgili dernek ve kuruluşlardan takdir toplayan yarışmanın son katılım tarihi ise 8 Mayıs 2015. Detaylı bilgi için www.cekbirkisafilm.com adresini ziyaret edebilirsiniz.Bu Ayın Hediyeleri Gonca Dergisi bu ay sevenlerine Kaydırak eki ve Çanakkale Gezi Defteri hediye ediyor. Dergi içeriğindeki sorulara cevap verenlere ise bir adet “Bilgece Oyunu”, beş adet “Matematik Oyunu”, iki adet “Kumandalı Helikopter” hediye ediyor.
Gurme lezzetlerin adresinden şarküteri alışverişi
Etli ekşili yöresel ev yemekleri
Taze balık ve leziz mezeler hafta sonunun ya da özel günlerin vazgeçilmezidir.
Kuruyemişli keklerin çekim gücü
Muz ile birbirinden lezzetli tatlılar...
Tanem Sivar'la kahve molası
Sağlıklı ol formda kal
Yerel lezzetler modern mekanlar
TRT Çocuk Dergisi’nin Mart sayısı çıktı!Yenilenen TRT Çocuk Dergisi Bulmaca, Boyama Ekleri Ve PIRDİNO Çıkartmasıyla Bayinizde.TRT Çocuk Ekranının Beğeniyle İzlediğiniz Rafadan Tayfa Ve Kuzucuk Çizgi Kahramanları da TRT Çocuk Dergisi Sayfalarında Ekranda Göremeyeceğiniz Maceralarıyla Sizleri Bekliyor.Mart Sayısı Bayilerde.ALA DERGİSİ MART SAYISI
Mart Sayısı Kapağı ve Kamera ArkasıDüğün öncesi hazırlıklar, baharın adım adım yaklaştığı anlar, yepyeni başlagınçlar için telaşlı zamanların peşimizi bırakmadığı, güzel anlarla dolu günlere geçiyoruz. Zaman az ve yapılacak onca şey içinde nereye koşacağını bilmeyen çocuklar gibi biraz sakar biraz komik haller içindeyiz. Durup, derin bir nefes almalı önce ve her şeyin mükemmel ve eksiksiz olacağına inandırmalıyız kendimizi. Elbette ufak tefek sorunlar, yolunda gitmeyen bir kaç küçük şey olacaktır. Ancak hiç bir şey sizin kadar değerli değil. Hayat zorlukların ve emeğin karşılığında hakettiğiniz tüm güzellikleri sunacaktır.İlkbahar Yaz koleksiyonlarında, dinamik ve kendinizi güçlü hissedeceğiniz bir çok tasarım, bu telaşın içinde size yardımcı olacak. Gelinlik modellerinde öne çıkan vintage tasarımlar, balık etek modelleri ve kusursuz makyaj tüyolarını sizler için en değerli uzmanlarla biraraya gelerek araştırdık. Vintage gelin makyajı hakkında bilmeniz gereken her şey mart sayımızda sizi bekliyor.Tabule Dergi Mart 2015 SayısıTakvimlerde bahar artık. Kışın ağırlığından kurtulma, baharın enerjisini ortaya çıkarma zamanı. Ama ne yazık ki Mart ayı bu enerjiyi alabileceğimiz yiyecekler açısından biraz sıkıntılı bir ay. Ne taze, temiz kış sebzesi bulmak mümkün ne de yaz sebzeleri henüz çıkmış oluyor. Dolayısıyla Mart ayında biraz ete, baklagile kayılıyor mutfaklarda. Bu nedenle bu sayıda bu duruma özel tarifler bulmanız mümkün. Sevgili Nazlı ile söz birliği etmedik ama onun da salatasında kış sebzesi ıspanağı ve barbunyayı kullanmış olması çok hoş bir tesadüf oldu.
Mart ayı bunların ötesinde bir öneme sahip. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ülkemizde son dönemde yaşanan acı olaylardan dolayı kutlamaya pek yüzümüz yok aslında. Ama bugüne kadar şiddete maruz kalarak ölen kadınlarımızı anmadan geçmeyelim. Ben bu yıl geçen yıl da olduğu gibi Tabule Dergi Mart sayısında kadına şiddete dikkat çekmeye çalıştım. Yapabilen herkes yapabildiği şekilde bu konuda elini taşın altına koyarsa bir şeyler değişmeye başlayabilir diye düşünüyorum ben. Binlerce kişiye ulaşmak şart değil, sosyal medyayı sallamak önemli değil. Çevrenizdeki bir kişiyi bu konuda bilgilendirseniz, şiddetin sadece fiziksel olmadığını anlatabilseniz kafi. Klasik olacak belki ama bence çok anlamlı olan bir dilekle bitirmek istiyorum önsözümü; Umarım günün birinde dünyada kadınların maruz kaldığı tek şiddet biçimi hamilelikleri sırasında bebekleri tarafından karınlarının tekmelenmesi olur.Modern’in Mart Sayısı Yayında!Modern Dergi’nin Mart 2015 sayısı yayında! 2015 İlkbahar / Yaz trendlerinin de bulunduğu Modern’in Mart sayısını ücretsiz olarak aşağıdan okuyabilirsiniz.– 2015 İlkbahar / Yaz Trendleri– Baharda gereken en güzel şehirler– Yakın Bakış: Jamie Dornan– Kilo aldırmayan atıştırmalıklar– Evliliğe hazır mısınız?– Dekorasyonun ipuçları: Minimalizm– Magazin haberleri– Mart ayının yenilikleri– Farklı yerler için farklı kombinlerve çok daha fazlası bulunuyor.MAVİ YEŞİL DERGİSİ MART 2015 SAYISI
16. yılındaki Mavi Yeşil dergisi, Mart-Nisan 2015 tarihli 92. sayısıyla okur karşısına çıkıyor. Her bir sayısını zenginleştirerek okuruna ulaşmayı hedefleyen Mavi Yeşil dergisinin bu sayısı, Ahmet Günbaş’ın şiiriyle açılıyor. Hüseyin Peker, Melih Elhan, Özkan Satılmış, Engin Hamamcı, Azita Ghahreman, Hülya Deniz Ünal, Ömer Eski, Altay Taşkın, Deniz Yavuz, Aslıhan Tüylüoğlu ve Can Kılınç, bundan böyle Özkan Satılmış’ın özeniyle iyi şiirler okuyacağımızı umduğumuz derginin bu sayısındaki diğer şairler. Mavi Yeşil degisinin 92. sayısı, roman eleştirisi yazılarıyla dikkat çekiyor; Alper Gürkan, Ayşegül Ergül, İlker Aslan ve Gülnihal Kutluk, bu alandaki yazılarıyla dergiye zenginlik kattılar. Ertuğrul Aydın, Gökhan Özcan, Ahmet Say, İsmail Delihasan ve Yusuf Bal, okurlarımızın seveceği yazılarıyla bu sayıdalar. Samet Karaçul, Hayko Bağdat’ın“Salyangoz” adlı kitabını; Yıldırım Türk de Hasan Öztürk’ün öykü ve roman eleştirilerinden oluşan “Kurmaca ve Gerçeklik” adlı kitabını değerlendirdi. 92.sayının öykü yazarları; Ekrem Sakar, Müge Bayraktar ve Kemal Çavuş
HER ŞEYİN TEORİSİGenç oyuncu Eddie Redmayne’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü kazandıran Her Şeyin Teorisi (The Theory of Everything), 20. yüzyılın en önemli bilim insanlarından Stephen Hawking’in yaşam öyküsünü ve eşiyle ilişkisini konu edinen bir dram. Teldeki Adam (Man on Wire) ile En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan James Marsh’ın yönettiği filmle ilgili değerlendirme yazısı bu ay Altyazı’da.SÖYLEŞİLER: GUY MADDIN & PEDRO COSTA
Son filmi Yasaklı Oda (The Forbidden Room) ile !f İstanbul’a konuk olan usta yönetmen Guy Maddin ile sinema tarihine hapsolmuş kayıp filmler üzerine gerçekleştirilen söyleşi bu ay Altyazı’da okunabilir. Dergide ayrıca son filmi At Parası’nda (Cavalo Dinheiro) göçmenlerin korku ve hayallerini perdeye taşıyan Portekizli yönetmen Pedro Costa ile yapılan söyleşi de yer alıyor.KESİK’İN AÇTIĞI YERDEN
Türkiye sinemasının Ermeni Soykırımı konusundaki sessizlik yeminini bozan Fatih Akın imzalı Kesik, soykırımın sinemada temsil edilebilirliği meselesini yeniden gündeme getirdi. Umut Tümay Arslan’ın bu ay Altyazı’da yer alan incelemesi Kesik’ten ve film üzerine yazılanlardan yola çıkarak sinemada soykırımın ele alınış biçimleri üzerine kafa yoruyor.ALTYAZI’da ayrıca
Aşk Başkadır (Love is Strange): Evlenip evsiz kalan bir eşcinsel çiftin öyküsü
Narın Rengi (Sayat Nova): Sergey Parajanov’dan görsel bir şiir
Enigma (The Imitation Game): Kanlı canlı biyografi
Pasolini: Abel Ferrara’dan Pasolini’nin son günü üzerine
Yaban (Wild): Yoldan çıkamamaya dair
Keskin Nişancı (American Sniper): Militarizmin kara ironisi
Hayatın Kendisi (Life Itself): Bir Roger Ebert hatıratı
Jupiter Yükseliyor (Jupiter Ascending): Wachowskilerden gürültülü bir gösteri
Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey): Sado-mazoşist bir muhafazakârlık
Oyuncu (Actress): Belgesel sinema üzerine bir performans
Basit Sorular: Yekta Kopan’ın bu ayki soruları Enigma filmine
Ayın Kısası: Burak Çevik’ten 8 Haziran
Bir An: Ahmet Büke’den Ömer Kavur’un Gece YolculuğuBİLİM ve TEKNİK DERGİSİ MART SAYISI
Popüler bilim dergileri güncellikleri sebebiyle genelde çabuk tüketilir. Ömürleri en fazla bir aydır. Arşivimize ulaşmak, geçmiş sayılarımızı almak isteyen okuyucularımızla karşılaştıkça Bilim ve Teknik dergisi olarak sayılarımızın ömürlerinin bir aydan çok daha uzun olduğunu, referansolarak kullanıldıklarını görmek bizi gururlandırıyor. Hem de zaman zaman bir popüler bilim dergisinin odağını aşabilecek konularla ilgilenmek için bize güç veriyor. 100 yıl önce Mart ayında kazandığımız deniz savaşı ve arkasından gelen kara savaşları işte böyle bir konu. Aslında bir yılkadar süren Çanakkale Savaşları ile ilgili bir dizi yayımlamayı planlıyoruz. Bunu 2013 Nisan sayısında olduğu gibi dosya halinde değil de zamana yayarak yapmak istiyoruz. Çanakkale cephesinin gerisini konu alan Y. Doç. Lokman Erdemir’in yazısı bu yazıların ilki olacak. Bu sayının kapak konusunu ise üç boyutlu yazıcılar ortaya çıktığından beri beklenen uygulamalardan birine ayırdık: Üç boyutlu biyoyazıcılarda doku ve organ üretimi. Özlem Kılıç Ekici’nin bu ayki yazısının konusu, organ ve doku nakli için uyumlu doku bulma sürecini çok kısaltarak hayat kurtarabilecek olan bu uygulama. Dergimizin Ocak sayısında kendisi ile yaptığımız söyleşiyi yayımladığımız Dünya Kanser Kontrol Örgütü Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk ile Özlem Ak İkinci’nin 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı yeni bir söyleşiyi sayfalarımızda bulabilirsiniz.Uyuşturucu madde bağımlılığı ise çok farklı bir sağlık sorunu. Türkiye’nin “geçiş yolu” üzerinde olması ise ülkemizde uyuşturucuya başlama ve kullanma yaşını sürekli düşüren etkenlerden biri. Mücadele için gerekli hassas, hafif, kolay taşınan ve kullanılan detektörlerin yapımı için Prof. Adil Denizli’nin ve Prof. Handan Yavuz’un ekiplerinin yürüttüğü çalışma da bu ay dergimizde yer alıyor.Yüz yıl önce dünyayı şekillendirmeye çalışan bir savaşın yanı sıra kuantum fiziğinin doğuşu ile sonuçlanacak bir mücadele sürmekteydi.Bu mücadelenin öyküsünün ilk kısmını Enis Yazıcı’nın kaleminden bu ayki sayımızda bulabilirsiniz. Pınar Dündar’ın anıları hatırlamamızda o sıradaki duygularımızın etkisini konu alan yazısını ve İlay Çelik’in mercan resifi ekosistemlerinin sağlıklı işleyişi açısından önemli işlevleri olan dev istiridyeleri konu alan etkileyici görsellerle bezenmiş yazısını da ilgiyle okuyacağınıza eminiz. 31 Mart’ta sona erecek abonelik kampanyamıza olan yoğun ilginize ayrıca teşekkür ederiz.İTİBAR DERGİSİ MART 2015 SAYISIİtibar’ın 42. sayısı olan Mart sayısında iki usta hikâyeci, Yıldız Ramazanoğlu ve Necip Tosun’la yapılmış söyleşiler ve Fethi Gemuhluoğlu’ndan Nuri Pakdil’e yazılmış beş mektup öne çıkıyor.İtibar, usta çizer Hasan Aycın’ın çizgilerini yayınlamaya devam ediyor. Bu sayıda ayrıca genç çizer Ahmet Demir’in de bir çizgisi yer alıyor. Şiirleriyle dikkat çeken dergi, Ahmet Edip Başaran’ın “Raf Ömrü” isimli eseriyle şiir sayfalarını açıyor. Said Yavuz’un “Connection”, İbrahim Tenekeci’nin “Şimdi Uzakta Olan” ve Mehmet Şamil’in “Geçmiş Zaman Kazası” başlıklı şiirleriyle devam ediyor. Bu sayının diğer şairleri ise, Tuba Kaplan, Murat Koparan, Raşit Ulaş, Abdullah İlhan, Leylâ İpekçi, Adem Turan, Fatih Kınalı, Gökhan Ergür, Muhammed Sarı, Enes Talha Tüfekçi, Hasan Hüseyin Çağıran, Cengizhan Konuş, Erdem Arslan, Kâzım Berkay Özkardaş, Zeynep Tuğçe Karadağ, İbrahim Gökburun, Cevat Akkanat ve Tevfik Emre Akın.
Derginin Mart sayısının öykü sayfalarında ise Necip Tosun’un “Yorgun Irmak”, Cemal Şakar’ın “Cesetler Hemen Her Yerde”, Osman Cihangir’in “Başıboş Uçuşlar”, Cantürk Genç’in “Karkas”, Adem Tekden’in “ Dönüş 11” ve Emre Ergin’in “İkarus” öyküleri bulunuyor.Necip Tosun ve Yıldız Ramazanoğlu Söyleşileriİtibar’ın Mart sayısında Suavi Kemal Yazgıç, iki usta hikâyeciyle iki önemli söyleşi gerçekleştirmiş. İlk söyleşi Yıldız Ramazanoğlu ile. Ramazanoğlu, “Hayat Daima Yazılanlardan Daha Zengindir” başlığını taşıyan söyleşisinde daha çok öykülerine ve gezi yazılarına değiniyor. Doğu’nun Hikâye Kuramı isimli eseriyle dikkatleri yeniden üzerine çeken Necip Tosun ise, “Her Ölümsüz Aşk Bir Hikâyeye İhtiyaç Duyar” başlıklı söyleşisinde şark hikâyesi ve öykücülüğümüzle ilgili önemli tespit ve yorumlar yapıyor.Fethi Gemuhluoğlu’ndan Nuri Pakdil’e Mektuplarİhsan Fazlıoğlu düzenli yazılarına bu sayıda da devam ediyor. Fazlıoğlu’nun yeni yazısı “Nedenin Yokluğu, Yokluğun Nedenidir” başlığını taşıyor. Kemal Sayar “Merhamet ve Tabiat” başlıklı yazısıyla dergide. Hüsrev Hatemi, kadın şairlerimizden Makbule Leman hakkında yazmış. Tarık Tufan ise “Şairlerin Soruları” başlıklı yazısı ile İtibar’da. Bu sayının sürprizlerinden biri de Fethi Gemuhluoğlu’ndan Nuri Pakdil’e yazılan mektuplar. Hemen arkasından ise Hasanali Yıldırım’ın mektup türü ve Gemuhluoğlu’nun mektupları üzerine kaleme aldığı zengin inceleme yazısı geliyor.Cihan Aktaş, Ercan Yıldırım, Erol Yılmaz, Mustafa Ruhi Şirin, Yasin Şafak, Ercan Yılmaz, Mustafa Akar, Afşin Selim, Tevfik Emre Akın ve Zülfikar Kürüm yazılarıyla İtibar’ın Mart sayısına katılan diğer isimler.UMRAN: BATI NE İSTİYOR? İslâm âlemindeki sömürgecilik faaliyetlerinin yol açtığı yıkımlarla birlikte İslâm’ın ve Müslümanların Batı’ya ait olup olmadığı sorusu gündeme geldi. 1990’lardan özellikle de 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında Avrupalı düşünürler Müslümanların Batıya “entegre” olmadığı olgusundan yakınmak maksadıyla sıklıkla söz alır oldu. Şüphesiz Avrupa ve Batı’yla İslâm arasındaki mücadele bir dinin başka bir din ile mücadelesi değil. Belki Medeniyetler Çatışması savunucularının değindiği gibi medeniyetler arası mücadele hiç değil! Büyük oranda
çatışma, medeniyetin İslâm ile geçmişe dayanan kavgasından kaynaklanır. Batılılara göre İslâm ve Arap dünyasında İslâm bir tepki aracına dönüşerek, toplumlarının ilerlemesinin önünde engel olmuştur. Aslında bunun altında yatan Müslümanların düşünce ve hayat tarzının neden Batılılar gibi olmadığı sorgusudur. Bu, çokça zikredilen farklılığa, yerel, geleneksel ve İslâmî olana tahammül edemeyen tahakkümcü bir sestir.Umran dergisi meselenin çeşitli yansımalarını Talal Asad, Bedri Gencer, Ercan Yıldırım ve Cevat Özyurt’un kaleminden okurlarına sunuyor. Bilhassa Charlie Hebdo saldırısından sonra “cihadizmin” etkili bir şekilde kınanmasını içerecek bir tür teolojik reform talep edenler aslında kökleri asırlar öncesine uzanan tartışmaların yeniden alevlenmesine, hatırlanmasına vesile oldu. Aslında seküler müstağnilik İslâm’a dolayısıyla Müslümanların imanlarını sorun olarak görürken içinde bulunduğumuz modern kapitalist toplumun aşkınlıklarını tartışmaya açmayı aklının ucundan bile geçirmez!Dergide ayrıca Öner Buçukcu Yunanistan seçimlerini “Pragmatizmin Sol Hali” ekseninde yorumlayarak AB-Yunanistan düellosunu ve AB’de neler oluyor? sorusunu irdeliyor. Burhanettin Can, bireysel ve toplumsal değişmenin şartları çerçevesinde Müslümanlara sorumluluklarını hatırlatıyor. Metin Önal Mengüşoğlu, neo-klasik şiirin son temsilcisi olarak değerlendirdiği Mehmet Akif İnan’ı ele alıyor. Celaleddin Vatandaş, tesettürün modalaşması ve ruh ölümüne dikkat çekiyor.MESELE DERGİSİ MART SAYISI
Mesele kitap dergisi 99. sayında kapağına kadınların isyanını taşıdı. İktidar ve hukukla işbirliği sonucu gerçekleşen kadın cinayetleri Özgecan’ın hunharca katledilmesiyle ilk defa büyük bir toplumsal tepkiye yol açtı. Bu tepkinin izinde, hakim politik söylem ve sınırlayıcı, baskılayıcı yasalar kadının yaşamını nasıl etkiliyor, toplumsal dili nasıl dönüştürüyor? Muhafazakârlaşma kadın bedeni diyerek neyi muhafaza etmek istiyor? Mesele hem bu soruları hem de öteden beridir devam eden patriarkal düzenin etkilerini kadınlara sordu. Kadınlar, “Yasta değil isyandayız!” dedi.Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Sayı:165 Mart 2015Vuslat Dergisi, Mart sayısında Şiddet kavramını dosya konusu olarak ele alıyor. Dergi, İslam’ın korkulacak bir hayat biçimi olmadığını, huzur bulunulacak bir hayat tarzı olduğunu, dile getiriyor. İslamofobi Kavramı “İslamofobi” kavramı, ilk olarak 1990 yıllarda Batılı ülkeler tarafından kullanılmaya başlanıldı. 11 Eylül’de ABD’de ikiz kulelerin vurulmasıyla birlikte, bu kavram daha da çok dillendirilmeye başlandı. Aslında İslâm düşmanları, bunu sistematik bir şekilde insanların düşünce dünyasına yerleştirmeyi planlamışlardı. Bunun nedeni ise, Avrupa’da İslâm’ın artarak devam eden yükselişidir. Bu yükselişi durdurmak adına, Batılılar böyle bir metod uyguladılar ve hayata geçirdiler.
Batı, bunu yaparken, önce Müslümanları tahrik etmek adına birtakım eylemlerde bulunması gerekiyordu. Yani Batı’nın, Müslümanları bir şekilde tahrik etmesi, öteden beri kurdukları tuzak ve şeytani planlarıydı. Dolaysıyla da tahrik etmek adına, Müslümanların “Kutsallarına” saldırdılar. Kutsallarına hakaret edilen Müslümanlar, inançları gereği kutsallarını kimseye çiğnetmemeleri, onlar için anın vacibidir. Nitekim şuurlu Müslümanlar, bu hakaretlere karşı sessiz kalmadılar. Tepkilerini her yerde dile getirdiler. Dolaysıyla kutsallarına saldıran Müslümanlar, seslerini çıkarttıklarında, Batılı İslâm düşmanları, sinsi planlarının ikinci aşaması olan, “Müslümanları terörist” gösterme eylemlerini gerçekleştirdiler. Yani, İslâm ile terörü yan yana getirmeye çalıştılar. Oysa İslâm, “Masum bir insanın öldürülmesini, bütün insanlığın öldürülmesi” gibi gören muazzam bir medeniyettir! Hz. Muhammed (s.a.s.) Hakaret Hafızamızı çok değil, biraz geriye götürdüğümüzde, 30 Eylül 2005 tarihinde, Danimarka’da bir gazetede Rasulullah Muhammed (s.a.s.)’in karikatürü çizildi. Böylece, Müslümanların Şanlı Peygamberi’ne hakaret edildi. Müslümanlar, bu ahlâksızlığa ses çıkardıklarında, basın özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden dem vurdular. Daha sonra Fransa’da yayın yapmakta olan, Charlie Hebdo isimli mizah dergisi, 2 Kasım 2011’de Rasulullah Muhammed (s.a.s.)’i konu edinen hakaret içerikli bir karikatür yayımladı. Bu iki olay, Batı’nın İslâm’a düşman olduğunun göstergesidir. Teröristin ve korkulması gerekenin kim olduğunu öğrenmek isteyenlerin, Batı’nın yaptıklarına bakması yeterlidir. Korkulacak Bir medeniyet Varsa, O da Ancak Batı Medeniyetidir İslâm, korkulacak bir din değildir. İslâm’ın cihad anlayışında insanları öldürmek değil, insanları yanlışlarından döndürmek esastır. İslâm, bütün insanlığın yegâne huzur, barış ve mutluluk sigortasıdır. Rahmet Peygamberi olan, Rasullulah (s.a.s.)’in hayatında gayr-i müslimlere tek bir haksızlık yapıldığını isbat edilemez. İslâm’ın tarihi, adil ve şanlı bir tarihtir. Batı, İslâm’ı karalamak adına, “İslamofobi” kavramını ortaya atmıştır. Oysa korkulacak bir medeniyet varsa, o da ancak Batı medeniyetidir. Batı medeniyetinin tarihi, kâtliamlarla doludur. Müslümanlar, hiçbir zaman saldırgan taraf olmamıştır. Terörü bizzat üreten, Batı’nın kendisidir.Gonca dergisinin mart sayısı bayilerde!Çocukların ilgiyle takip ettiği, öğretirken eğlendiren dergi Gonca’nın yeni sayısı bayilerde! Hikâyeleri, şiirleri, bulmacaları ve ödüllü yarışmalarıyla çocuklara her zamanki gibi dopdolu bir içerik sunan Gonca Dergisi okuyucularına bu ay Kaydırak Eki ile Çanakkale Gezi Defteri hediye ediyor.Gonca Dergisinde Bu Ay
Dergide ilk olarak, Gonca Dergisi 11. Hikâye ve Resim Yarışması, hikâye dalı birincisi Feyza Nur Aybey’in “Kesişen Hayatlar” adlı hikâyesi okuyucuyu selamlıyor. Ekrem Özbay’ın “Pencere Pervazında” adlı şiiri lapa lapa kar yağarken Allah’ın rahmetini anlatıyor. Nasreddin Hoca, gülen yüzü ve kıvrak zekâsı ile yine hem güldürüp hem düşündürüyor. “Çamur Yutar Çiçek Açar” adlı yazısı ile Selma Özcan, kâinatın ahengini, ağaçların sırlarını, tohumun ağaca kadar olan serüvenini Goncaseverlere sunuyor. Sunmakla kalmıyor birbirinden farklı ağaçları öğretiyor. Muhabir’de, kitap kurtlarının epey hoşuna gidecek bir proje tanıtılıyor: “Kitap Okumanın Yeri ve Zamanı Yoktur”. “Sahtekârlığın Sonu” adlı çizgi hikâyede ise dikkatli olmanın önemi okuyucuya aktarılıyor. Mine Taşdemir’in “On Dakika Ders Kırk Dakika Teneffüs” adlı hikâyesi, teneffüsün kıymetini Goncalara hissettiriyor. “Peygamber Yolu” köşesinde, ahlakı her an örnek alınması gereken bir abide, Hz. Ebu Eyyub’un [r.a.], Peygamber Efendimize [s.a.s.] göstermiş olduğu saygı anlatılıyor. Gezgin Abi, her zamanki gibi Türkiye’yi diyar diyar geziyor. Sevenlerine elini bu sefer Kayseri’den sallıyor. Sır Küpü köşesinde Sümeyra Abla, zamanı kıymetli ve yerinde kullanmak için çare arıyor. Hayret Et’te, önemli bir problem işleniyor bu ay: Anlayışsızlık. Eğer’de ise Cenabı Allah’ın dağları yaratışındaki muhteşem sanat gözler önüne seriliyor. Çek Bir Kısa Film Yarışması Devam Ediyor Gonca Dergisi’nin yeni yarışması Çek Bir Kısa Film büyük bir heyecan ile devam ediyor. Başvurunun yoğun olduğu yarışmaya birbirinden güzel filmler eklenmeye başladı. Geleceğin yönetmenleri, senaristleri, kameramanları, maharetlerini Gonca Dergisi sayesinde Çek Bir Kısa Film Yarışması adı altında gün yüzüne çıkarıyor. Yurtiçi ve yurtdışındaki sinemayla ilgili dernek ve kuruluşlardan takdir toplayan yarışmanın son katılım tarihi ise 8 Mayıs 2015. Detaylı bilgi için www.cekbirkisafilm.com adresini ziyaret edebilirsiniz.Bu Ayın Hediyeleri Gonca Dergisi bu ay sevenlerine Kaydırak eki ve Çanakkale Gezi Defteri hediye ediyor. Dergi içeriğindeki sorulara cevap verenlere ise bir adet “Bilgece Oyunu”, beş adet “Matematik Oyunu”, iki adet “Kumandalı Helikopter” hediye ediyor.Lezzet'in Mart sayısı bayilerde!
Kışın yıldızları ile 7 güne 7 lezzetKlasik tart hamurları, şarküteri tartlarla buluştu.Gurme lezzetlerin adresinden şarküteri alışverişi
Etli ekşili yöresel ev yemekleri
Taze balık ve leziz mezeler hafta sonunun ya da özel günlerin vazgeçilmezidir.
Kuruyemişli keklerin çekim gücü
Muz ile birbirinden lezzetli tatlılar...
Tanem Sivar'la kahve molası
Sağlıklı ol formda kal
Yerel lezzetler modern mekanlar
TRT Çocuk Dergisi’nin Mart sayısı çıktı!Yenilenen TRT Çocuk Dergisi Bulmaca, Boyama Ekleri Ve PIRDİNO Çıkartmasıyla Bayinizde.TRT Çocuk Ekranının Beğeniyle İzlediğiniz Rafadan Tayfa Ve Kuzucuk Çizgi Kahramanları da TRT Çocuk Dergisi Sayfalarında Ekranda Göremeyeceğiniz Maceralarıyla Sizleri Bekliyor.Mart Sayısı Bayilerde.ALA DERGİSİ MART SAYISI
Mart Sayısı Kapağı ve Kamera ArkasıDüğün öncesi hazırlıklar, baharın adım adım yaklaştığı anlar, yepyeni başlagınçlar için telaşlı zamanların peşimizi bırakmadığı, güzel anlarla dolu günlere geçiyoruz. Zaman az ve yapılacak onca şey içinde nereye koşacağını bilmeyen çocuklar gibi biraz sakar biraz komik haller içindeyiz. Durup, derin bir nefes almalı önce ve her şeyin mükemmel ve eksiksiz olacağına inandırmalıyız kendimizi. Elbette ufak tefek sorunlar, yolunda gitmeyen bir kaç küçük şey olacaktır. Ancak hiç bir şey sizin kadar değerli değil. Hayat zorlukların ve emeğin karşılığında hakettiğiniz tüm güzellikleri sunacaktır.İlkbahar Yaz koleksiyonlarında, dinamik ve kendinizi güçlü hissedeceğiniz bir çok tasarım, bu telaşın içinde size yardımcı olacak. Gelinlik modellerinde öne çıkan vintage tasarımlar, balık etek modelleri ve kusursuz makyaj tüyolarını sizler için en değerli uzmanlarla biraraya gelerek araştırdık. Vintage gelin makyajı hakkında bilmeniz gereken her şey mart sayımızda sizi bekliyor.Tabule Dergi Mart 2015 SayısıTakvimlerde bahar artık. Kışın ağırlığından kurtulma, baharın enerjisini ortaya çıkarma zamanı. Ama ne yazık ki Mart ayı bu enerjiyi alabileceğimiz yiyecekler açısından biraz sıkıntılı bir ay. Ne taze, temiz kış sebzesi bulmak mümkün ne de yaz sebzeleri henüz çıkmış oluyor. Dolayısıyla Mart ayında biraz ete, baklagile kayılıyor mutfaklarda. Bu nedenle bu sayıda bu duruma özel tarifler bulmanız mümkün. Sevgili Nazlı ile söz birliği etmedik ama onun da salatasında kış sebzesi ıspanağı ve barbunyayı kullanmış olması çok hoş bir tesadüf oldu.
Mart ayı bunların ötesinde bir öneme sahip. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ülkemizde son dönemde yaşanan acı olaylardan dolayı kutlamaya pek yüzümüz yok aslında. Ama bugüne kadar şiddete maruz kalarak ölen kadınlarımızı anmadan geçmeyelim. Ben bu yıl geçen yıl da olduğu gibi Tabule Dergi Mart sayısında kadına şiddete dikkat çekmeye çalıştım. Yapabilen herkes yapabildiği şekilde bu konuda elini taşın altına koyarsa bir şeyler değişmeye başlayabilir diye düşünüyorum ben. Binlerce kişiye ulaşmak şart değil, sosyal medyayı sallamak önemli değil. Çevrenizdeki bir kişiyi bu konuda bilgilendirseniz, şiddetin sadece fiziksel olmadığını anlatabilseniz kafi. Klasik olacak belki ama bence çok anlamlı olan bir dilekle bitirmek istiyorum önsözümü; Umarım günün birinde dünyada kadınların maruz kaldığı tek şiddet biçimi hamilelikleri sırasında bebekleri tarafından karınlarının tekmelenmesi olur.Modern’in Mart Sayısı Yayında!Modern Dergi’nin Mart 2015 sayısı yayında! 2015 İlkbahar / Yaz trendlerinin de bulunduğu Modern’in Mart sayısını ücretsiz olarak aşağıdan okuyabilirsiniz.– 2015 İlkbahar / Yaz Trendleri– Baharda gereken en güzel şehirler– Yakın Bakış: Jamie Dornan– Kilo aldırmayan atıştırmalıklar– Evliliğe hazır mısınız?– Dekorasyonun ipuçları: Minimalizm– Magazin haberleri– Mart ayının yenilikleri– Farklı yerler için farklı kombinlerve çok daha fazlası bulunuyor.MAVİ YEŞİL DERGİSİ MART 2015 SAYISI
16. yılındaki Mavi Yeşil dergisi, Mart-Nisan 2015 tarihli 92. sayısıyla okur karşısına çıkıyor. Her bir sayısını zenginleştirerek okuruna ulaşmayı hedefleyen Mavi Yeşil dergisinin bu sayısı, Ahmet Günbaş’ın şiiriyle açılıyor. Hüseyin Peker, Melih Elhan, Özkan Satılmış, Engin Hamamcı, Azita Ghahreman, Hülya Deniz Ünal, Ömer Eski, Altay Taşkın, Deniz Yavuz, Aslıhan Tüylüoğlu ve Can Kılınç, bundan böyle Özkan Satılmış’ın özeniyle iyi şiirler okuyacağımızı umduğumuz derginin bu sayısındaki diğer şairler. Mavi Yeşil degisinin 92. sayısı, roman eleştirisi yazılarıyla dikkat çekiyor; Alper Gürkan, Ayşegül Ergül, İlker Aslan ve Gülnihal Kutluk, bu alandaki yazılarıyla dergiye zenginlik kattılar. Ertuğrul Aydın, Gökhan Özcan, Ahmet Say, İsmail Delihasan ve Yusuf Bal, okurlarımızın seveceği yazılarıyla bu sayıdalar. Samet Karaçul, Hayko Bağdat’ın“Salyangoz” adlı kitabını; Yıldırım Türk de Hasan Öztürk’ün öykü ve roman eleştirilerinden oluşan “Kurmaca ve Gerçeklik” adlı kitabını değerlendirdi. 92.sayının öykü yazarları; Ekrem Sakar, Müge Bayraktar ve Kemal Çavuş


















