Alice, Darling filmi psikolojik şiddet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Sinema Psikolojisi analizleriyle tanınan Klinik Psikolog Hatice Keltek, filmi özellikle gaslighting ve narsistik şiddet döngüsü bağlamında değerlendirdi. Keltek’e göre yapım, fiziksel saldırı içermeyen ancak sistematik biçimde ilerleyen bir kontrol mekanizmasının birey üzerindeki etkisini adım adım görünür kılıyor.
Gaslighting Nedir? Kavramın Tarihsel Arka Planı
Keltek, gaslighting kavramının 1944 yapımı Gaslight filmine dayandığını hatırlatarak, bu psikolojik manipülasyon yönteminin kişinin gerçeklik algısını bilinçli biçimde çarpıtma üzerine kurulu olduğunu belirtti.
Bu süreçte mağdur, yaşadığı olayları yanlış hatırladığına, aşırı tepki verdiğine ya da “abarttığına” inandırılır. Zamanla öz güven, karar alma kapasitesi ve iç ses zayıflar. Keltek’e göre film, bu süreci dramatik ama gerçekçi bir çerçevede aktarıyor.
Narsistik İlişki Döngüsü ve Sessiz Şiddet
Filmde Alice’in partneri Simon fiziksel şiddet uygulamıyor. Ancak Keltek’e göre bu durum ilişkinin sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.
Simon karakteri, Alice’in sosyal ilişkilerini, beslenme alışkanlıklarını ve gündelik kararlarını dolaylı biçimde kontrol ediyor. Sürekli eleştirme, değersizleştirme ve suçluluk hissettirme gibi yöntemler, klasik narsistik şiddet döngüsünün parçaları olarak değerlendiriliyor.
Keltek, psikolojik şiddetin çoğu zaman yüksek sesli olmadığını vurguluyor. Birey bağırılarak değil; küçümsenerek, imalı cümlelerle ve sürekli sorgulanarak da baskı altına alınabiliyor. Film bu “sessiz şiddet” biçimini görünür kılıyor.
Trikotilomani: Bedenin Verdiği Alarm
Alice karakterinin saç yolma davranışı, psikolojide trikotilomani olarak adlandırılıyor. Keltek’e göre bu davranış tesadüfi değil; yoğun stres ve bastırılmış kaygının bedensel dışavurumu.
Psikolojik baskı altında kalan birey, ifade edemediği gerilimi bedene yönlendirebiliyor. Filmde bu davranış, karakterin içsel dağılmasının dışa vurumu olarak okunuyor.
Yeme Davranışı ve Kontrol Mekanizması
Filmde dikkat çeken bir diğer unsur, Alice’in beden algısı üzerinden yaşadığı baskı. Keltek, kontrolcü partnerlerin sıklıkla kilo, görünüm ve yeme alışkanlıkları üzerinden manipülasyon kurduğunu belirtiyor.
Kalori sayma, yetersizlik hissi ve sürekli onay arama davranışı, gaslighting sürecinin uzantısı olarak değerlendiriliyor. Bu noktada film, psikolojik kontrolün yalnızca sözlü değil, davranışsal düzeyde de ilerlediğini gösteriyor.
Sosyal İzolasyon ve Kadın Dayanışması
Gaslighting süreçlerinde mağdurun sosyal çevresinden uzaklaştırılması sık görülen bir strateji. Alice’in arkadaşları Sofi ve Tess ile yeniden bağ kurması, filmde önemli bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor.
Keltek’e göre sosyal destek, manipülasyon döngüsünü fark etmede belirleyici rol oynayabiliyor. “İki kişinin arasına girilmez” anlayışının her durumda geçerli olmadığını vurgulayan uzman, bazı durumlarda müdahalenin koruyucu bir işlev görebileceğini ifade ediyor.
Semboller ve Kimlik Kaybı
Ruhun Kadrajları programında yapılan analizde filmdeki sembolik öğeler de değerlendirildi.
Denizde kaybolan küpe, aranan kayıp kız metaforu ve Alice’in giderek daralan yaşam alanı; karakterin kaybolan benliğine işaret eden anlatı unsurları olarak yorumlandı. Bu semboller, psikolojik şiddetin içsel boyutunu sinematografik düzeyde güçlendiriyor.
Filmin Yönelttiği Temel Soru
Keltek’e göre Alice, Darling izleyiciye şu soruyu yöneltiyor:
Bir ilişkide kişi kendisi olmaktan vazgeçmeye başlıyorsa, o bağ sağlıklı kabul edilebilir mi?
Uzman değerlendirmesine göre gaslighting yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı değil; aile ve iş yaşamında da görülebiliyor. Sürekli kendinden şüphe etmek, karar verirken yoğun tereddüt yaşamak ve “ben mi abartıyorum?” düşüncesinin sıklaşması, sağlıksız ilişki dinamiklerine işaret edebiliyor.





















