Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Küçükanafarta köyünde yürütülen araştırmalar, Türk tarihinin erken dönemlerine ışık tutan son derece önemli bir bulguyu ortaya çıkardı. Yapılan incelemelerde, Orta Asya Türk defin geleneğiyle benzerlik gösteren 8 bin 731 mezar tespit edildi. Uzmanlar, Küçükanafarta Tarihi Türk Mezarlığı’nın Rumeli’ye geçen ilk Türklerin defnedildiği alanlardan biri olduğunu değerlendiriyor.
Hürriyet’te yer alan habere göre, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Eceabat’a bağlı Küçükanafarta köyünde yaklaşık 100 dönümlük bir alanda yürütülen çalışmalar, bölgenin yalnızca Osmanlı dönemine değil, çok daha erken bir Türk varlığına ev sahipliği yaptığını ortaya koydu. Mezarların yönleri, taş dizilimleri ve gömü biçimleri, Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan geleneksel Türk defin anlayışıyla örtüşen unsurlar barındırıyor.
Arkeolojik veriler, yaş analizleri ve Osmanlı arşivleri birlikte değerlendirildiğinde, Küçükanafarta’nın Türklerin Anadolu’dan Rumeli’ye geçiş sürecinde kritik bir durak olduğu anlaşılıyor. Araştırmacılar, bu alanın Ahlat gibi Türk tarihinin simgesel merkezleriyle benzer bir işlev üstlendiğini ve batıya yönelen ilk Türk topluluklarının izlerini taşıdığını vurguluyor.
Köye ait en eski resmi belgenin 1475 tarihli olması, bölgede bu tarihten çok daha önce Türk varlığının bulunduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor. Bu durum, mezarlık alanında tespit edilen definlerin önemli bir bölümünün erken Osmanlı ya da Osmanlı öncesi döneme tarihlendirilebileceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, Rumeli’ye geçiş güzergâhında yer alan Küçükanafarta, hem yerleşim hem de defin alanı olarak stratejik bir rol üstlendi.
Küçükanafarta Tarihi Türk Mezarlığı’nda ortaya çıkarılan binlerce mezar, yalnızca arkeolojik bir keşif olarak değil, Türklerin göç, iskân ve fetih süreçlerini belgeleyen somut tarihsel veriler olarak değerlendiriliyor. Alanın korunması, bilimsel çalışmaların derinleştirilmesi ve bulguların kamuoyuyla paylaşılması, Türk tarih yazımı açısından büyük önem taşıyor.
Bu keşif, Çanakkale’nin yalnızca yakın dönem savaş tarihiyle değil, Türklerin Orta Asya’dan Balkanlar’a uzanan tarihsel yolculuğunda da merkezi bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne seriyor.





















