Ahmet Emir yazdı
Poşet nedir? Kime denir?
Efendim bildiğiniz üzere Türkiye`de, 20 yaşını
doldurmuş her türk erkeğinin zorunlu olarak sivil hayatından koparılıp 12 aylık
süre içerisinde bir dizi eylem içerisinde yer almasına askerlik denir.
Aynı kutsal
vazifeye 6 ay maruz kalan 4 yıllık üniversite mezunlarına ise "kısa dönem
er" ya da 12 ay askerlik yapan arkadaşların deyimiyle “poşet” deniyor.
“Bir kısa
dönem askere neden poşet denir?” sorusu ile ilgili ise birbirine benzer 2
rivayet vardır ve gerçek olması kuvvetle muhtemeldir.
İlki, bir
eğitim esnasında çamurlu bir sahadan geçmesi gereken kısa dönem askerin:
"Bari botlara poşet bağlasaydık, kirlenmezdi." deyişi;
Diğeri ise bahsi geçen bu kişinin yağmurlu günde botları kirlenmesin diye ayağına poşet takıp öyle dolaşması şeklindedir.
Böylelikle askeri literatüre "poşet" kavramı eklenmiştir.
Yeşilin Elli Tonu
Askeriyenin
sevilmeyecek, saçma bulunacak, ister istemez insanı sorgulamaya itecek birçok
yanı olmasının dışında bir de şöyle bir şey var: Her yerin yeşil olması!
Özenle
seçilmiş yeşilin en kötü tonları... Şahsi kanaatim; berbat bir durum, üstelik en
çok sevdiğim iki renkten biri olmasına rağmen...
Duvarından
kapısına, kaldırımından yoluna, başımızdaki bereden ayağımızdaki çoraba kadar her
şey yeşil. Kantinde bile yeşil çay satılıyor. (Bu kısmı şaka)
Ortalıkta
kurbağa gibi gezinen yüzlerce kişi. Sırf bu sebepledir ki; haftasonları çarşı
iznine çıktığımızda görülen yeşil dışında giyinmiş insanlar, boyanmış
binalar... insana keyif veriyor :)
Bir de
tahmin edebileceğiniz gibi binalar ve yollar dışında geri kalan arazinin büyük
bir bölümü ağaçlarla kaplı askeriyede.
“Ne kadar
güzel!” diyebilirsiniz, ama bazen "Lanet
olsun ağaçlar bile yeşil!" diyor ve gülüyorum :)
Kimlik Takası
Kimsin? Ne
iş yaparsın? Nasıl yaşarsın? Neyi sever neden nefret edersin?.. gibi soruları gerekir
bir kişiyi tanımak için.
İyi ya da
kötü; bir hayatın, adın, işin, ailen, sosyal çevren, kendine ait davranış ya da
konuşma biçimin, dar ya da geniş sana bir kelime haznen, düzen ya da
düzensizliğin var.
Kışla
kapısından girince ise bunların hepsi yenileriyle (bilmem kaç yıl öncesinden
kalma şablona yeni denirse) değiştiriliyor.
Örneğin adın, bir numarayla değiştiriliyor ya da askeri literatüre göre Mehmetçik (uzun dönem er), Mehmet Bey (kısa dönem) veya Mehmet Ağa (bedelli) oluyor. Bu fark bariz bir şekilde komutanların davranışlarında gözlemlenebiliyor.
Kelime
haznen: “Emret komutanım!” ve “Emredersin komutanım!” ile sınırlı kalıyor,
çünkü daha fazlasına ihtiyacın yok.
Sonra stilin
mesela; saç-sakal şeklin ve kıyafetin, daha kısası ve yeşiliyle değiştiriliyor.
İşin;
mesleğin çok da önemli olmuyor genelde. Şöyle ki: Makine mühendisi bir RDM
(rehberlik ve danışma merkezi) sorumlumuz, inşaat mühendisi bir revircimiz var.
(Daha önceki revircinin de gözlüğü varmış ona benzediği için bu arkadaşı
seçmişler.)
Sağlığımıza
ne kadar önem veriliyor varın siz düşünün.
ve değişim devam ediyor!
Bu
komutanın; saygı duyacağın kişi.
Bunlar yeni
arkadaşların...
Bu
yatacağın, bu kalkacağın saat, bu yemek saatin, bu yiyeceğin yemek.
Bu ayakta
duruş, bu selamlama, bu yürüme şeklin...
gibi daha da
uzatılabilecek, daha önce düşünülmüş, senin düşünmene gerek kalmayan/düşünmenin
istenmediği kurallar silsilesi.
Ve sen yok
olur, yerine önceden programlanmış bu robotumsu gelir. İşte şahane kimlik
takası!
Çorba
Yemekhane duvarında asılı olan, olmasaydı acaba nasıl yemek yiyecektim? şeklinde derin düşüncelere gark edip, sonrasında da iyi ki bunu da düşünmüşler diye şükretmeme sebep olan "Yemek Yeme Direktifleri" ise oldukça kullanışlı.
"Kaşığı sağ
eline al. Sessizce çorbaya daldır. Dökmeden çorbanı iç ve bitir."
Yemek
esnasında konuşma, tuzluk ve biberliği kullanırken sessiz ol.
Ana Yemek
Sol elinle
keseceğin parçaya çatalını batır. Parçaları keserken dikkatli ol. Sağ elinle
eti yeterli büyüklükte kes. Çatalı ağzına götür. Yemeği çiğnemeden yutma.”
Tüm bunları
becerebildiysen eğer, yemeğini başarıyla yedin demektir.
Tebrikler!
murekkephaber.com


















