Yusuf Ertuğral yazdı
Britanya halkı Avrupa Birliğinden çıkmak için yapılan referandumda üyelikten ayrılma yönünde oyunu kullandı. İngiliz basınında farklı çizgilerde yapılan yorumlarda öne çıkan ortak nokta, Birleşik Krallık halkının bu referandumdan ciddi şekilde bölünmüş olarak çıktığı görüşüdür. Birleşik Krallık Avrupa Birliği çatısı altında iktisadi, siyasi ve en önemlisi “göç” dalgasına karşılık önüne duvar örerek yaşlı kıta Avrupa arasında set çekmiş oldu.
Britanya göstermiş olduğu bu refleksler ve iradeleri ile bir anlam bulmaya çalışma gayretleri Avrupa’ya belki de “Hadrian Duvarı” çağrışımı yapmayı hedefliyor. Nitekim Britanya ve Avrupa arasında mesafe koyma yeni bir çaba olmayıp eski çağlarda çizilmişti ve adı “Hadrian Duvarı” idi.
M.S. 117 yılında Roma İmparatoru Hadrian'ın döneminde ve denetimimdeki Britanya’nın siyasi, ekonomik, güvenliği ve en önemlisi barbar [*] kabilelerin “göç” dalgalarını korumak adına inşa edilmiştir. Nitekim İmparator Hadrian ön görüsünde haklı çıkmış çok güçlü ordusu, ekonomik gücü ve istihbarat ağı geniş olmasına rağmen M.S. 350 – 800 yılları arasında Avrupa’ya yapılan şiddetli insan göçü sonucu Roma İmparatorluğu M.S. 395’te Batı Roma İmparatorluğu ve Doğu Roma İmparatorluğu olarak ikiye ayırılmasıyla sonuçlanmıştır. Göçlere dayanamayan Batı Roma İmparatorluğu M.S. 476’da yıkılmıştır.
Antik Roma ve bugünün “Göçmen Krizi” arasındaki ortak özellikler ve uygulan tedbirler ciddi benzerlikler taşımaktadır. Britanya’da yapılan referandumunun AB’den çıkma yönünde sonuçlanmasının başlıca nedeni hiç şüphesiz göç korkusu olmuştur. Örneğin 2007 yılında AB üyesi olan Bulgaristan ve Romanya vatandaşlarının serbest dolaşım hakkı 1 Ocak 2014 yılına kadar ötelenmişti. 2013 yılının ortalarından itibaren Birleşik Krallık kamuoyunda ciddi tartışmalar başlamıştı. Söz konusu bu tartışmayı popülist söylemlere taşıyan Birleşik Krallıktaki aşırı sağ “Birleşik Krallık Bağımsız Partisi” (UKİP) yabancı düşmanlığı körüklemiş kutuplaştırmaya başlamıştır. Diğer yandan Suriyeli mültecilerin durumunun oluşturduğu endişe ve serbest dolaşım konusu Birleşik Krallığın AB’den çıkmasında önemli bir rol oynamıştır.
Roma İmparatorluğu kaçınılmaz sonunu getiren Kavimler Göçünün Avrupa kıtasına ve Britanya adasının siyasi tarihi açısından lehine önemli sonuçlar doğurmuştur. Zira kıta Avrupası’nın etnik yapısı değişime uğrayamaya başlamış, bu günkü Britanya, Fransa ve İspanya gibi devletlerin toplumsal temelleri şekillenmeye başlamıştır. Barbar kavimlerin birbirleriyle ve Romalılarla kaynaşması sonucu yeni milletler ortaya çıkmıştır. Bu etkileşim sonucunda bugünkü Avrupa milletlerin etnik yapısının oluşumundaki yadsınamaz katkısı olmuştur. Söz konusu bu sonuç bugünkü AB’nin siyasi yapısını da oluşturmuştur.
Hadrian duvarı geçmişte Roma imparatorluğun en güçlendirilmiş duvarı olmasının ve Britanya adasının kuzey sınırlarını oluşturmanın yanında gümrük kapısı ve vergilendirme noktası olarak işlev görmüştü. Geçmişte ve günümüzde göç dalgası paranoyasının ardındaki neden sosyal ve siyasi faktörlerin bulunması yanında en önemli etken hiç kuşkusuz ekonomik boyutu kısmı oluşturmaktadır. Kuşkusuz Hadrian duvarı analojiyle bugünkü somut manada bir duvardan söz etmiyor olsak ta soyut manada Britanya halkın zihinlerinde bu duvarı görmekteyiz.
ABD’nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı “Central Intelligence Agency” (CIA) 2005 yılında Avrupa Birliği hakkında hazırladığı 15 yıl sonraki geleceği ile ilgili yaptığı projeksiyonunda Birleşik Krallıkla ilgili raporda önemli tespitler bulunulmuş ve söz konusu öngörüler bugün için haklı çıkıldığı görülmektedir.[**]
“Ulusal gurur ya da sosyo-ekonomik çıkarlar bir veya daha fazla AB üyesini Birlikten ayrılmaya kışkırtabilir. Her ne kadar uzak bir ihtimal olsa da, bu tür hareketin İngiltere’de çoğunluk desteğini kazanabileceğini şansı gözden uzak tutulamaz. İngiltere’deki böyle bir tepki bir veya birkaç İskandinav ülkesini de etkileyebilir. Bir veya birkaç üyesini ayrılışı AB’nin dağılmasına neden olmayabilir… Fakat asli bir AB üye ülkesinden ayrılışı, Avrupa birliği rüyasında ölümüne kadar gidebilecek, zincirleme bir tepkiye neden olabilir.”
Kısacası Britanya ve Eski Roma Analojisi kullanarak Avrupa Birliği’nin, ortak sorunu olan göç tehlikesi karşısında sosyo-ekonomik bir çıkmaza sürüklenerek mutlak bir çöküş mü? Yoksa nisbi bir çöküş mü? Yaşadığını detaylıca incelemek gerekir. Geçmişte Roma İmparatorluğu’nun mutlak gücünün kaybına neden olan sebepler arasındaki Kavimler Göçü Roma’nın zayıflaması ve parçalanmasına sebep olurken İlk Çağ sonlanması ve Orta Çağ ‘ın başlangıcı ile bugünkü modern Avrupa’nın doğuşunun temelleri atılmıştır. Birleşik Krallık halkı referandumda “ulusal gururu” ağır basmış ve “sosyo-ekonomik” çıkarları çerçevesinde karar vererek duygusal davranmıştır. Tarih göstermiştir ki medeniyetlerin doğuşu çatışarak değil birbiriyle etkileşim içerisinde bulunarak zenginleşmiş ve oluşmuştur.
[*] “Kavimler Göçü” ‘ne kadar özellikle İtalya’da “Hellen”, Hellence konuşmayan diğer tüm kavimleri ise “bárbaros” (yabancı dil konuşan, anlaşılmayan kişi) diye adlandırmışlardır.[**] Christian, N., (2005). CIA Gives Grim Warning on European Prospects, news.scotsman.com,http://www.scotsman.com/news/uk/cia-gives-grim-warning-on-european-prospects-1-1401756



















