‘Kıbrıs Adası, yüzen bir uçak gemisine benzer. Adaya sâhip olan devlet Ortadoğu'yu, Türkiye'yi, Balkan ülkelerini, Kafkasları ve Türk Cumhuriyetlerini havadan; Akdeniz, Süveyş Kanalı, Kızıl Deniz ve Hint Okyanusu ile ulaşım ve ikmal yollarını denizden kontrol etme imkânına sâhip olur.
Kıbrıs Adası'nı elinde bulunduran güç, bölgedeki özellikle petrol ve doğal gaz gibi stratejik ve sanayinin belkemiğini teşkil eden enerji kaynaklarını da kontrol eder. Özellikle 2007 yılından itibaren İskenderun Körfezi enerjinin kilidi konumuna gelmiştir. Ada'nın kendi karasularındaki petrol rezervleri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Yine Kıbrıs Adası'nı elinde bulunduran taraf Asya'yı Avrupa'ya bağlayan Anadolu'yu ve Kuzey Afrika ülkelerini de kontrol altında tutabilecektir.
İşte bunun içindir ki, Kıbrıs Ada'sı yüzyıllar boyunca her zaman önemi büyük bir toprak parçası olmuştur. En önemlisi bu yeşil adada ata yadigârı topraklarımızın bulunması ve Türkiye'mize sadece 71 km mesafede olması ve hepsinden de önemlisi bütün bu stratejik önemlere ilaveten tam 307 yıl egemenliğimiz altında bulunmuş olmasıdır... Ecdat yadigârı bu topraklarda 120.000 şehidimiz yatmaktadır.
Tarihin hiçbir döneminde Kıbrıs Ada'sı Yunan'a ait olmamıştır.’
Yazar Çilingir Birinci ve İkinci Barış Harekâtından sonra da 1985-1987 yılları arasında Garnizon Komutanı olarak Kıbrıs’ta görev yapmış, doğuşuna şâhitlik ettiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin emekleme döneminde de O’na kol kanat germiş, bağımsızlığının pekişmesi için, ebed-müddet yaşayacak güçlü bir devlet olması için canla başla çalışmıştır. Çalışmalarına, emekli olduktan sonra da konferanslar vererek, makaleler ve kitaplar yazarak devam ediyor.
Atilla Çilingir’in 2006 yılında basılan ELVEDA KIBRIS isimli, 13,7 X 21,2 santim ölçülerinde 328 sayfalık kitabı; fotoğraflar, kupürler ve belgelerle, tam anlamıyla bir belgesel niteliği taşımaktadır.Kitap, Annan Planı’nın özetini verdikten sonra planın; siyasî eşitlik, sosyal adalet, egemenlik ve güvenlik açılarından incelenmesine ayrılan bölümle başlıyor. Belirlemelere göre Annan Planı tuzaklarla doludur. Kıbrıs’ta barışı sağlamak maksadıyla değil, kanlı bir iç savaşın fitilini ateşlemek ve bu ateş içerisinde Kıbrıs Adası’ndaki Türk varlığını yakarak eritmek maksadıyla hazırlanmıştır. Rum kesiminin 700.000 olan nüfusunun % 11’i, 20 yıllık zaman diliminde, KKTC’nin kalan kısımlarına yerleştirilecek, Türkiye kökenli 57.000 Türk derhal Kıbrıs’ı terk edecektir. Bu şartlar, Türkleri Ada’da azınlık konumuna düşürmek, eli kanlı militan Rumların ablukası altında tutmak demektir.Kıbrıs Türkleri, beyin yıkama metotlarıyla, Avrupa Birliği (AB) üyeliği hayalleri ve AB’den gelecek yardım havucuyla aldatılmış, çığırtkan azınlığın ‘Yes be Annem…’ yaygaralarıyla Kıbrıs Türklerinin 24 Nisan 2004 Referandumu’nda ‘Evet’ oyu kullanmaları sağlanmıştır. Cin fikirlilerin ve onlara kananların bir hesabı varsa, elbette Allah (Subhanehu ve Teala) Hazretleri’nin de bir hesabı vardır. O hesap, asırlar boyunca İ’lâ-yi Kelime-t’Ullah için kanını sebil gibi akıtan, gül bahçesine girer gibi kara toprağa giren Türkler lehine tertip edilmiştir. Yüce uygulayıcı Türkleri, can düşmanlarına ‘Hayır’ oyu verdirerek kurtarmıştır.İlahî adâletin bu şekilde tecelli ettiğine inanmayanların da kendilerine göre gerekçeleri vardır: Annan Planı ile Kıbrıs, 20 yıl içerisinde tam mânâsı ile Türklerden arındırılacak ve Ada’nın tamamı Rumların olacaktır. Tez canlı Rumların ise acelesi vardır ve bu kadar beklemeye tahammülleri yoktur. Annan Planının üzerinden 11 yıl geçmiştir, tez canlılar bir taraftan hayallerini diri tutmaya çalışırlarken, diğer taraftan Akdeniz’deki bilumum balıkların kavak ağacına yuva yapmalarını temin maksadıyla alkış tutmakla meşgul olmaktadırlar.
Ah bu tez canlılık yok mu? Gözleri öylesine döndürmüş, başlarındaki şapkayı fırlatıp atar gibi, kafatasları içindeki beyinciklerini sokağa attırmıştır ki, Annan Planı ile Türkiye’nin denizden Kıbrıs’a yaklaşmaları bile Rumların iznine bağlanıyordu. Türkler, hîn-i hâcette, soydaşlarının yardımına gidemeyeceklerdi.Yarbay Çilingir kitabında yalnızca gelişmeleri anlatmak ve tahlil etmekle yetinmiyor, Kıbrıs Türklerinin ve dahî Türkiye’nin yapmaları gerekenler konusunda da stratejiler hazırlıyor, çözümler üretiyor. Asıl önemlisi de AB sevdası uğruna, Kıbrıs’ı pazarlık masasına yatıranlara, unuttuklarını ve göremediklerini hatırlatıyor.
Ve tabiîdir ki sayfalar arasında, satırlar arkasında KKTC’nin kurucusu Merhum Mücâhit Denktaş yer alıyor. Denktaş Kıbrıs’sız olamayacağı gibi, Denktaş’sız Kıbrıs da düşünülemez. O, kurduğu devletin millî menfaatlerine ömrünü adamış bir liderdir. İnce bir nezâket göstererek 20 Nisan 2005’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmadı, siyâsetten çekildi. Fakat Kıbrıs için çalışmaktan geri durmadı. Ebedî âleme doğmasının hemen arefesinde aldığı son nefesleri arasında bile Kıbrıs’ı anıyor, ‘Devlete ve bağımsızlığa sâhip çıkın. Kıbrıs Türkünün tarihî mücâdelesini yeni nesile anlatmak herkesin vatan ve vicdan borcudur.’ Diyordu.
Şu veciz sözler; vücudunun pek çok organı iflasın eşiğinde olan fakat imânı, zekâsı ve tefekkür kabiliyeti doruklarda seyreden bir fâninin; hasta değil, ölüm yatağından insanlığa mesajıdır: ‘Devletsiz kalmak demek, her şeyiyle âciz kalmak demektir. Başkasına muhtaç olmak demektir. Devletsiz yaşayan insanlar olabilir fakat devletsiz yaşayabilen millet yoktur. Kıbrıs Türkleri, Büyük Türk milleti câmiasının ayrılmaz, kopmaz bir parçasıdır.’Sayın Denktaş’ın ebedî âleme doğmasından sonra Kıbrıs Millî Dâvâmız zannedilmesin ki sâhipsiz kalmıştır. Emekli Yarbay ve Yazar, Kıbrıs Gazisi Atilla Çilingir ve O’nunla fikir birliği yapmış mücâhit ruhlu Kıbrıs dostları, Kıbrıs için toprağa düşmüş Mehmetçiklerin canı pahasına kurtarılan vatan topraklarını düşmana teslim etmemek konusunda kararlı ve azimlidirler.TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM YAYINLARI:Cağaloğlu Yokuşu, Ergüç Han Kat: 3 Nu: 9 Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-528 66 89 Belgegeçer: 0.212-519 84 85 e-posta: [email protected]ATİLLA ÇİLİNGİR kimdir?1947 yılında Samsun'da doğdu. Atilla Çilingir, 1959 yılında ve 12 yaşındayken başladığı askerlik hayatı, emekli olduğu 1990 yılına kadar kesintisiz 31 yıl devam etti.1967 yılında teğmen rütbesi ile bu mukaddes ocakta göreve başladığı zaman, Kıbrıs olayları bütün hızıyla devam ediyordu. O yıllarda Ada'da bulunan şanlı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı'nda görev almak için defalarca dilekçe veren Teğmen Çilingir, 1974 yılının sıcak bir Temmuz sabahı kendisini Yeşil Ada'da, savaşın içinde buldu. Kıbrıs Muharebeleri'nin her safhasında başarıyla görev yaptı ve ‘Gazi ‘ unvanı ile mükâfatlandırılarak, Türkiye'ye döndü.
1974-1975 ve 1985-1987 yıllarında görev yaptığı Kıbrıs'ta, bu milli dâvâmıza sahip çıkan ve o topraklarda seve seve hayatlarını fedâ eden şehitlerimizin kan ve can bedellerinin yılmaz savunucusu bir komutan olarak 41 yıldan beri Kıbrıs dâvâmızdaki haklılığımızı savunmak adına değişik platformlarda görev aldı, almaya da devam etmektedir.Kendi isteği ve Yarbay rütbesiyle TSK'dan emekli olan Atilla Çilingir Kıbrıs davamızı anlatan 8 adet kitap yazdı.
Hâlen Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi'nin yönetim kurulunda görev yapan Çilingir, evli ve 2 çocuk sahibi olup, İngilizce bilmektedir.




















