BU İMLÂ ADAMI ‘D’Lİ EDER!
Bir dostumuzun ifşaatına göre yeni hazırlanan İmlâ Lûgati’ne uymamız lâzım gelirse ben artık ‘Halid’i ‘Halit’ şeklinde yazacakmışım; Mehmed ve Ahmed'ler de öyle yapacaklarmış. Fakat bu isimler birer mef’ul alınca yeniden tebdil-i suret edecekler, yine ‘d’li olacaklarmış. Deli olmamak işten değil! Meselâ Bay Halit, iki satır ötede ‘Bay Halid'e’ veya ‘Halid'i’ şekline girecekmiş. Bir yaşıma daha girdim! Has isimlerin değişmesi de ne demek? Velev ki, tek ve son harfi tebeddül etse, o ismin haslığı, hususîliği nerede kalır?
Her kim iddia ediyor ki, yukarıda saydığım üç isim ve emsali daima öyle keskin telâffuzla ‘t’ li okunur? Benim bildiğim, ‘t’ ile ‘d’ arası istisnaî bir okunuşları vardır. Hattâ adamın tahsil derece ve seviyesinin yüksekliğine göre ‘d’ den başlar, ‘t’ ye kaçar. Nihayet bu son telâffuzda karar kılar. Daha şimdiye kadar kimsenin ismimi, yüzüme karşı ‘t’yi bir tokat gibi çatlatarak söylediğine rastlamadım. Evdeki emektar adamımıza da ‘Ahmed ağa’ derdik, ‘Ahmet ağa’ değil!
(REFİK HALİD KARAY. Tan Gazetesi. 10 Eylül 1941)
KUŞBAKIŞI:
TOPRAĞA CAN EKENLER / Seferberlik Hikâyeleri:Anadolu’muzun Ergenekon’u Yozgat’ın yiğit kalem erbâbından S. Burhanettin Kapusuzoğlu, 13,5 X 21 santim ölçülerinde 176 sayfalık eserinde seferberlik sırasında Yozgat’tan 93 Savaşı’na ve Kurtuluş Savaşı’na katılan kahraman gazilerimizden, cennetlik şehitlerimizden birkaçının hikâyesini sunuyor.‘Düşman kavi, tâli' zebun ’dur bir vakitler. Cihan devleti gurûb etmek üzeredir. ‘Dost bî-perva, felek bî-rahm, devran bî-sükûn ’dur. Artık, ‘bütün çehresi ve ruhuyla biz’ olan mübârek diyarlar, bir korkulu rüya içinde ‘vatanda düşmanı seyretmenin ıstırabıyle’ kavrulmaktadır. Haşmetli demler sükût edeli çok olmuştur. Fâtihlerin evlâtları ateşle imtihan edilmektedir. Akıncı cedlerin şimşek gibi bir hâtıra olan nal sesleri, bilip de özlediğimiz saadet asırlarına ait vecd kaynağıdır sadece.Mevsim hazandır! Ölümden beter bir özleyişin ürküntü veren sancısı kıvrandırmaktadır. Bütün efrad, kaderde olduğu için âsûde bir bahar ülkesine girer gibi ölüme kucak açar. Seferberliğin ne demek olduğunu en iyi bilen bu büyük insanlar, ebed-müddet bizde hakları olan fedâkâr ve cefakâr çilekeş nesildir.O nesilden kitâpta hikâyesi anlatılanlardan bâzıları: Mânevî Serdar Yozgatlı Şâkir Efendi, Dişlili İdris Çavuş, İnceçayırlı Sâlih Çavuş, Karga Köyünün Gazileri, Salmanfakılılı Mustafa Çavuş, Mülâzım Şükrü Efendi, Mülâzım Veli Efendi, Kınalı Hasan, Mülâzım Karaca Bey, Battallı Nuri Çavuş, Battallı Abdurrahman Çavuş ve diğerleri.Kitabın ‘Hatime’ başlıklı bölümünden tadımlık birkaç satır:‘Beşer takatinin fevkinde, sabır karar etmez bir devir, geldi ve geçti! Canlar yandı, ocaklar battı! Çoğu, henüz onsekizini bile bitirmemiş Mehmedler, gâhi çöl sıcağında, gâhi aşılmaz dağların ayazında, gâhi içine düştükleri belâ sağanağında yandılar, kavruldular! Şehid düştüler, gazî oldular! O Mehmedler ki, bu topraklara can ektiler! Çilelerine Eyyûb'u gıpta ettiren bu yiğitlerin arkalarında ise gelinler boynu bükük kalmış, ak pürçekli analar sinelerini dağlamış, babaların gözüne boz inmiş, ocak umutları müebbed bir melale mübtelâ olarak hasret ateşinde kavrulmuştur!
Hiç öyle uzun uzadıya kelâma hacet yoktur! Fetanet tahtının şahbazları olan mübârek Mehmedler, şu yalan dünyada bir gün görmeden feda-i can eyleyen ululardır! Ötesine söz zaittir! ‘
O nesildir ki candan aziz vatan topraklarını düşmandan temizleyip bize emânet olarak vermiştir. Hikâyelerini okumak, şükran borcumuzdur.ÖTÜKEN NEŞRİYAT: İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 65/3 Beyoğlu 34433 İstanbul. Telefon: 0.212-251 03 50 Belgegeçer: 0.212-251 00 12 www.otuken.com.tr e-posta: [email protected]ÇAĞLAYANLARMüftüoğlu Ahmet Hikmet, 1870-1927 yılları arasında yaşamış çok üstün vasıflı bir hikâyecimizdir. Müftüler sülalesinin bir ferdi olduğu için soyadı kanunu çıkmadan önce bu şekilde yâd ediliyordu.Galatasaray Sultânisini (Lisesini) bitirdikten sonra Hâriciye Nezâreti’nde çalışmaya başladı. Müsteşarlık makamına kadar yükseldi. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi’nde dersler verdi. Son Halife Abdülmecid Efendi’nin genel sekreterliğini yaptı.Yazı hayatı, lisede iken başladı. Servet-i Fünun dergisinde yayınlanan hikâyelerini 1901 yılında Haristan ve Gülistan adlı kitapta topladı. 1908’den sonra Türkçülük akımını benimseyerek Türkçü dernek ve dergilerin kuruluş ve çalışmalarına öncülük etti. Şâirâne ve konuşma üslûbuna yakın bir ifâde ile ve son derece sâde bir dille yazdığı hikâyelerini 1922 yılında ‘Çağlayanlar’ isimli kitabında toplayıp yayınladı.Çağlayanlar’da 16 adet hikâye vardır. Hikâyelerde Türk rûhunun incelikleri ve enginliği, Türk târih ve medeniyetinin büyüklüğü, Türklüğün faziletleri anlatılır. Bütün Türk çocuklarının ve hatta gençlerin okuması gereken bu kitap, Mâhir Ünlü tarafından yayına hazırlandı. 13,5 X 21 santim ölçülerinde, 136 sayfa hacimle Ekim 2015’te yayınlandı.Galip Erdem, kitap hakkında diyor ki: ‘Çağlayan’ı bir kitap tanıtma yazısının bilinen ölçülerine göre inceleyip, değerlendiremem; elimden gelmez. Sırf aklının sağlamlığına güvenip yazanın noksanını bulmak güç değildir, yalnız öğrendiğini satanın yanlışını yakalamak daha da kolaydır. Fakat aşk ile coşan bir Çağlayanın sürükleyici gücüne karşı kim durabilir! Müftüoğlu Ahmet Hikmet, sanki bir kitap yazmamış da sayfalarının arasına yüreğini yerleştirmiş. Hâlâ diri bir yürek, hâlâ büyük bir yürek! Öyle bir yürek ki, katıksız bir imanın beslediği ölümsüz ve kocaman bir sevgi ile çarptığını hâlâ duyabilirsiniz. Azıcık bir kabiliyetiniz kalmışsa, ıstırabı ile hâlâ tutuşabilirsiniz. Böyle bir kitap için ne yazılır, hele bencileyin bir garip ne yazabilir... Hiç!.. Sadece okunmasını isterim.’ BİLGEOĞUZ YAYINLARI: Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-527 33 65 Belgegeçer: 0.212-527 33 64 e-posta: [email protected] www.bilgeoguz.com.tr SEZAİ KARAKOÇ:Sezai Karakoç, Türkiye ikliminin en mühim ve özgün fikir adamlarından biridir. Uzun yıllar boyunca, pek çok nesli derinden etkilemiş ve etkilemeye de devam etmektedir. Hayatı, Karakoç ile kesişen isimlerden biri olan Ali Haydar Haksal, O’nun kendi dünyasında ne gibi etkiler oluşturduğunu, kendi dünyasındaki yansımaları okoyucularıyla paylaşıyor.12 X 19,5 santim ölçülerinde, 240 sayfalık kitap, 2015 yılında yayınlandı.İZ YAYINCILIK: Çatalçeşme Sokağı Nu: 27/2 Cağaloğlu 34110 Eminönü, İstanbul. Telefon: 0.212-520 72 10Belgegeçer: 0.212-511 57 91 e-posta: [email protected] // www.iz.com.trKISA KISA… KISA KISA…
1- GİDERKEN BANA BİR ŞEYLER SÖYLE: Mustafa Ulusoy. Timaş Yayınları.
2- NASREDDİN HOCA KİTABI: Hazırlayan: M. Sabri Koz. Kitabevi Yayınları / Mehmet Varış.
3- GÖK-TANRI İNANCININ BİLİNMEYENLERİ: Günnur Yücekal Arpacı. Çatı Kitapları. 4- OSMAN YALAN SÖYLEMEZ: Cevdet Akçalı. Makaleler. Cinius Yayınları. 5- TARİHİMİZİN ARKA BAHÇESİ: Süleyman Kocabaş. Vatan Yayınları Kayseri.


















