Yeşille mavinin buluşma yeri: Madam Martha Koyu

Yeşille mavinin buluşma yeri: Madam Martha Koyu

Eski adıyla Halikya olan Madam Martha Koyu, Burgazada'nın belki de en güzel yerlerinden biri. Koy, Yassıada'nın tam karşısında aşağı yukarı 1 km'lik bir alanı kaplıyor.

23 Mayıs 2017 - 23:11 - Güncelleme: 23 Mayıs 2017 - 23:13

Yusuf Çifci yazdı

Burgazada Vapur İskelesi'nden inip sağdaki yolu yakalaşık olarak 20 dakika takip ettiğinizde -Yassıada'nın tam karşısında- karşınıza saklı bir koy çıkıyor: Madam Martha Koyu. Biraz ürkütücü olsa da dik yokuşlu merdivenden aşağı indiğinizde, ilk başta gözlerinize inanamıyorsunuz; çünkü tahmin bile edemeyeceğiniz bir anda karşınıza çıkıveriyor Madam Martha Koyu. Sonra yavaş yavaş alışıyorsunuz mavinin tonuna. Madam Martha'nın büyüsü sarıyor bedeninizi, esen poyrazla birlikte...

Eski adıyla Halikya olan Madam Martha Koyu, Burgazada'nın belki de en güzel yerlerinden biri. Koy, Yassıada'nın tam karşısında aşağı yukarı 1 km'lik bir alanı kaplıyor. Burgazada'nın yeşili, Marmara'nın mavisi Madam Martha Koyu'nda birbirine karışıyor. Uzun uzun düşünüyorsunuz: "Gök mü daha mavi, yoksa Marmara mı?"

Madam Martha'nın Acıklı Hikayesi

Bunca güzelliğin arasında bir de acıklı bir hikayesi var Madam Martha Koyu'nun. Koyun asıl adı olan Halikya'yı unutturan ve bu koyun Modam Martha Koyu olarak anılmasını sağlayan hikaye şöyle:

Lübnan'lı Katolik bir Ermeni olan Marta Arat, güzelliği ile dillere destan bir kadındı. Sadece güzel değil ayrıca çok da yetenekliydi. Kendisi bir balerindi. Belki de bu güzelliğini bir "kuğu"ya borçluydu. Alımlı ve gösterişliydi.

Martha Arat, evlilik vakti geldiğinde kendisi gibi Ermeni olan Berc Kazar ile tanıştı ve birlikte mutlu bir yuva kurdular. Fakat Martha'nın bir kusuru(!) vardı: Martha, hem davranış hem de giyim tarzı olarak klasik İstanbul Ermenilerine hiç benzemiyordu. Yaz kış denize çıplak olarak giriyor ve denizden topladığı renkli taşlardan takılar yapıp çocuklara hediye ediyordu. Martha tam bir doğa tutkunuydu. Açık saçık(!) giyiniyor ve akşamları iskelede kocasını bekliyordu.

Bir süre sonra dedikodular çıkmaya başladı. Martha'nın kulağına kadar geldi bu dedikodular. Kaldıramadı... Geride bir not bıraktı ve kendisini tam da koyun bulunduğu yerde denize attı. Bıraktı notta şu yazıyordu: "Artık rahat edersiniz." 

Ada halkı o günden sonra hiç de rahat etmedi, yasa boğuldu. Koyun ismi de o günden sonra "Madam Martha Koyu" olarak anılmaya başladı.

Madam Martha Koyu Kamp Tutkunlarının Uğrak Mekanı

Madam Martha'nın acıklı hikayesi koyun güzelliği ile birleştiğinde koyu bir sessizlik kaplıyor. Belki de bundandır Madam Martha Koyu'nun bu kadar sakin oluşu. 

Koyda nisan ayından itibaren kamp yapılıyor. Genellikle üniversiteli gençlerin kamp için tercih ettiği Madam Martha Koyu, esen poyrazla birlikte iyi bir sığınma mekanı. Çadırlar, genellikle dik yokuşlu merdivenin sağında kalan toprak alana kuruluyor. Bu sayede Madam Martha'nın sakinliğinde hem güneşin doğuşunu hem de güneşin batışını izlemek mümkün olabiliyor.

Ada Halkı Kampçılardan Rahatsız!

Kampçılar için iyi bir mekan olsa da çeşitli sebeplerden dolayı ada halkı kampçılardan rahatsız. Öncelikle kampçıların ateş yakması adada yaşayanları haklı olarak ürkütüyor. Bilinçsiz olarak ormanlık alanda yakılan ateşler ada için büyük bir tehdit. Bunun haricinde bazı kampçıların çöplerini toplamaması, tuvalet ihtiyaçlarını ormanlık alanda gidermeleri, hatta yakındaki evlerden tuvaletlerini kullanmayı ve su istemeleri ada halkının rahatsızlığının başlıca sebeplerinden.

Madam Martha Koyu'nu Ziyaret Edecek Olanlar için Notlar

1) Çöplerinizi koyun girişinin sol tarafında bulunan çöp konteynerine atabilirsiniz.

2) Koyda  telefonlar yalnızca koyun en solundaki toprak alanda çekiyor.

3) Koy maalesef kumsal değil, taşlık. Bu yüzden giyilecek ayakkabılar ve terlikler buna uygun olmalı.

4) Ekber Çay Bahçesi'ndeki yaşlı amcayı ziyaret edebilir, tuvalet ihtiyaçlarınızı burada giderebilirsiniz. Ayrıca telefonlarınızı şarj etmeniz de mümkün.

5) Adanın her yerinde bulunan köpeklerden korkmanıza gerek yok. Bütün köpekler oldukça arkadaş canlısı.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Atkan
    2 yıl önce

    Madam Martha gerçekten de harika bir yer. Fakat kampçılar buraya yok ediyor. Her yere çöplerini bırakıyorlar. Geceleri gürültü yapıp ateş yakıyorlar bu da mahvediyor. Lütfen biraz daha duyarlı olalım koya karşı. Bu koy hepimizin

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Pablo Neruda kanserden ölmemiş
Pablo Neruda kanserden ölmemiş
Mert Fırat: Çocuk oyuncu ile oynamak mesleğin en büyük hediyesi
Çocuk oyuncu ile oynamak mesleğin en büyük hediyesi