Altın Portakal’dan Selma Güneri ve Ahmet Mekin’e Onur Ödülü
Reklam

Altın Portakal’dan Selma Güneri ve Ahmet Mekin’e Onur Ödülü

26 Ekim’de başlayacak ve “Öze Dönüş” temasıyla gerçekleşecek 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Onur Ödülleri sahipleri belli oldu. Onur Ödülleri bu yıl; henüz 14 yaşındayken ilk ödülünü Antalya’da alan, böylece festival tarihinin Altın Portakallı en genç oyuncusu olan Selma Güneri’ye ve “Düğün”den “Selvi Boylum, Al Yazmalım”a, rol aldığı sayısız klasik ile sinemamızın en önemli jönlerinden ve karakter oyuncularından biri olan Ahmet Mekin’e verilecek.

16 Eylül 2019 - 13:02

Bu yıl “Öze Dönüş” temasıyla gerçekleşecek ve 56.sı yapılacak Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin onur ödülleri sahipleri belli oldu. 26 Ekim - 1 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenecek festivalin bu yılki ödülleri, sinemamızın iki usta oyuncusuna, Selma Güneri ve Ahmet Mekin’e verilecek.

Festival Yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu yaptığı açıklamada, “Bu yıl festivalin programını ‘Öze Dönüş’ etrafında kurgularken, Onur Ödülleri’nin de temayı doğrulamasını istedik. İlk ödülünü Antalya’dan alan ve festival tarihinde bu ödülü alan en genç oyuncu olan Selma Güneri’ye ve Yeşilçam’ın en etkileyici jönlerinden biri olmanın yanı sıra, yarattığı performanslarıyla çok iyi bir karakter oyuncusuna dönüşen Ahmet Mekin’e bu yılın Onur Ödülleri’ni vermekten gurur duyuyoruz” dedi.

İlk ödülü Altın Portakal

Selma Güneri’nin karakter yaratmadaki başarısını vurgulayan Boyacığlu, sanatçının ödül gerekçesini şu sözlerle açıkladı: “Henüz 13 yaşındayken oynadığı Halit Refiğ filmi ‘İstanbul’un Kızları’ ile başlayan sinema kariyerinde 100’den fazla filmde başrolde oynayan; Yılmaz Güney ile rol aldığı 'Ben Öldükçe Yaşarım' ve Ediz Hun ile birlikte sinemamızın ikonik çiftlerinden birine dönüştükleri ‘Son Kuşlar’ filmlerindeki performanslarıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanan ve böylece Festival tarihinin bu ödülü almış en genç oyuncusu da olan; 'Son Kuşlar’dan ‘Mum Kokulu Kadınlar’a, sayısız ve unutulmaz filmde canlandırdığı kadın karakterlere getirdiği derinlikli yorum ile sinemamızın en özel yüzlerinden biri olan oyuncu Selma Güneri’ye 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali Onur Ödülü’nün verilmesine karar verilmiştir.”

Hem jön, hem karakter oyuncusu

Ahmet Boyacıoğlu, festivalin bir diğer Onur Ödülü’nün sahibi de olan oyuncu Ahmet Mekin’in ödül gerekçesi için şunları söyledi: “1956’da, yakın arkadaşı Kenan Pars’ın ısrarıyla başladığı sinema hayatında western’den müzikallere, bilimkurgudan fantastiğe, sayısız türde 200’e yakın filmde oynayan, Yeşilçam’ın en yakışıklı ve etkileyici jönlerinden biri olmayı da, “Selvi Boylum, Al Yazmalım”ın Cemşit Kıraç’ı, “Düğün”ün Ferhat’ı, “Yaralı Kurt”un İrfan’ı olmayı da başaran; “Bir Adam Yaratmak”, “Bugünün Saraylısı” ve “Kavanozdaki Adam” gibi kült televizyon dizilerindeki performanslarıyla da görsel belleğimizde unutulmaz izler bırakan Ahmet Mekin’e 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali Onur Ödülü’nün verilmesine karar verilmiştir."

Ödüllerini 26 Ekim’de festivalin Açılış Töreni’nde alacak olan Selma Güneri ve Ahmet Mekin ayrıca, festival kapsamında gerçekleşecek söyleşi programı “Öğlen Sohbetleri”ne katılarak Antalyalı sinemaseverlerin sorularını yanıtlayacaklar.

Sinemamızın Leslie Caron’ı: Selma Güneri

1951 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını, dönemin önemli ses sanatçılarından da olan babası Lütfi Güneri ile ABD’de geçirmiş olsa da ortaokulu okumak için Türkiye’ye dönüş yaptı. 1964’te henüz 13 yaşındayken katıldığı Perde dergisinin yarışmasında birinci seçilerek yapımcıların dikkatini çekti ve aynı yıl Halit Refiğ’in yönettiği “İstanbul’un Kızları” filminde oynadı. Kemal Film’in yılın en çok izlenen filmlerinden “Beş Şeker Kız”daki revü kızı rolü onu büyük kitlelere ulaştırdı. “Vazgeçilmez bir tutku” sözleriyle tarif edeceği sinema hayatının ilk yılında 6 filmde birden rol alan oyuncu, ertesi yıl bu rakamı 18 filme çıkararak, 60’lar sinemasının en çok aranılan yüzlerinden birine dönüştü. “Sinemamızın Leslie Caron’ı” olarak da karşılanan Güneri, 1965 yılında kariyerini derinden etkileyen üç filmde birden oynadı. Bunlardan, Duygu Sağıroğlu’nun yönettiği “Bitmeyen Yol”da Fikret Hakan ile başrolleri paylaşan ve Erol Taş, Aliye Rona, Ayfer Feray, Suna Pekuysal gibi isimlerle kamera karşısına geçen Güneri, yine bir Sağıroğlu filmi olan “Ben Öldükçe Yaşarım”da “okulum oldu” dediği Yılmaz Güney ile ikinci kez birlikte çalışma fırsatını yakaladı. Erdoğan Tokatlı’nın yönettiği ve Ediz Hun ile birlikte sinemamızın ikonik çiftlerinden birine dönüştükleri “Son Kuşlar” filmindeki performansıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı ve böylece Festival tarihinde ödül alan en genç oyuncu oldu. Ertesi yıl, Bilge Olgaç’ın “Nikahsızlar” (1966) filminde tanıştığı Yusuf Sezgin ile evliliklerinden, günümüzün oyuncularından Umut Sezgin dünyaya geldi. 60’ların sonlarına dek Aram Gülyüz, Cevat Okçugil, Feyzi Tuna, Halit Refiğ, Orhan Aksoy, Türker İnanoğlu, Yılmaz Atadeniz, Zafer Davutoğlu gibi usta yönetmenlerin filmlerinde; Cüneyt Arkın, Ekrem Bora ve Sadri Alışık başta olmak üzere Eşref Kolçak, Fikret Hakan, İzzet Günay, Kadir İnanır, Tarık Akan ve Yılmaz Gündüz gibi dönemin usta aktörleriyle başrolleri paylaştı. 60’ların sonlarında, babasının izini sürdürerek başladığı müzik kariyerini, ses getiren 45’likler ve sahne hayatıyla 70’lerin sonuna dek sürdürdü. 80’lerde yalnızca televizyon dizilerine ağırlık veren oyuncu, 1996 yılında Halil Ergün ile birlikte oynadığı iki filmle birden sinemaya geri döndü. Bunlardan, İrfan Tözüm’ün yönettiği ve 90’ların çok konuşulan filmlerinden biri olan “Mum Kokulu Kadınlar”daki rolüyle, Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği’nin (ÇASOD) ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu seçildi. 2007’de Safa Önal’ın çektiği “Hicran Sokağı” (2007), 2009 yılında ise Ülkü Erakalın’ın “Çığlık Çığlığa Bir Sevda” filmlerinde izlediğimiz Güneri, “Dinle Sevgili” (2011-12), “Filinta ‘Bir Osmanlı Polisiyesi’” dizilerinde de rol aldı.

Sinemamızın Filiz’i: Ahmet Mekin

1932 yılında İstanbul’da Mekin Ahmet Kurteli adıyla dünyaya geldi. Uzun boyu nedeniyle arkadaşları arasında “Filiz Ahmet” olarak anılan ve aslında sporcu olmak isteyen Ahmet Mekin, geçirdiği rahatsızlık sonucu profesyonel güreş ve futbol hayatını bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde Bakırköy Halkevi’nde amatör olarak oyunculuğa başladı. 1956’da, yakın arkadaşı Kenan Pars’ın ısrarlarıyla Selahattin Burçkin’in yönettiği “Mahşere Kadar” filminde rol aldı ve ilk sinema filminde Pars’ın yanı sıra Belgin Doruk, Yılmaz Duru, Kadir Savun gibi isimlerle birlikte oynadı. Özellikle fiziği ile dikkatleri çeken ve kısa sürede Yeşilçam’ın yeni jönlerinden birine dönüşen Mekin, 60’lar ve 70’ler boyunca birçok filmde oynadı. 1959’da Kemal Kan’ın çektiği “Evlatlık” filminin senaryosunu yazdı; Atıf Yılmaz’ın “Beş Kardeştiler” (1962), Orhan Aksoy’un “Vurun Kahpeye” (1964), Halit Refiğ’in “Bir Türk'e Gönül Verdim” (1969), Bilge Olgaç’ın “Kara Gün” (1971), Lütfi Ö. Akad’ın “Yaralı Kurt” (1972) ve “Düğün” (1973) filmlerindeki eşsiz performansları onun çok iyi bir karakter oyuncusu olduğunu da kanıtladı ve 1961’de İzmir Fuarı Festivali’nde En Başarılı Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldı. 1972-73 yıllarında Dostlar Tiyatrosu’nun büyük ses getiren oyunu “Abdülcanbaz”da, Turhan Selçuk’un meşhur çizgi romanı kahramanına hayat verdi. 1977’de rol aldığı cel Çakmaklı’nın “Bir Adam Yaratmak” adlı mini dizisi ve özellikle Atıf Yılmaz klasiği “Selvi Boylum, Al Yazmalım” onun adını daha geniş kitlelere ulaştırdı. Cengiz Aytmatov uyarlaması olan bu filmde, Kadir İnanır ve “Acı Aşk”tan (1963) sonra yeniden çalıştığı Türkan Şoray ile başrolleri paylaşan Mekin, filmdeki Cemşit Kıraç rolüyle sinemamızın unutulmazları arasına girdi. Ertem Eğilmez, Feyturiye Esen, Halit Refiğ, Lütfi Ömer Akad, Metin Erksan, Nejat Saydam, Osman Seden, Ülkü Erakalın ve Yılmaz Atadeniz’in de aralarında olduğu sayısız yönetmenle çalıştı; Mine Mutlu, Muhterem Nur ve Sevda Ferdağ başta olmak üzere, Arzu Okay, Filiz Akın, Hülya Aşan, Necla Nazır, Nedret Güvenç, Nilüfer Aydan, Peri Han, Sevim Çağlayan gibi 60’lar ve 70’lerin önemli kadın oyuncularıyla birlikte başrolde oynadı. 80’lerin önemli yapımları “Seni Kalbime Gömdüm” (1982), “Çiçek Abbas” (1982), “Kuyucaklı Yusuf” (1985) ile başarısını sürdüren Mekin, bu dönemde özellikle televizyon ekranlarında yarattığı karakterlerle de çok konuşuldu. “Bugünün Saraylısı”ndaki (1985) Ata Efendi ve Türkiye’nin ilk bilimkurgu yapımlarından “Kavanozdaki Adam”daki (1987) Semih performansları külte dönüştü. 80’lerin sonunda politika hayatına başlayan Mekin, 90’larda sadece iki filmde yer alırken, 2004’te Ümit Elçi’nin “Hoşgeldin Hayat” filmiyle geri döndüğü sinemada Sinan Çetin’in “Kağıt” (2008), Murat Saraçoğlu’nun “72. Koğuş” (2010), Tunç Okan’ın “Umut Üzümleri” filmlerinde oynadı. 2011 yılında Ali Özgentürk’ün yönettiği “Görünmeyen” filmindeki performansıyla İstanbul Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu seçildi. Kendisi gibi oyuncu olan Şükran Sabuncu‘yla evliliğinden Zeynep ve Kezban adında iki kızı olan ve 90’ların sonunda yerleştiği Erdek’te yaşayan Mekin, yeni sezonda “Kimse Bilmez” (2019) adlı televizyon dizisinde rol alacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Nevra Serezli, Ağaçlar Ayakta Ölür ile tiyatroya dönüyor
Nevra Serezli, Ağaçlar Ayakta Ölür ile tiyatroya dönüyor
Don Quichotte operası bu sezon da sahnede
Don Quichotte operası bu sezon da sahnede