Prof. Dr. Namık Açıkgöz yazdıŞöhretinde ve milletvekilliğinde gözüm varsa, gözüm çıkasıca Sırrı Süreyya, artizlikten çaycılığa terfi etmiş görünüyor. Hemi de çayının kaçak olmasıyla övünüyor. (Sanki sosyalist fikirleri yerliymiş gibi… Mübareğin fikirleri kaçak da değil, sızma, sızma!...)Sırrı, şöhret kapılarını aralamaya çok gayret etti ama şans ona 2006’da çekilip 2007’de vizyona giren Beynelmilel’le güldü (Bu esnada arkada trajik bir müzik efekti verilir.) Mahallenin mağdûr, mazlûm ve makhûr çocuğu Sırrı, bu kapıdan geçip kafa dengi arkadaşlarla buluştuktan sonra, Meksika sınırına kadar dayanıp iki de klark çekince şöhrete kavuştu. (Yeni kuşak ve Geziciler bilmez; çünkü 28 Şubat'ta bile el bebek, gül bebek kreş bebesi olan Gezici taifesi, “Klark çekmek” tabiri icad olduğunda, henüz icad edilmemişlerdi. “Klark Çekmek, 1960’ta ölen Clark Gable gibi çapkın bakış atmak demekti. Şimdi “Kim lan bu Clark Gable?” demeyin de cehaletiniz ortaya çıkmasın.)
Kafa dengi arkadaşlar, klark çekenler ve Meksika sınırındaki çocuklar, Beynelmilel’de, cenaze marşından Selat-ı Ümmiyye’ye geçen Sırrı’yı çok sevdiler ve hemen kemiklerini kırarcasına bağırlarına basıp ekrana dayadılar. Böylece şöhret basamaklarına tırmanan Sırrı, bir zaman sonra, iktidarın televizyonlarının da katkısıyla, meşrû ve meşhûr oldu. (Sonra da BDP ve HDP’den meb’ûs olup iktidara daha rahat bindirdi.)
İşte bu Sırrı, Adıyaman’dan çıkıp Ankaralara gelince, devrimcilik davasıyla fazla yüz göz olup hapislere düşerek daha sonra ranta çevireceği bir trajedinin içinde bulmuştur kendini. Retorik yanı ağır basan yazılarıyla dikkat çekmiştir önceleri. Adıyaman’ın bağrından gelip Ankaralarda, İstanbullarda tutunmaya çalışan Sırrı, (Yukarıdaki müzik devam etmektedir…) sinema sektörüne adım atar ve senarist, yönetmen, oyuncu olarak ekmeğini taştan değil, sinemadan çıkarır. (Gençliğinde de ekmeğini fotoğrafçılıktan ve lastik tamirciliğinden çıkarmış bir çağdaş İbo veya çağdaş Küçük Emrah’tır artık Sırrı. (Müzik yürek yakma veznindedir; Ferid Ferjad halt etsindir. Lütfen göz yaşlarımıza hâkim olalım.)
İşte tam o zaman bu pırıl pırıl gençler ve ağabeyleri, büyülü bir şey keşf ettiler: Sosyalistlere yanaşma ve onlara yanaşarak kendilerini meşrulaştırma!...O an için en uygun kişi, filminde Selât-ı Ümmiyye’yi okutup yerli hava basan Sırrı Süreyya idi ve öyle de oldu… Sırrı Süreyya birden kendini iktidarın ekranlarında buluverdi… Program yaptı (Kafa dengi), programlara çıktı (Klark ve Meksika Sınırı) ve hatta programların birinde cümbüş bile çaldı. (Demek Sazcıbaşı Selo ile oradan da bir ortaklığı varmış… İkisi de sazcıymış mübareklerin.)İşte bu Sırrı Süreyya; yani iktidarı destekleyen kişilerin ve televizyonların parlattığı Sırrı Süreyya, şimdi sazcılıktan çaycıbaşılığa terfi etmiş ve kaçak çaycılığa başlamış…***Milletvekili olmak için, iktidarı destekleyen kanalların birine kapağı atarak kendini meşrulaştırdıktan sonra yolu muhalif bir partiden geçirmek mi lazım acaba? HDP vekil listesine bakın, bazılarının iktidarı destekleyen TV ekranlarının abonesi olduğunu görürsünüz.Şimdi kimse kalkıp “Nerden çıktı bu Sırrı Süreyya?” demesin… Şöööyle etrafınıza bakın; onu ve benzerlerini muhafazakâr tabanda kimler şirin göstererek meşrulaştırdı, görürsünüz.İşte size Sırrı’nın şöhretinin sırrı!...(Kızmadın diğ mi Sırrı?...)
Kafa dengi arkadaşlar, klark çekenler ve Meksika sınırındaki çocuklar, Beynelmilel’de, cenaze marşından Selat-ı Ümmiyye’ye geçen Sırrı’yı çok sevdiler ve hemen kemiklerini kırarcasına bağırlarına basıp ekrana dayadılar. Böylece şöhret basamaklarına tırmanan Sırrı, bir zaman sonra, iktidarın televizyonlarının da katkısıyla, meşrû ve meşhûr oldu. (Sonra da BDP ve HDP’den meb’ûs olup iktidara daha rahat bindirdi.)
İşte bu Sırrı, Adıyaman’dan çıkıp Ankaralara gelince, devrimcilik davasıyla fazla yüz göz olup hapislere düşerek daha sonra ranta çevireceği bir trajedinin içinde bulmuştur kendini. Retorik yanı ağır basan yazılarıyla dikkat çekmiştir önceleri. Adıyaman’ın bağrından gelip Ankaralarda, İstanbullarda tutunmaya çalışan Sırrı, (Yukarıdaki müzik devam etmektedir…) sinema sektörüne adım atar ve senarist, yönetmen, oyuncu olarak ekmeğini taştan değil, sinemadan çıkarır. (Gençliğinde de ekmeğini fotoğrafçılıktan ve lastik tamirciliğinden çıkarmış bir çağdaş İbo veya çağdaş Küçük Emrah’tır artık Sırrı. (Müzik yürek yakma veznindedir; Ferid Ferjad halt etsindir. Lütfen göz yaşlarımıza hâkim olalım.)Bir filmle sinemada bir yer tutmuş…
Sosyalist…
Merkez medyanın sempatiyle baktığı biri…
Laf aramızda, kültürlü çocuk ve ağzı da laf yapıyor…İşte tam da bu sırada, iktidarı destekleyen kanallar vasıtasıyla kapağı medya dünyasına atma gayretinde gençler çıkıyor ortaya… Pırıl pırıl gençler… Hasbî sanat ve edebiyat düşkünü bunlar… Şiirle falan da iştigal ediyorlar…Bu gençler Rasim ( Özdenören) ve Nuri (Pakdil),ağabeyleriyle falan çıksalar ekrana, hiçbir sükseleri olmaz. Ekranda Mehmet Akif İnan, Cahit Zarifoğlu falan konuşsalar, gene sükse yapamazlar. Ne yapacaklardı bu pırıl pırıl ve sanat coşkusuyla dopdolu gençler ve onlara beyaz ekran imkânı sağlayan ağabeyleri?
İşte tam o zaman bu pırıl pırıl gençler ve ağabeyleri, büyülü bir şey keşf ettiler: Sosyalistlere yanaşma ve onlara yanaşarak kendilerini meşrulaştırma!...O an için en uygun kişi, filminde Selât-ı Ümmiyye’yi okutup yerli hava basan Sırrı Süreyya idi ve öyle de oldu… Sırrı Süreyya birden kendini iktidarın ekranlarında buluverdi… Program yaptı (Kafa dengi), programlara çıktı (Klark ve Meksika Sınırı) ve hatta programların birinde cümbüş bile çaldı. (Demek Sazcıbaşı Selo ile oradan da bir ortaklığı varmış… İkisi de sazcıymış mübareklerin.)İşte bu Sırrı Süreyya; yani iktidarı destekleyen kişilerin ve televizyonların parlattığı Sırrı Süreyya, şimdi sazcılıktan çaycıbaşılığa terfi etmiş ve kaçak çaycılığa başlamış…***Milletvekili olmak için, iktidarı destekleyen kanalların birine kapağı atarak kendini meşrulaştırdıktan sonra yolu muhalif bir partiden geçirmek mi lazım acaba? HDP vekil listesine bakın, bazılarının iktidarı destekleyen TV ekranlarının abonesi olduğunu görürsünüz.Şimdi kimse kalkıp “Nerden çıktı bu Sırrı Süreyya?” demesin… Şöööyle etrafınıza bakın; onu ve benzerlerini muhafazakâr tabanda kimler şirin göstererek meşrulaştırdı, görürsünüz.İşte size Sırrı’nın şöhretinin sırrı!...(Kızmadın diğ mi Sırrı?...) 
















