Sakıp Sabancı Müzesi, Sabancı Vakfı katkılarıyla gerçekleştirilen Suzanne Lacy: Birlikte/Togæther sergisine paralel olarak yeni bir etkinlik programı hazırladı. “Performans Konuşmaları: Canlı Tutma Stratejileri” başlıklı seri, performans sanatının müze mekânında nasıl sürdürülebileceği ve izleyiciyle nasıl yeniden ilişki kurabileceği sorularını odağına alıyor.
Sabancı Üniversitesi Dijital Müze Uygulamaları Uzmanı Osman Serhat Karaman’ın moderatörlüğünde düzenlenecek program, 24 Şubat Çarşamba ve 5 Mart Perşembe tarihlerinde çevrim içi gerçekleştirilecek.
Performans sanatı müzede nasıl var olur?
Program, sanatçı Suzanne Lacy’nin kamusal alan ile müze arasındaki geçişi bir “çeviri” süreci olarak tanımlayan yaklaşımından hareketle kurgulandı. Konuşmalarda performansın yalnızca belgelenmiş bir geçmiş deneyim değil, her karşılaşmada yeniden anlam üreten canlı bir üretim alanı olduğu vurgulanacak.
24 Şubat’ta yapılacak ilk oturumda University College London’dan Doç. Hélia Marçal söz alacak. Marçal, performans sanatının korunmasına ilişkin yerleşik “canlılık” kavramını eleştirel bir çerçevede değerlendirecek. Performansın yalnızca kayıt ile canlı sunum arasındaki karşıtlık üzerinden değil; maddi, zamana yayılan ve ilişkisel boyutlarıyla ele alınması gerektiği tartışılacak. Ayrıca performansın müze koleksiyonlarına dahil edilmesiyle gündeme gelen sahiplik ve kurumsal sorumluluk meseleleri de politik ve toplumsal bağlamlarıyla ele alınacak.
Koruma, bakım ve zamansallık tartışması
5 Mart’taki ikinci konuşmada ise Bern University of the Arts’tan Araştırma Profesörü Hanna B. Hölling yer alacak. Hölling, çağdaş sanatın olay, bedenlenmiş eylem ve zamana dayalı süreçler biçiminde ortaya çıkmasının geleneksel koruma modellerini nasıl dönüştürdüğünü değerlendirecek.
Konuşmada performansın korunmasının yalnızca belgeleme ya da yeniden icra ile sınırlı teknik bir süreç olmadığı; bedenler, kayıtlar, nesneler, arşivler ve kurumlar arasında şekillenen çok katmanlı bir yapı içerdiği ifade edilecek. Bakım emeği, zamansallık ve çevresel kırılganlık kavramları üzerinden performans sanatının sürekliliği daha geniş bir etik çerçevede ele alınacak.





















