Ekranların dikkat çeken oyuncularından Hazal Filiz Küçükköse, MAG Dergisi’nin Haziran sayısında kapak konuğu oldu. New York’ta gerçekleşen özel çekimlerde kamera karşısına geçen Küçükköse, kariyeri, şöhretle kurduğu bağ, aşk anlayışı ve hayat felsefesi üzerine samimi açıklamalarda bulundu.
New York Sokaklarında Çekim
Daha önce “Kara Sevda”, “Deniz Yıldızı”, “Rüya”, “Bir Peri Masalı” ve “Kötü Adamın 10 Günü” gibi yapımlarda rol alan Hazal Filiz Küçükköse, MAG Dergisi için New York’un hareketli sokaklarında objektif karşısına geçti. Çekimlerin enerjisiyle örtüşen samimi söyleşide, oyuncu kariyerine ve özel hayatına dair düşüncelerini paylaştı.
“Şöhret, yüzeyselleşmemenin sınavı”
Küçükköse, şöhretin getirdiği görünürlükle birlikte içsel bir denge kurmanın önemine değindi:
“Şöhretin hem görüneni hem görünmeyeni var. Görünürlük öz güven ve etki alanı yaratıyor, evet; ama bir yandan içe dönük tarafını da bastırabiliyor. Benim için şöhret, derinleşmenin değil, yüzeyselleşmemenin sınavı oldu.”
Oyuncu, bu süreçte iç sesine sadık kalmayı başardığını belirtti:
“Daha çok korumayı, daha çok filtrelemeyi öğrendim; ama buna rağmen iç sesimden hiç uzaklaşmadım.”
“Ben sadece an’da olmayı tercih ediyorum”
Kendisine dair en büyük yanlış algının, mesafeli biri olduğu düşüncesi olduğunu söyleyen Küçükköse:
“Benimle ilgili en büyük yanılgı; mesafeli biri olduğum düşüncesi. Oysa ben sadece derinlikli bağları seven, ‘an’da olmayı tercih eden biriyim.” diyerek kişisel yaklaşımına dair içten bir açıklama yaptı.
Aşk ve Evlilik Üzerine Düşünceler
Aşkı, kişinin kendiyle yüzleşmesi olarak tanımlayan oyuncu:
“Aşk, duyguların aynası gibi… Seni sana gösterir.” ifadesiyle duygusal yaklaşımını özetledi.
Evlilik konusuna ise zaman içinde değişen bakış açısını şu sözlerle aktardı:
“Eskiden evlilik bana ‘tamamlanma’ gibi gelirdi. Şimdi iki özgür ruhun birlikte yürümesi gibi düşünüyorum. Daha eşit, daha bilinçli bir bağ olarak görüyorum artık.”