Anadolu’nun şifalı suları ile ünlü antik kenti: Hierapolis
Reklam

Anadolu’nun şifalı suları ile ünlü antik kenti: Hierapolis

Hierapolis M.Ö. 2 ve 3. yüzyıllarda altın çağını yaşıyor ve zenginleşiyor. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi burada şifalı ve kutsal olduğuna inanılan sular. Dünyanın pek çok yerinden hastalar buraya şifa bulmak için geliyor. Şehrin farklı yerlerine kurulan 15 kadar hamam yüzyıllar boyunca burasını adeta bir sağlık merkezine dönüştürüyor.

28 Temmuz 2020 - 23:17

Yusuf Çifci yazdı

Hierapolis, Denizli’deki Pamukkale Travertenleri’nin hemen üst kısmında yer alan ve kurulduğu günden bu yana şifalı suları ile ünlü bir antik kent. Şehrin ilginç bir özelliği UNESCO tarafından dünyada yalnızca 36 mirasa verilen “çifte miras” unvanına sahip olması. Pamukkale Travertenleri doğal miras, Hierapolis Antik Kenti ise kültürel miras olarak kabul ediliyor. Bu bakımdan düşünüldüğünde gözümüz gibi korumamız gereken bölgelerden bir tanesi burası. Birazdan şehrin tarihi hakkında bilgiler verecek olsam da aslında bu bir seyahat yazısı. (Mürekkep Haber’in tarih ve arkeoloji yazarı Ali İzzet Keçeci, günün birinde Hierapolis’i yazarsa eminim ki şehrin tarihi hakkında bize doyurucu bilgiler verecektir.)

Antik şehirler hakkında yazmış olduğu coğrafya kitabı ile adını duyuran Amasya doğumlu, Anadolu’dan hemşerimiz Strabon’un verdiği bilgilere göre Hierapolis, Frigyalılara ait bir antik kent. Fakat şu an kabul edilen bilgiler Strabon’u yalanlıyor. Şehrin 2. yüzyılda Pergamon Krallığı zamanında kurulduğu kabul ediliyor.

Hierapolis İsmi Nereden Geliyor?

Bu konuda farklı fikirler ve bilgiler olsa da en kabul gören bilgi, Hierapolis isminin Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera'dan dolayı bu kente verildiği yönünde. Kenti gezerken bu bilgilerin yer aldığı levhalara rastlayabilirsiniz.

Bir Şifa Kenti: Hierapolis

Hierapolis M.Ö. 2 ve 3. yüzyıllarda altın çağını yaşıyor ve zenginleşiyor. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi burada şifalı ve kutsal olduğuna inanılan sular. Dünyanın pek çok yerinden hastalar buraya şifa bulmak için geliyor. Şehrin farklı yerlerine kurulan 15 kadar hamam yüzyıllar boyunca burasını adeta bir sağlık merkezine dönüştürüyor. Bugün, farklı zamanlardaki depremlerle oluşan buradaki  Antik Havuz’a hala insanlar şifa bulmak için giriyorlar.

Hierapolis’i Gezmeye Nereden Başlamalı?

Hierapolis, oldukça geniş bir alana yayılmış bir kent. Bu yüzden de bu şehri gezmek o kadar da kolay değil. Bunun yanında şehrin son derece sistematik olarak yapılması ve şehir planlamasına ciddi oranda dikkat edilmesi işimizi kolaylaştırıyor.

Şehrin biri mezarlıkların olduğu bölümden (Kuzey) diğeri ise Pamukkale Travertenleri’nden (Güney)  olmak üzere iki giriş kapısı bulunuyor. Pamukkale Travertenleri’nden giriş yaparsanız yokuş yukarı gezmek zorunda kalıyorsunuz. Hele ki yaz aylarında gitmişseniz havanın sıcaklığı ile birlikte şehri gezmek son derece zor bir hal alıyor. Biz şehrin Nekropol yani mezarlık bölümünden şehri gezmeye başladık. Buradan dilerseniz Müzekart ile dilerseniz de tek girişlik biletlerle ziyarete başlayabiliyorsunuz. Girişte birazdan bahsedeceğimiz Antik Havuz’a kadar ulaşımınızı sağlayan shutlle servisler bulunuyor. Dilerseniz bu servislerle direkt olarak Antik Havuz’a kadar ulaşabiliyorsunuz. Shutlle servisin Haziran 2020 ücreti 6 TL. Bizim amacımız tabii ki de şehri gezmek olduğu için yürüyerek yolumuza devam ettik.

Hierapolis Nekropol Alanları

Hierapolis’te Kuzey ve Güney olmak üzere iki tane mezarlık alanı bulunuyor. Bu iki mezarlık belki de antik dönemin en büyük mezarlığı. Biz şehre girişimizi kuzeyden yaptığımız için size anlatacağım bölüm kuzeydeki mezarlık.  

Az önce bahsettiğim gibi şehir aslında bir sağlık merkezi. Hastalar akın akın buraya geliyorlar. Tabii ki her hasta burada iyileşemiyor ve bazıları da son nefeslerini Hierapolis’te veriyor.  Ölen bu kişilerin maddi olarak da durumları iyiyse buradaki mezarlara gömülüyorlar. Hierapolis Kuzey Nekropol’de hepsi son derece iyi korunmuş  yaklaşık 2 bin mezar bulunuyor. Bir yolun sağ ve soluna sıralanan bu mezarlardan bazıları oldukça görkemli, bazıları ise son derece sade olarak inşa edilmiş. Bu arada az önce bahsettiğim şehrin zenginleşmesinin başka bir nedeni de bu mezar kültürü. Mezarlar şehir için oldukça iyi bir gelir kapısı.

Frontinüs Kapısı ve Frontinüs Caddesi

Mezar bölümünü bitirdiğinizde sizi şehre giriş kapılarından bir tanesi olan üç gözlü, görkemli Frontinüs Kapısı karşılıyor olacak. Dilerseniz oldukça heybetli görünen bu kapının altında fotoğraf çekebilirsiniz. Ayrıca belirtmekte fayda var: Hierapolis oldukça yoğun turist ağırlayan bir antik kent. Biz pandemi döneminde ziyaret ettiğimiz için nispeten daha az ziyaretçi vardı.

Gelelim ünlü Frontinüs Caddesi’ne. Frontinüs Caddesi yaklaşık olarak 1 km uzunluğunda ve her iki yanında görkemli anıtsal yapılan bulunuyor.  Bu caddede yürüdüğünüzde “kimler geldi, kimler geçti” moduna bürünüp kendinizi hayallere dalmış olarak bulmak içten bile değil.

Frontinüs Caddesi’nin ilginç de bir özelliği var. Caddenin altından bir de kanalizasyon hattı geçiyor. Caddenin binlerce yıl önce yapılmış olduğunu düşündüğümüzde bu bilgi ziyaretçileri şaşırtmaya yetiyor. Ayrıca cadde üzerinde bir de tuvalet bulunuyor. Yine oldukça iyi korunmuş olarak bulunan bu tuvalet son derece modern bir görünümü sahip. Giderseniz mutlaka uğrayın.

Bu arada bilindiği üzere Denizli bölgesi depremlerin sık yaşandığı bir bölge. Bu yüzden depremler sırasında şehir pek defa yerle bir oluyor. Zaten şehrin terk edilme sebeplerinin başında bu depremler gelecek.  Şehrin geri kalanı gibi Frontinüs Caddesi de bu depremlerden nasibini almış. 1960’lı yıllarda şehre gelen İtalyan kazı heyeti bu caddeyi suyla ve kalkerle kaplı olarak buluyor. Oldukça yoğun uğraşlar sonucu bugünkü görünümüne kavuşuyor.

Depremle Oluşan Antik Havuz

Hierapolis’te turistlerin ilgisini en çok çeken yerlerden bir tanesi de M.S. 7. yüzyıldaki depremle yani doğal yolla oluşan Antik Havuz. Bu havuz her yıl binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. Fotoğraflarda daha büyük görünmesine rağmen devasa bir büyüklüğe sahip değil ama oldukça etkileyici. Ziyaretçiler yüzlerce yıldır bu doğal havuzda şifa arıyor.

Havuza girmek istiyorsanız ayrıca ücret ödemeniz gerekiyor. Haziran 2020’de normal giriş 100 TL, Müzekart ile giriş 50 TL olarak ücretlendirilmişti. Müze ve ören yerleri pandemi dolayısıyla bir süre kapanmıştı. Biz açılır açılmaz gitmiştik ve havuz biraz bakımsızdı. Belki normal dönemde daha güzel görünüyordur.

Büyüleyici Hierapolis Antik Tiyatrosu

Hierapolis’teki Antik Tiyatro oldukça hakim bir tepeye kurulmuş ve yapılan restorasyon çalışmalarıyla birlikte oldukça iyi bir görünüme sahip. Bu görkemli yapı yaklaşık olarak 150 yılda inşa edilmiş. Az önce bahsettiğimiz deprem faktörü maalesef ki Antik Tiyatro’da da etkili olmuş ve bu güzelim tiyatro büyük zarar görmüş. Yaklaşık 40 yıl süren restorasyon çalışmalarıyla birlikte de eski ihtişamına geri dönmüş.

Günümüze kadar burada çeşitli etkinlikler düzenleniyormuş ama son yıllarda tiyatronun zarar görmemesi için bu etkinliklere son verilmiş.

Hierapolis ve Aziz Filipus

Hierapolis Antik Kenti pek çok düşünür ve aydın yetiştirmesiyle ünlü. Bunun yanında kötü de bir şöhreti bulunuyor. Hz. İsa'nın on iki havarisinden biri olan Aziz Filipus, tıpkı Hz. İsa gibi çarmıha gerilerek idam edilmiş.  Hristiyanlığı yaymak için Hierapolis’e gelen Aziz Filipus’un hayatı böylece Hierapolis’te sona ermiştir.  Hristiyanlığın resmi din olmasıyla birlikte de Hierapolis bu yüzden kutsal sayılmış. Hatta buradaki şifalı suların sebebi Aziz Filipus’a bağlanmıştır.

Aziz Filipus’un mezarı günümüze çok yakın bir tarihte, 2011 yılında Hierapolis’teki Şehitler Tepesi’nde bulunmuştur. Hierapolis ziyaretinizde mutlaka Aziz Philippus Martyrionu’nu görmeden geçmeyin.

Not: Yazıyı fazla uzatmamak adına detaylara geçmeden önce burada sonlandırıyorum. Hierapolis’te görülmesi gereken yerler tabii ki bununla sınırlı değil. Kleopatra Havuzu, Hamamlar, Apollon Tapınağı gibi yapıları da mutlaka görülecek yerler listesine eklemelisiniz.

Hierapolis’e Nasıl Gidilir?

Hierapolis’e gitmek için öncelikle rotamızı Denizli’ye çeviriyoruz. Hierapolis Denizli merkeze yaklaşık olarak 15-20 dakika. Denizli merkezden kalkan minibüslerle rahatlıkla Hierapolis’e ulaşabiliyorsunuz.

Yine kendi aracınızla da bu antik kente ulaşmak mümkün.

Denizli Merkeze Gidilmeli Mİ?

Denizli merkezde açıkçası pek de yapılacak bir şey yok. Bunun yanında şehir oldukça şirin. Şehir kültürü oturmuş ve son derece medeni bir şehir. Herkes kendi halinde ve kimse kimseye karışmıyor. Modern bir Avrupa şehri gibi… Ayrıca genç nüfus da oldukça fazla. Merkeze mutlaka uğrayın derim.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
2020 yılında Türkiye ve dünyada en çok neler dinlendi?
2020 yılında Türkiye ve dünyada en çok neler dinlendi?
Kemal Varol: Attilâ İlhan hepimizin hayatına güçlü bir şairin izlerini bıraktı
Kemal Varol: Attilâ İlhan hepimizin hayatına güçlü bir şairin...