Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları
Reklam

Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nin (ANAMED) “Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu” çerçevesinde ziyaretçilerle buluşturduğu “Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları” sergisi, 1 Aralık 2019’a kadar görülebilecek.

18 Ağustos 2019 - 20:19 - Güncelleme: 18 Ağustos 2019 - 20:32

Ömür Bayramoğlu yazdı

Küratörlüğünü Lioba Theis, Su Sultan Akülker, Caroline Mang ve  ANAMED galeri  küratörleri Ebru Esra Satıcı, Şeyda Çetin’in yaptığı 25 Haziran 2019’da başlayan ve 1 Aralık 2019’a kadar ANAMED Galeri’de devam edecek olan Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları” Sergisi,   ziyaretçilere  alanının önde gelen araştırmacılarından sanat tarihçisi Marcell Restle’nin sistematik çalışma yöntemini gösterirken, Anadolu’daki Geç Antik Çağ, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kültürel varlıkları incelemeye yaşamını adamış bu tutkulu araştırmacının on yıllar boyunca oluşturduğu zengin arşivini de gözler önüne seriyor.

Sergi, bilime adanmış bir yaşamın derin izlerini taşıyan bu koleksiyonun küçük ama önemli bir parçasını içeriyor ve dört bölümden oluşuyor: İlk üç bölümde Restle’nin İstanbul, Anadolu ve Suriye’nin Havran bölgesinde yaptığı araştırmalar kronolojik olarak sergileniyor. Dördüncü bölümde ise arşivin kısa bir öyküsü teşhir ediliyor. “Arşivin Belleği” Restle’nin bir çalışma gününü nasıl geçirmiş olabileceğine, zamanını nasıl sistematik biçimde planladığına, internetin dahi olmadığı dönemde çalışırken kullandığı metotlara dair bilgiler verirken bir yandan da birçoğu artık yalnızca belleklerde kalan kültür varlıklarının kentsel yapı içerisindeki durumlarını retrospektif bir bakış açısıyla vermeyi  hedefliyor.

Marcell Restle’nin Viyana Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nün arşivi olan DiFaB’a (Bizans Araştırmaları Dijital Arşivi) bağışladığı özel koleksiyonundan, vefatından sonra üniversiteye taşınan belge ve malzemelerin büyük bir bölümü ilk kez sergileniyor. Sergide ziyaretçiler ayrıca, 1956–2000 yılları arasında oluşturulmuş zengin arşivden, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı ve mimarisi alanlarında yüzlerce fotoğraf ve yazılı belge, teknik ve fotogrametrik çizim, görüntü ve ses kayıtlarını da inceleme fırsatı sunuluyor.

1932’de Almanya’nın güneyindeki Bad Waldsee adında küçük bir şehirde dünyaya gelen Restle, Tübingen ve Münih üniversitelerinde sanat tarihi, Bizans araştırmaları ve Hıristiyanlık tarihi alanlarında eğitim alır. Bir yıl öğrencisi olduğu İstanbul Üniversitesi’nde Almanya ve Türkiye kökenli hocalardan aldığı dersler, Restle’nin önünde yeni ufuklar açar. Bizans Sanatı’ nın yanı sıra İslam Sanatı, Selçuklu ve özellikle de Osmanlı Mimarisi üzerine yaptığı çalışmalar, Viyana ve Münih üniversitelerinde bu alanlar üzerine verdiği dersler, İstanbul ve Anadolu’yu da içine alan tüm Doğu Akdeniz’e yaptığı saysız araştırma gezileri onu mimari konusunda, özellikle yapıların sistematik bir biçimde belgelenmesinde uzmanlaştırır.

Görme yetisini büyük oranda kaybetmesine yol açan yaklaşık 60 yıllık yoğun çalışma ile, Restle ardında sabrın ve emeğin ürünü binlerce slayt, fotoğraf, yazılı belge, teknik ve fotogrametik çizim, görüntü ve ses kayıtları içeren zengin bir arşiv bırakır. Bu zengin koleksiyonu Marcell Restle, ölümünden iki yıl önce, 2014 yılında, Viyana Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’ne bağışlar. Viyana ve Münih Üniversitelerinde dersler veren Restle, 1994 yılında üniversite profesörlüğü görevinden emekli olur. Verdiği dersler, yaptığı yayınlar ve gerçekleştirdiği araştırma gezileri sırasında oluşan, 17.000 slayt, 10.000’i aşkın siyah-beyaz fotoğraf, yaptığı sayısız eskiz ve ölçekli mimari çizim, ayrıca çok sayıda ses ve video kaydı içeren arşivini 2014 yılında DiFaB’a bağışlar. Marcell Restle, doğduğu şehir olan Bad Waldsee’de eski bir ortaçağ külliyesinin parçası olan Spital zum Heiligen Geist (Kutsal Ruh Hastanesi) bünyesindeki yaşlılar evinde 25 Ocak 2016’da hayata gözlerini yumar.

TÜRKİYE’DE AKADEMİK DİSİPLİN OLARAK SANAT TARİHİNİN BAŞLANGICI VE “ALMAN EKOLÜ”

Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’te kurulmasının ardında, devletin yeniden inşa edilmesinin bir parçası olarak, yeni hükümet hızla kapsamlı bir yükseköğrenim reformu başlattı. Amaç, yeni akademik kadro yetiştirmek ve Avrupalı araştırmacıların katılacağı değişim programlarını teşvik etmek, aynı zamanda yeni üniversiteler ve kurumların temellerini atmaktı. Bu süreç kapsamında, Almanya, Avusturya, İsviçre gibi Batı Avrupa ülkelerindeki eğitim sistemleri örnek alınıyordu. 1925 ve 1945 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, tarih, arkeoloji, Hititoloji ve sanat tarihi alanlarında eğitim almak üzere birçok öğrenciyi Batı Avrupa’ya özellikle de Fransa, Almanya ve Avusturya’ya gönderdi.

1929 yılında, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mimari kalıntıları belgelemek ve İstanbul ve Anadolu’nun tarihi topografyasını incelemek amacıyla, Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) İstanbul’da bir şube açtı.

1933 yılında İstanbul Üniversitesi, İsviçreli profesör Albert Malche gözetiminde kuruldu. 1933/34 itibarıyla, İstanbul Üniversitesi’nde 42 Alman profesör eğitim vermekteydi

İstanbul Üniversitesi bünyesinde Sanat Tarihi Kürsüsü ’nün kurulmasının ardından, özellikle   Alman ve Avusturyalı bilim insanları Türkiye’de sanat tarihinin bir disiplin olarak şekillendirilmesinde öncü rol oynadılar. Bu süreçte, bir yandan da Almanya ve Avusturya’da eğitim almış ve bu sayede Alman Ekolüne aşina ve disiplinler arası yaklaşımlara meyilli Türk meslektaşları da yer aldı. Ernst Diez ve Oktay Aslanapa’nın ardından, bu gelişmenin öne çıkan isimleri arasında, Marcell Restle’nin de derslerine katıldığı, Kurt Erdmann, Halet Çambel ve Semavi Eyice bulunuyordu.

1956 yılında, Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) verdiği bir bursla, Marcell Restle ilk defa Haliç üzerine kurulu bu canlı metropolü ve sahip olduğu zengin kültürel mirası görme fırsatı yakaladı. Genç sanat tarihçisinin tarihi yapılara ilişkin ayırt edici algısının oluşması da gerçekleşti ve bu gelişmeler, şüphesiz, akıl hocası ve dostu olan Kurt Erdmann’la bağlantılıydı. Kendi araştırma yöntemini öğretmek için, Erdmann öğrencilerini İstanbul ve Anadolu’daki tarihi yapıları ziyaret edecekleri gezilere götürdü. Bu geziler genç Restle üzerinde kalıcı bir etkiye sahip oldu ve Erdmann’ın yaklaşımını kendi ilgi alanlarına uyarladı

Bizans kültürüne duyduğu ilgiyi yaptığı çalışmalarla sürdürürken, Restle bir taraftan da Osmanlı mimarisinin cazibesine kapılmaya ve hayatı boyunca sürecek bir başka ilgi odağı olan ve yaptığı gözlemlere büyük faydası dokunan, modern yüzey araştırması tekniklerine merak duymaya başladı. Bu uğraşlar, onun sayısız Antik Çağ, Bizans ve Osmanlı yapısının planlarını çıkarmasına olanak tanıyacak bilgi birikimini ve beceriyi kazandırdı. Zaman içinde kapsamlı veri koleksiyonunu oluşturdu ve bu veriler günümüzde Viyana Üniversitesi, Sanat Tarihi Bölümü’nde Bizans Araştırmaları Dijital Arşivi’nin (DİFaB) parçası haline geldi.

Yıllar  içinde Restle, kentin hem Bizans hem de Osmanlı evrelerini içerecek şekilde, İstanbul’un mimarisi hakkında derinlemesine bilgi edindi. İstanbul’da geniş kapsamlı inceleme gezilerine ek olarak, daha sonra Bursa, Edirne, İznik’i ziyaret etti ve buralarda çektiği bir dizi fotoğrafla Bizans ve Osmanlı yapılarını belgeledi.

DiFaB Hakkında:

Bizans Araştırmaları Dijital Arşivi (Almanca: Digitales Forschungsarchiv Byzanz-DiFaB) 2007 yılında, Bizans’ın kültürel mirasına ayrılmış görsel bir kaynak veritabanı projesi olarak Viyana Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde profesör Lioba Theis tarafından kuruldu. Halihazırda bünyesinde Almanya ve Avusturya’daki üniversitelerde uzun yıllar görev yapmiş sanat tarihçileri Horst Hallensleben (1928-1998) ve Marcell Restle (1932-2016) tarafından bağışlanan, görsel ve yazılı belgelerin yanı sıra, görüntü ve ses kayıtlarından oluşan iki özel koleksiyon ve 2007 yılından beri düzenli olarak Lioba Theis’in başkanlığında alan uzmanlarının ve öğrencilerin katılımıyla tarihi Bizans coğrafyasına yapılan araştırma gezileri sırasında çekilen fotoğrafları barındırmaktadır.

DiFaB’in temel amacı, Bizans araştırmalarını içeren mevcut özel koleksiyonları ve araştırma gezileri sırasında elde edilen, Bizans’ın ve etkileşim içerisinde olduğu komşu kültürlerin bugün varolan maddi kalıntılarını fotoğraf yoluyla belgeleyerek, bu mirası dijital ortamda korumak ve çevrimiçi bir veritabanında hiçbir engelle karşılaşılmadan alana ilgi duyanlar icin erişilebilir hale getirmektir.

*Sergi metinleri kaynak olarak kullanılmıştır.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
​!f İstanbul’un kazananları belli oldu
​!f İstanbul’un kazananları belli oldu
Damdaki Kemancı orijinal çevirisiyle sahnelenecek
Damdaki Kemancı orijinal çevirisiyle sahnelenecek