Farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçı Turan Aksoy’un “İçeriye Doğru” adlı sergisi, Lefkoşa’daki ARUCAD Art Space’te sanatseverlerle buluştu.
Sergi, sanatçının yıllar boyunca ürettiği sanatçı kitapları ve fotobooklar ile bu eserlerde yer alan görseller ve metinlerden oluşuyor. Metin ve görüntü ilişkisini merkezine alan yerleştirme, her bir çalışmayı kendi görsel dili, ritmi ve düşünsel hattı ile ayrı bir üretim biçimi olarak öne çıkarıyor.
“İçeriye Doğru” sergisi, 11 Nisan tarihine kadar Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi’nin (ARUCAD) çağdaş sanat odaklı buluşma mekânı ARUCAD Art Space’te ziyaret edilebilir.
Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta turan aksoy ile İçeriye Doğru sergisini konuştuk.
“İçeriye Doğru” sergisinde sanatçı kitaplarını mekân içinde bağımsız sergiler gibi konumlandırıyorsunuz. Kitap formunu bir sergi alanına dönüştürme fikri üretim pratiğinizde nasıl ortaya çıktı?2006-2007’de ürettiğim Bekleyen Ünite serisinde kitaplar kullanmıştım. Bunlar daha çok enstalasyon parçaları gibi, başka nesnelerle de ilişkilenen yapılardı. Sonra 2014’te Kralmışsın Gibi kitabını enstalasyonun merkezi olarak kullandım; farklı yüksekliklerde yer alan kitap edisyonlarını okumak için farklı basamaklara çıkılıyordu. Kitapları sergileme biçimini belirleyen bu tecrübeler oldu.
Kitaplarınızı ciltlenmemiş kopyalarla ve açık sayfalar halinde sergilemeniz, eserin sabit ve kapalı bir form olmasına karşı bir tavır olarak okunabilir mi? Bu tercih izleyiciyle kurduğunuz ilişkiyi nasıl dönüştürüyor?Farklı üretim biçimlerine inanan biri olarak, öyle bir yaklaşımım yok ama hep parçalı, mesafeli, muğlak bir yanı oldu işlerimin ve sanırım söylediğiniz şeyler buna yardımcı oluyor.“Gölge Üçlemesi”nde Jan vanEyck’tenMonet’ye, Abdülmecid Efendi’den anonim aile fotoğraflarına uzanan geniş bir referans ağı kuruyorsunuz. Sizce tarihsel sanat imgeleri bugün hâlâ bizim görme biçimlerimizi ne ölçüde “gölgeliyor”?Daha çok görme biçimlerimizi belirleyen kültürel ve ideolojik zeminin sürüp sürmediğine bakmak gerek. İnsanlığın ortaklaşan değerleri konusundaki çözülme zamana çok da güvenmememiz gerektiğini gösteriyor. Günümüzü yüceltmemek gerekiyor.
Sergide metin ve görüntü ilişkisi merkezi bir rol üstleniyor. Üretim sürecinizde hangisi önce doğuyor: kelimeler mi, görüntüler mi? Metinler fotoğrafları açıklayan birer altyazı mı, yoksa onlarla tartışan bağımsız yapılar mı?Bunu sormanıza sevindim. Öğrencilerimle konuşurken, evet, sanat üretiminde bazı aşamalardan sözleşebiliriz ama bunu çizgisel bir şey olarak açıklayamayız, düşünemeyiz derim. Hangisinin önce geldiği değişebiliyor ama metinler kesinlikle açıklayıcı altyazı değiller, ondan kaçınmayı isterim.


















