Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi Sergi Salonunda "Ustaya saygı, Rasin Arsebük" resim sergisini ziyaret açıyor. 17 Kasım 2015 tarihinde saat açılacak serginin açılış saati 18.00 olarak belirlendi.Rasin Arsebük Kimdir?17 Mayıs 1923’te İstanbul’da dünyaya gelir Rasin. Hukuk profesörü Esat Arsebük’ün ikinci çocuğudur. Abla Nüvit’ten sonra dünya gelen bu çocuk cılız ve güçsüzlüğüyle fazla ümit vaat etmiyor gibidir. Rasin’e görece bu zayıflı ömrü boyunca peşini bırakmaz. Daha sonra 17 yaşındayken geçirdiği çocuk felci onu bir yıl okuldan alı koymuş, yatağa bağlamıştır. Bu hastalık Rasin için önemli bir kırılma noktasıdır. Hayattan kopup, yaşamın dışında kaldığı bu yıl oldukça zorludur. Öte yandan yatağa bağlı geride bıraktığı bu zaman Rasin’i adeta yeni bir insan yapmıştır. Yeni ve bambaşka bir Rasin vardır artık. Yine öyle zayıf ve korunaksızdır belki ama yaşamın akıntısında sürüklenen değil, kendi hayat döngüsüne yön veren bir Rasin’dir.1944’te Galatasaray Lisesini biraz gecikmeli olarak bitirir. Buradan Ankara Hukuk Fakültesine geçer. Ailenin hukuk alanında dikkate değer bir ünü vardır. Bu durum başlangıçta Rasin’in de benimsediği bir gelecek tezahürüdür. Aile geçmişi düşünüldüğünde son derece güven verici ve emin bir gelecek durmaktadır. Bu duyguyla Rasin 1948 de Ankara Hukuk Fakültesini birincilikle bitirir. Bu gelecek fikrini ciddi olarak sahiplenmiş gibidir. Aynı yıl doktora için Paris’e gider.Doktora yılları Rasin için “farklı” bir yaşam fikrinin ilk kez oluştuğu ve gerçekleştiği yerdir. Resim ile burada tanışır ve ilk çalışmalarına burada başlar. İlk resmini öyküsünü kendi dilinden dinleyelim;“Hukuk doktorası yapmak için 1948-51 yılları arası Paris’teydim. 1950-51 yılını Cité Üniversiter de Amerikan pavilon’unda geçirdim. Kapı komşum Albert Bitran’dı. Bir gün bana ‘Ben buraya mimari okumaya geldim ama profesyonel ressam olmaya karar verdim ‘dedi. Bunu üzerine ben de amatör portatif şövale ve boyalarını bana sat dedim. Şövalemle balkona çıktım. Kartona yapıştırılmış bir tual aldım. Ve aşağıda karşımda duran metro istasyonun resmini yapmaya koyuldum. Bu o resimdir ve ilk resmimdir.” Yukarıda bahsettiği tablo sergide görülebilir.1951’de doktorasını bitirip yurda dönen Rasin Ankara Hukuk fakültesinde, hukuk- hukuk felsefesi ve sosyolojisi asistanlığı yağmaya başlar. Bu arada ilk evliliğini Paris’te üniversitede tanıştığı Zerrin Üçer ile yapar. (1952-54) ilk resim sergisini Ankara Helikon sanat Galerisinde açar.1957 yılı Rasin için sonraki yaşamında kendi gerçek kimliğini tanımlayan karar yılıdır. Tek bir yönü vardır artık: resim! Bunun en önemli merkezlerinden biridir Paris. Daha önce bildiği bu kente bu kez yalnızca resim yapmaya gelmiştir Rasin. Sanıldığından daha güç bir karardır aslında. Dönemin zorluklarını kendi anlatımlarından da görmek mümkün. Fakat asıl önemli olan Rasin açısından bu kararın nasıl bir seçim olduğu gerçeğini kavramaktır. Seçim eğer ret edilen bir şey varsa seçimdir gerçekte. Yaşamın genel akışı ve ya koşulların ulaştırdığı her hangi bir düzey ile bir konuda karar vermek aynı şey değildir. Rasin için son derece güvenli bir yaşam seçeneğini bir kenara itip belirsiz bir geleceğe yol almak her şeyden önce cesurcadır. Zira söz konusu seçilen her hangi bir hobi ve ya günlük uğraş değildir. Bir yaşam biçimi ret edilmiş farklı bir yaşam formu kabul edilmiştir. Üstelik amme deyimiyle O mektepli değil “alaylı” dır. Sanat camiasının kaygan zemini düşünüldüğünde neredeyse donanımsız orta yere çıkıp “ben de varım” diyebilmenin hiçte kolay olmadığı daha iyi anlaşılmaktadır.Rasin için bu dönem buhranlarla, hayatının akış yönünü ciddi anlamda etkileyen bir yığın olayla doludur. “Ressam mıyım, değil miyim” gibi içsel bir kavgayla geçen günlerdir. Zorlu yaşam koşullarında tutunmaya çalıştığı Paris’te ikinci evliliğini İclal Birsen -1958-65- ile yapar. Bu evliliğinden kızı Aslı 1960 da dünyaya gelir.1965’te İstanbul’a döner. Aynı yıl İclal hanımdan ayrılıp Muazzez İpar ile evlenir -1965-72- Muazzez hanım gerçek bir çılgındır. Rasin ile tanışmaları, ilişkilerinin başlangıcı romanlardan çalınmış güzel bir sahne gibidir.Rasin son evliliğini ise İrem Vafi ile -1972- yapmıştır. İrem Hanım gerçekten de hem adı gibi bir cennet bahçesidir hem de sığınılacak son liman. Yaklaşık kırk yıl süren bu güzel birliktelik İrem hanımın ani vefatıyla – 9 Mart 2011- son bulur. Sevgi dolu yüreği, şevkati, nezaketi hoşgörüsü ve birikimi ile gerçek bir hanımefendidir İrem Hanım. Rasin için tarifi zor bir kayıptır.Rasin’in yaşam öyküsünün tüm inişleri, çıkışları, buhran ve açmazlarında hiç değişmeyen tek şey vardır; resim. O bütün bu yıllar boyunca adeta bir taş işçisi gibi her sabah uyanır uyanmaz şövalesinin karşısına geçmiştir. Altmış yılı aşkın süre boyunca resimle bir yandan hayata olan borcunu ödemeye çalışmış öte yandan kendisini geliştirip aşma mücadelesi vermiştir. Rasin’i tanımlayacak en mütevazı kelime; ressam’dır.
Sanat
Yayınlanma: 17 Kasım 2015 - 11:05
Eskişehir'de 'Ustaya saygı, Rasin Arsebük' sergisi
"Ustaya saygı, Rasin Arsebük" sergisi Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi Sergi Salonu'nda ziyarete açılıyor.
Sanat
17 Kasım 2015 - 11:05





















