Ali İzzet Keçeci yazdıUzun yıllardır Avrupa müzelerine olan hayranlığımız ve ilgimiz; bu müzelerin teşhir salonları, teknolojik alt yapısı, görsel çekiciliği, başta çocuklar olmak üzere yaşlı ziyaretçilerinde dinlenebileceği oturma salonları ve müzelerin bakılıp geçilecek yer olmaktan çıkaran ve bir gün boyunca kalınmasını sağlayan sıcak ortamına dayanmakta idi.
Türkiye’de de böyle güzel müzelerin olması ise hepimizin en büyük arzusuydu. İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde bazı özel müzeler aracılığıyla başlayan bu modern akım ağır ağır yer bulsa da Osmanlı ve daha öncesine ait binaların müze olarak kullanıldığı Anadolu kentlerinde böyle müzelere sahip olmak neredeyse hayaldi.Edessa Krallığının (M.Ö. 132- M.S. 639) kudretli başşehri Şanlıurfa, neolitik dönem yerleşkelerinin çokça olduğu bir alana sahip. Göbeklitepe ve Nevali Çori başta olmak üzere pek çok yazı öncesi yerleşim yeri Şanlıurfa sınırlarında bulunuyor.
Kent merkezi ise başta balıklı göl ve kale olmak üzere sayısız tarihi değeri içinde barındırıyor. Bu değerler arasında en dikkat çekici alan ise adını efsanevi “Halepli Bahçe” isminden alan ve bugünde aynı adla anılan yere kurulan Halepli Bahçe Mozaikleri Müzesi. Dört Amazon kraliçesinin aynı mozaikte resmedildiği tek örnek olması ve suretlerin görülebilir oranda canlı olması nedeniyle muhteşem bir keşif olan bu alan, üzerine yapılan modern kapalı alan ile bulunduğu yerde sergileniyor.Mozaik müzesinin hemen yanında yer alan ve devasa ve modern görüntüsü ile dikkat çeken Şanlıurfa Müzesi ise her şeyi ile insanı kendine hayran bırakan ve etkileyen bir görüntü sunuyor ziyaretçilere. Asıl hayranlık uyandıran ve Mürekkep Haber'de olarak bu satırları yazmamıza sebep olan ise müzenin içine girince görülen eşsiz dizayn ve teknoloji destekli sergi salonları.
Avrupa müzelerine imrenen kişiler olarak ülkemizde özellikle Şanlıurfa gibi medeniyet beşiği, peygamberler kenti olan bir yerde bu denli detaylı ve görsel bir müzenin yapılmış olması doğal olarak hepimizin gururlanmasına ve övünmesine neden oluyor. Neolitik eserleri ile dünya tarihine yön veren Şanlıurfa Müzesi, başta Balıklıgöl heykeli ve ilçelerde bulunan sayısız eseri ile insanlık tarihini selamlamaya devam ediyor.Eserleri tek tek anlatıp vaktinizi almaktansa, uygun bir zamanda güzel Şanlıurfa kentimizi ziyaret etmenizi ve bu ziyaretiniz esnasında, Haleplibahçe Mozaik Müzesi ve hemen yanında yer alan Şanlıurfa Müzesini ziyaret etmeninizi de önemle hatırlatırız.Başta yöre halkı ve yerel idareciler olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili yetkililerin tamamına şükranlarımızı sunmayı da ihmal etmiyoruz.Kültür ve tarihimiz böyle güzel gelişmeleri fazlasıyla hak ediyor.
Türkiye’de de böyle güzel müzelerin olması ise hepimizin en büyük arzusuydu. İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde bazı özel müzeler aracılığıyla başlayan bu modern akım ağır ağır yer bulsa da Osmanlı ve daha öncesine ait binaların müze olarak kullanıldığı Anadolu kentlerinde böyle müzelere sahip olmak neredeyse hayaldi.Edessa Krallığının (M.Ö. 132- M.S. 639) kudretli başşehri Şanlıurfa, neolitik dönem yerleşkelerinin çokça olduğu bir alana sahip. Göbeklitepe ve Nevali Çori başta olmak üzere pek çok yazı öncesi yerleşim yeri Şanlıurfa sınırlarında bulunuyor.
Kent merkezi ise başta balıklı göl ve kale olmak üzere sayısız tarihi değeri içinde barındırıyor. Bu değerler arasında en dikkat çekici alan ise adını efsanevi “Halepli Bahçe” isminden alan ve bugünde aynı adla anılan yere kurulan Halepli Bahçe Mozaikleri Müzesi. Dört Amazon kraliçesinin aynı mozaikte resmedildiği tek örnek olması ve suretlerin görülebilir oranda canlı olması nedeniyle muhteşem bir keşif olan bu alan, üzerine yapılan modern kapalı alan ile bulunduğu yerde sergileniyor.Mozaik müzesinin hemen yanında yer alan ve devasa ve modern görüntüsü ile dikkat çeken Şanlıurfa Müzesi ise her şeyi ile insanı kendine hayran bırakan ve etkileyen bir görüntü sunuyor ziyaretçilere. Asıl hayranlık uyandıran ve Mürekkep Haber'de olarak bu satırları yazmamıza sebep olan ise müzenin içine girince görülen eşsiz dizayn ve teknoloji destekli sergi salonları.
Avrupa müzelerine imrenen kişiler olarak ülkemizde özellikle Şanlıurfa gibi medeniyet beşiği, peygamberler kenti olan bir yerde bu denli detaylı ve görsel bir müzenin yapılmış olması doğal olarak hepimizin gururlanmasına ve övünmesine neden oluyor. Neolitik eserleri ile dünya tarihine yön veren Şanlıurfa Müzesi, başta Balıklıgöl heykeli ve ilçelerde bulunan sayısız eseri ile insanlık tarihini selamlamaya devam ediyor.Eserleri tek tek anlatıp vaktinizi almaktansa, uygun bir zamanda güzel Şanlıurfa kentimizi ziyaret etmenizi ve bu ziyaretiniz esnasında, Haleplibahçe Mozaik Müzesi ve hemen yanında yer alan Şanlıurfa Müzesini ziyaret etmeninizi de önemle hatırlatırız.Başta yöre halkı ve yerel idareciler olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili yetkililerin tamamına şükranlarımızı sunmayı da ihmal etmiyoruz.Kültür ve tarihimiz böyle güzel gelişmeleri fazlasıyla hak ediyor. 




















