Ankara’nın bozkırından yükselen bu anlatı, bireyin iktidarla kurduğu gerilimli ilişkiyi sahnede görünür kılıyor. Bozkır, tek bir karakter üzerinden ilerliyor ama arka planında çok katmanlı bir toplumsal panorama taşıyor.
Bir “Makbul Olmayan”ın Hikâyesi
Payidar Muhtar’ın hikâyesi, daha en başında bir uyumsuzluk üzerinden kuruluyor. Ailesi kuşaklar boyunca muhtarlık yapıyor; bir tür yerel iktidar geleneği söz konusu. Ancak Payidar, bu geleneğin doğal devamı olmuyor. Toplumun çizdiği erkeklik ve güç kodlarına uymayan bir karakter olarak konumlanıyor. Silah sevmiyor, kabadayılık yapmıyor; bu da onu daha en baştan sistemin dışına itiyor.

Kısa süreli müezzinlik deneyimi, ona sınırlı bir meşruiyet sağlıyor. Fakat pavyonda çekilen fotoğrafların ortaya çıkmasıyla bu itibar hızla çöküyor. Bu kırılma, yalnızca bireysel bir düşüş değil; toplumun ahlak ve iktidar ilişkisini nasıl kurduğunu açıkça gösteriyor. Makbul olmanın sınırları, görünenden çok daha dar ve sert çiziliyor.
Ankara: Bir Şehirden Fazlası
Bozkır, Ankara’yı yalnızca bir mekân olarak kullanmıyor; onu başlı başına bir karaktere dönüştürüyor. Misket, pavyonlar, siyasi çekişmeler… Tüm bu unsurlar bir araya gelerek kentin kültürel dokusunu sahneye taşıyor.
Oyunun dikkat çekici yönlerinden biri, politik eleştiriyi tek bir ideolojik eksene yaslamaması. Solcular, ülkücüler ve dindarlar aynı eleştirel çerçevenin içinde yer alıyor. Bu yaklaşım, metni tarafgir bir söylemden uzaklaştırıyor ve daha kapsayıcı bir eleştiri alanı açıyor.
Mecit karakteri ise bu düzenin nasıl işlediğini somutlaştırıyor. Muhtarlığı kazanıyor, ardından siyasi gücü ekonomik avantaja çevirerek emlak sektöründe yükseliyor. İktidarın yalnızca bir temsil meselesi değil, aynı zamanda bir sermaye üretim aracı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

İktidar Arzusu ve İçsel Çatışma
Payidar’ın Cumhurbaşkanı aday adayı olarak hikâyesini anlatmaya başlaması, klasik bir yükseliş anlatısı izlenimi yaratıyor. Ancak metin, bu beklentiyi tersine çeviriyor. Anlatı ilerledikçe bunun bir başarı hikâyesinden çok bir yüzleşme olduğu anlaşılıyor.
Güç, aidiyet ve benlik kavramları, Payidar’ın iç dünyasında sürekli çatışma yaratıyor. Kaybettiği iktidarı geri kazanma arzusu, onu yalnızca politik bir mücadeleye değil, kendi kimliğiyle hesaplaşmaya sürüklüyor. Bu süreçte karakter, hem geçmişiyle hem de toplumun ona biçtiği rolle karşı karşıya kalıyor.
Doğukan Polat: Anlatının Taşıyıcı Gücü
Tek kişilik bir oyunun en kritik unsuru oyunculuk performansı oluyor ve Doğukan Polat bu yükü doğrudan üstleniyor. Meddah geleneğini çağdaş bir yorumla sahneye taşıyor; anlatıyı yalnızca sözle değil, beden dili ve ses kullanımıyla da kuruyor.
Bağlama ve tef kullanımı, oyunun yerel tonunu güçlendiriyor. Bu müzikal yapı, anlatının ritmini belirliyor ve duygusal geçişleri destekliyor. Polat, sahnede sürekli bir hareket ve dönüşüm içinde kalıyor; farklı karakterleri net biçimde ayırıyor.
Seyirciyi pasif bir izleyici konumunda bırakmıyor; anlatının içine çeken bir performans sergiliyor. Mizah ile hüznü dengeli biçimde kullanıyor ve bu geçişleri keskin bir şekilde hissettiriyor.
Reji ve Sahneleme Tercihleri
Sertaç Sayın’ın rejisi, metnin çok katmanlı yapısını sade bir sahne diliyle destekliyor. Minimalist yaklaşım, anlatının odağını dağıtmıyor; aksine oyunculuğu ve metni ön plana çıkarıyor.
Işık, dekor ve kostüm tasarımları işlevsel bir bütünlük içinde ilerliyor. Abartıdan uzak bu tercih, oyunun gerçeklik duygusunu güçlendiriyor. Teknik unsurlar, anlatının önüne geçmiyor; onu tamamlayan bir yapı kuruyor.
Bozkırdan Taşan Bir Toplum Eleştirisi
Bozkır, bireysel bir hikâye anlatıyor gibi görünse de aslında kolektif bir hafızaya dokunuyor. Payidar Muhtar’ın yaşadığı kırılmalar, Türkiye’nin sosyopolitik yapısına dair güçlü bir okuma sunuyor.
Oyun, iktidar arzusunun bireyi nasıl dönüştürdüğünü, toplumun “makbul” tanımını nasıl inşa ettiğini ve bu tanımın dışında kalanları nasıl dışladığını açık biçimde ortaya koyuyor.
Sonuç olarak Bozkır, yalnızca bir tiyatro oyunu değil; aynı zamanda bir yüzleşme metni olarak sahnede yer alıyor.
Bozkır’ın sahneleneceği salonlar;Mayıs ayı içerisinde:12.05.2026 tarihinde saat 20.30’da Akatlar Kültür Merkezi’nde,14.05.2026 tarihinde saat 20.30’da DasDas Açık Sahne’de,16.05.2026 tarihinde saat 20.30’da Kartal Sanat Tiyatrosu’nda,18.05.2026 tarihinde saat 20.30’da Claphall’dasahnelenecektir.Haziran ayı içerisinde:07.06.2026 tarihinde saat 20.30’da Podyum Sanat Mahal’de,10.06.2026 tarihinde saat 20.3’da Salihli Belediyesi Kültür Merkezi’nde,12.06.2026 tarihinde saat 20.30 Çankaya Sahne’de,13.06.2026 tarihinde saat 20.30 Şişli Tiyatrosu’nda21.06.2026 tarihinde saat 20.30 Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde oynayacaktır.



















