Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde, İstanbul’un artan su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen Cendere Su Pompa İstasyonu, kentin günümüze ulaşabilmiş sınırlı sayıdaki endüstriyel miras yapıları arasında yer alıyor. II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında yaptırılan yapı, Taksim su tesislerinin yetersiz kalması üzerine geliştirilen Hamidiye Su Sisteminin önemli bir parçası olarak hizmet verdi.
Döneminde, “en saf ve kaliteli içme suyu” olarak nitelendirilen Hamidiye suları, Cendere Su İstasyonu aracılığıyla Beşiktaş Yıldız Sarayı’na kadar uzanan hat üzerindeki semtlere dağıtıldı. Tarihsel kayıtlara göre istasyondan, şehir genelindeki yaklaşık 100 çeşmeye günlük 1.200 metreküp su pompalanıyordu.
Zamanla 33 metre yüksekliğindeki tuğla bacasını kaybeden yapı, elektrikli sisteme geçilmesiyle birlikte bazı iç mekân değişiklikleri yaşasa da, özgün mimari karakterini büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaştı. 1990’lı yıllara kadar aktif olarak kullanılan istasyon, bu tarihten sonra yalnızca sınırlı sayıdaki çeşmeye su vermeye devam etti.
Yeniden işlevlendirme sürecinde, kentin kültürel ve kamusal ihtiyaçları dikkate alındı. İBB Miras tarafından yürütülen, İstanbul genelindeki kültürel miras alanlarının korunması ve kent yaşamına yeniden kazandırılması çalışmaları kapsamında ele alınan yapı, çağdaş sanat odaklı bir mekâna dönüştürüldü. Bu dönüşümle birlikte eski su istasyonu, “Cendere Sanat Müzesi” adıyla İstanbullulara açıldı.



















