Mehmet Doğan’ın eserinin tek öznesi TDK Sözlükleri değil. Şarkılardan türkülere, manilerden ilahilere, müzikten bilmecelere kadar, edebiyatımızın zenginlikleri de sergileniyor. Muhayyerden hüseyniye kadar makamlar, sonra muhayyer makamından Ankara keçisine, tiftikten ‘moher’e, İngilizce yazılışı ile ‘mohair’e geçiş yapılıyor. Muhayyile mahâretleriyle ve kelimeler-heceler üzerinde hayranlık uyandıran gösterilerle okuyucunun sayfalara gömülmesine ve satırlar arasında kaybolmasına sebebiyet veren kalem oyunları sergileniyor.Kelimelerin Seyir Defteri; Türkçe meraklıları ve kelime hazinesini zenginleştirmek isteyenler için, alışkanlık yapacak türden bir kitap. ‘Kelime sihirbazı’ veya ‘kelimeler dedektifi’ olarak vasıflandırılabilecek yazarın satırlarını sâkin bir ortamda, sâlim bir kafa ile okuma fırsatını bulamayanlar, ikinci defa okumanın hazzını tadacaklardır. Eser aynı zamanda; Türkçe ders kitabıdır: Okuyucuyu; sıkmadan, yormadan sarf, nahiv, söz dizimi, kelime bilgisi, telaffuz ve etimoloji sahâsında bilgi sâhibi yapıyor. Kitabın adı; ‘Derdimiz Türkçe’ de olabilirdi, ‘Dersimiz Türkçe’ de… ‘Kamusun Namusu’ başlıklı ikinci bölümde Türkçemizin bu gün karşı karşıya bulunduğu problemlerin kökleri hakkında bilgiler veriliyor. ‘Günümüzdeki Türkçe neden bu kadar perişan? O’nu bu hâle kim getirdi?’Yazar, bu soruların cevabını açıkça yazmamış olsa da okuyucu anlıyor.Bu bölümde yer alan dikkat çekici cümleler:-1890 yılında yayınlanan Redhause Türkçe-İngilizce Sözlük’te 93.000 madde başı, 30.000 madde içi kelime vardı. 1945 yılında TDK’nın yayınladığı Türkçe Sözlük, 20.000 kelimeden ibârettir.-20. yüzyılda Türkçeye yapılan muamele, hiçbir dile yapılmadı. Hiçbir köklü millet ve topluluk, alfabesini değiştirmedi. Hiçbir medeniyet dili ‘devrim’e mâruz kalmadı.-TDK’nın 1945 yılında hazırladığı ‘Sözlük’te ‘hâfız’ kelimesinin karşılığı; ‘Kur’an’ı ezberlemiş kimse’, ‘aptal’ olarak veriliyor. Sonraki baskılarda ‘aptal’ yeterli bulunmamış, ‘ahmak’, ‘bön’ de eklenmiş.-Osmanlılar; Arapça, Farsça ve Türkçe kaynaklı terimler yaptılar. TDK bunları ‘yabancı’ sayıyor, Latince köklerden yapılmış terimleri yabancı saymıyor. İşte ‘ulusal dil’ anlayışı.-TDK başlangıçta ‘abdest’sizdi!-Dilimizi kaybedersek, her şeyimizi kaybederiz.-Gaspıralı İsmail Bey’i hatırlamazsak, kendimizi unutmuş oluruz.-Dilin Tetiği Bozuldu, dil inceliklerine meraklı olan herkes tarafından zevkle okunacak bir kitap.-Bütün dünya bilir ki dilde ‘devrim’ olmaz. Biz yaptık oldu!-Câhil bilmez, eleştirir!-Türkçe, başlangıcından beri Osmanlı Devleti’nin resmî dili idi. Delil: 1876 yılında hazırlanan Kanun-ı Esasî. (Yâni Anayasa)D. Mehmet Doğan Türkiye’nin belki de tek ‘Sözlük münekkidi’. TRK’nın deyimiyle ‘Sözlük eleştirmeni’… Sâdece münekkit değil, sâdece kelime hâzinesi zengin bir yazar değil. Ufku ve alaka alanı da çok geniş bir edebiyatçıdır. Ele aldığı kelimenin halk edebiyatındaki, divan edebiyatındaki, şarkı ve türkülerdeki yerlerini de okuyucuya sunuyor.Not: Kitabın tashih ve kontrol hizmetlerini gerçekleştiren elemanın sonraki çalışmalarında daha dikkatli olması arzu edilir.13,5 X 21,5 santim ölçülerinde 200 sayfalık kitap, Ekim 2015’de okuyucuya sunuldu.YAZAR YAYINLARI:
Müdafa Caddesi Nu: 10, Daire: 13 Kızılay, Ankara. Telefon: 0.212-417 34 72
Belgegeçer: 0.212-232 05 71 e-posta. [email protected] // www.yazaryayinlari.com
D. MEHMET DOĞAN:1947 yılında, Ankara’nın Kalecik ilçesinde doğdu.Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu’ndan 1972 yılında mezun oldu.1972-1974 yıllarında Türk Tarih Kurumu Yeni Türkiye Araştırma Merkezi’nde, 1974-1975 yıllarındaDergâh Yayınları’nda, 1977-1978 yıllarında TRT Kurumu’nda çalıştı.Türkiye Yazarlar Birliği’nin kuruluş çalışmalarını yürüttü ve Birlik Yayınları’nı kurdu. 1980’de Kültür Bakanlığı Sinema Dairesi’nde sözleşmeli film yapımcısı ve senaryo yazarı olarak çalışmaya başladı. Film Denetleme Kurulu üyeliği yaptı. Zaman Gazetesi’nin yayın kurulunda yer aldı ve bu gazetede 1986-1987 yıllarında ‘Kimlik’ başlığı altında günlük, 1991-1992 yıllarında Yörünge Dergisi'nde haftalık yazılar yazdı. 1991-1993 yıllarında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde yazarlık dersleri verdi. 1994-1996 yıllarında Vakit (Akit) gazetesinde günlük yazılar yazdı ve aynı yıllarda Birlik Medya A.Ş.’nin Genel Müdürlüğü’nü yaptı. TBMM tarafından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeliğine seçildi. Bu görevi 1996’dan 2005 yılına kadar devam etti.Hareket, Türk Edebiyatı, Mavera, İslâm, İlim ve Sanat, İzlenim ve Nehir dergilerinde yazdı. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi ve Türk Aile Ansiklopedisi’nin yayınını yönetti. Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın kurucularından olan Doğan, 1978-1996 yılları arasında Türkiye Yazarlar Birliği’nin genel başkanlığını yaptı. Hâlen Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Başkanı’dır ve Derin Tarih Dergisi’nde yazmaktadır.Yayınlanmış eserleri;Batılılaşma İhaneti (1975, 35. Baskı), Tarih ve Toplum - Toplum Yapımızın Tarihi Oluşumu (1977), Büyük Türkçe Sözlük (1981, 25. Baskı), Dil Kültür Yabancılaşma (1984, 5. Baskı), Okullar İçin Büyük Türkçe Sözlük (1984), Halka Karşı Demokrasi (1988), Camideki Şair - Mehmed Âkif (1989, 5. Baskı), İlk Sözlük (1989), Türkiye'de Darbeler, Müdahaleler ve Siyasî Sistem (1990), Bir Savaş Sonrası İdeolojisi: Kemalizm (1992), Kültürel Savaş ve Savaş Kültürü (1992), İletişim veya Dehşet Çağı (1993), Temel Büyük Türkçe Sözlük (1994), Kitaplık Kılavuzu (1996), Türkistan - Türkiye Gergefinde İran (1996), Turkendülüsiye - Hilâl Operasyonu (1998, 2. Baskı), Bir Lügat Bulamadım (2001, 2. Baskı), Yüzyılın Soykırımı (2004, 3. Baskı), Mağlubiyet ideolojisinin Sonu (2007, 3. Baskı), Devlet Sözlük Yazar Mı? (2007), İslâm Şairi - İstiklâl Şairi Mehmed Akif (2. Baskı, 2008), Son Darbe Ergenekon (2010), Türk Kimliğinin Coğrafyaları (2010), Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş (2013), Ömrüm Ankara - Bir Ankara Şehrengizi (2014), Kelimelerin Seyir Defteri (2015).DERKENAR:TÜRKÇENİN AVRUPALILAŞMASI
Kültür inkılâbımızın en mühimini ve müşkilini, şüphesiz, Türkçenin Avrupalılaşması teşkil eder. Zîrâ dilimizi bir yandan geri şark dillerinden ve İslâm tesirinden kurtarmak, öte yandan bizzat Türkçenin kelimelerini ve yapısını da Fransızcaya benzetmek, Frenkçe kelimelere de imtiyaz tanımak mecburiyetinde idik. Nitekim bu en ağır mes'ele karşısında yılmadık; Türkçeyi kısa zamanda Asyaîlikten kurtarma inkılâbını da başardık. Artık bugün Fransızcaya benzeyen bir Arı-Türkçe teşekkül etmiş, yazan ve okuyanı sıksa da, yine cazibesi herkesi sürüklemiştir.
Bu inkılâba ‘mektep’le başladık; bu kelimeyi Arabistan çöllerine sürüp yerine Paris'in güzel ecole'ünü davet ettik ve bu sayede ‘okul’ kelimesini kazandık. İlk zamanlarda genel kelimesi ile alay edenler, bugün onun generalin oğlu olduğunu anlıyor, dillerinden düşürmüyor ve ‘umûmî’ye yüz vermiyorlar. Biz millete, hâkimiyetten daha üstün olduğu için, hegemonie (hegemonia: üstünlük, tahakküm)'den gelen egemenlik hakkını verdik. Avrupalı asaleti dolayısıyle de onu Meclis'in alnına kazıdık. Kahraman Türk Paşalarının Avrupa'da bıraktığı dehşetin garplılaşmamıza engel çıkaracağını takdir ederek, generallerimizle onların generalleri arasına girmeğe muvaffak olduk. Fransızcanın -al eki olmasa idi ulusal, doğal kelimelerinin sıkıntısını çeker mi idik? Şalvar üstüne kravat ve silindir şapka yakışmadı. Fakat Arapça kelimeler dinsel, cinsel şekillerini alarak medenîleştiler ve yaşama hakkını kazandılar.
Türkçenin cümle yapısı (sentaks) mantıka uygundur; ama Avrupa dillerine aykırı idi. Bu sebeple ikinci büyük bir devrim'e ihtiyâç vardı. İşte bugün devrik cümle merakı da bundan ileri gelmiştir.
Güneş-Dil Nazariyesi sayesinde Yunan, Avrupa ve Arap dillerinin Türkçeden çıktığı isbât edilince, mevcûd bütün kelimelerin sâhibi olduğumuzu anladık. Nitekim tarihçilerimiz de bütün eski medeniyet ve kavimlerin Türklerden geldiğini meydana koymuşlardı. Meşhur İsviçreli âlim Eugene Pittard bile, bir konferansında, Türklerin ecdâdları Hititlerle iftihar edebileceklerini söyleyince, hem ilme, hem de bize hizmet etmiş sayıldı. Zîrâ, bu ifâde ile, Hititlerin Türk değil, Türklerin Hitit olduğunu pek az kimse fark etti. Bununla beraber, bu da dâvamıza aykırı değildi.
Hakikatte, Güneş-Dil, ilmî bir nazariye değil, bir siyâset, bir strateji idi ve hedefi de resmî dil sıfatıyle Türkçenin hem kelime hazînesinin, hem de -ondan daha vahîmi- bünyesinin Fransızcalaştırılması idi ki ‘Öztürkçe’ uydumasıyle bu hedefe ulaşılmış bulunmaktadır. Bu suretle dil devrimi bir müddet uyutuldu ve Arapça kelimelere ikamet hakkı tanındı. Hâlbuki bu ilmî keşiflere ağmen, Türkçenin Avrupalılaşmasına yeniden hız vermek ve aslen bizim olan Frenkçe kelimeleri almak zarureti anlaşıldı. Bilimcilerin açtığı yolda herkes de dilci oldu; her gün yeni kelimeler keşfedildi. Bu devrim de yeni bir devrimbaz nesil yetiştirdi. Arı dil, yeni Ana-Yasa'nın da himâyesine alındı.
Yeni kelimelerin % 90 uydurma olduğundan ve fakir bir Arı-Türkçenin meydana çıktığından şikâyet edenler, dil devrimini kavrayamamışlardır. Bir kere, bütün dillerde ve Avrupa lisânlarında kaidesizlikler hüküm sürerken Türkçenin bu derece mantıkî ve kıyâsî olması normal değildi; Avrupalılaşmasına da engeldi. Mekteplerden gramerin kaldırılması, gramer dışı yazıların moda olması ve herkese kelime uydurma salâhiyetinin tanınması devrimin yüksek gayesidir. Bu sayede, Türkçe, serseri kelimeler ve devrilmiş cümlelerle dolmuş ve kültür ihtilâli'nin [diğer tâbirle, jenosidinin] şaheser örneği meydana çıkmıştır.
Fakirleşmeden bahsedenler de kültür inkılâbına uymak mecburiyetindedirler. Gerçekten, dil, kültür ve muhakeme derecesine göre, kelimeye ihtiyâç gösterir. Yeni kuşak, hattâ bir kısım yüksek mevki sahibleri ve üniversite hocaları bile ağır Türkçeden kurtulmuş ve Arı dil ile rahata kavuşmuşturlar. Artık zengin dil budalalığından kurtulmalıyız. Nitekim proletarya asrında, dil zenginliği efsânesi de târihe karışmıştır. Nâzım Hikmet de, ‘düşmanıyız asaletin kelimelerde bile…’ diyerek işareti vermişti.
Böylece kültür inkılâbının sayısız zaferleri hakkında bâzı örneklere işaret etmiş bulunuyor ve bu hususlarda hâlâ bilimsel yapıtların çıkmadığına da üzülüyoruz.
(Prof. Dr. OSMAN TURAN: Türkiye’de Siyâsî Buhranın Kaynakları / Ötüken Neşriyat 2000)
KUŞBAKIŞI:
DÜNYAYA HÜKMEDEN TÜRK DEVLETLERİ:Yazar Aytekin Gezici 14 X 21 santim ölçülerinde, 366 sayfalık kitabında, aşağıdaki soruların cevabını vermeye çalışıyor:- Türklerin kurduğu hâkimiyetlerin temel özellikleri nelerdir? - Türkler nasıl Müslüman oldu? - Geçmişten günümüze Türk Devletleri Tarihi Nasıl başladı? Nasıl gelişti?- Hun Kültürü öncesinde Türk Bileşimleri nelerdir?- Türk Boyları Hangileridir? Temel Özellikleri Nelerdir? Türklerin kurdukları İmparatorluklar Hangileridir?Kitabın yayın yılı: 2013TUTKU YAYINEVİ: Şehit Mustafa Doğan Sokağı Nu: 92/1 Çankaya Ankara Tel: 0.312-442 73 95
Belgegeçer: 0.312-442 73 97 e-posta: [email protected] www.tutkuyayinevi.com
ÇAN'IN KAYIP MİRASI:Çanakkale’nin ilçesi Çan, bundan yaklaşık 200 yıl önce, orta büyüklükte bir yerleşim merkezi idi. Burada; zamanın büyük kadılarından Ali Efendi-zâde Mehmed Emin Efendi bir vakıf kurdu. Vakıf; şehrin imarından, eğitimine, din hizmetlerinden sosyal yardımlarına kadar pek çok alanda faaliyet gösterecekti. Vakıflar Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Daire Başkanı Davut Gazi Benli, bu vakfın hikâyesini anlatıyor. ÇAN BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAYINI: Telefon: 0.286-416 60 90 Belgegeçer: 0.286-416 23 66 e-posta: [email protected]. ÇİN ÜZERİNDE KIZIL YILDIZ:Çin’de 14 yıl kalmış Amerikalı gazeteci Edgar Snow, Çin Devrimi’ni anlatıyor. Enis Esmer tercüme etmiş.Snow, kuşatma altında bulunan Kızıl Bölge’ye geçmiş, Komünistler öncülüğündeki gerilla savaşının dayandığı köylüler ve Kızıl Ordu askerleriyle yüz yüze görüşmeler yapmış. Eserinde bu görüşmeler ışığında merak edilen mevzuları okuyucuya sunuyor.2015 yılında yayınlanan kitap, 14 X 20 santim ölçülerinde, 624 sayfadır.YORDAM KİTAP: Barbaros Bulvarı Nu: 47/3 Beşiktaş, İstanbul Telefon: 0.212-328 10 20 Belgegeçer: 0.212-328 19 22 e-posta: [email protected] internet: www.yordam.com KISA KISA… KISA KISA…1-ENVER: Murt Bardakçı / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları2-SÜRGÜNDEKİ HÂNEDAN: Ekrem Buğra Ekinci / Timaş Yayınları 3-KELEBEĞİN KADERİ: Başak Sayan. Destek Yayınları4- SADE/CE: Editör: Filiz Otay Demir / Remzi Kitabevi 5-BENAZİR: Yaşar Seyman / Bilgi Yayınevi


















