Dali'nin Kadınları

Dali’nin hayatı boyunca tek bir kadına ilgi duyduğu gerçeğini bilmeyenler, genç oyun yazarı Erdi Işık’ın yazdığı Dali’nin Kadınları oyununun adını okuduklarında ünlü bir ressamın çapkınlık öyküleriyle karşılaşacaklarını sanabilirler. Ama öyle değil. Afişte “komedi” yazsa da bu oyun bir cinayet soruşturması.


Dali'nin Kadınları

Murat Erdin yazdı

Ünlü İspanyol ressam Salvador Dali’nin sürrealist hayatının resimlerine yansıdığını biliyoruz. Onun Freudyen özellikler taşıyan saplantılı hayatı, 1926 yılında tanıştığı Gala ile biraz değişmiştir. Dali kendisinden 10 yaş büyük ve evli bir kadın olan Gala ile sözcüğün tam anlamıyla gerçekötesi bir aşk yaşadı. Onu kaybettiği 1982 yılında o kadar üzüldü ki mezarının olduğu Pubol kentine yerleşti ve hayatına giren tek kadının yasını tuttu.

Dali’nin hayatı boyunca tek bir kadına ilgi duyduğu gerçeğini bilmeyenler, genç oyun yazarı Erdi Işık’ın yazdığı Dali’nin Kadınları oyununun adını okuduklarında ünlü bir ressamın çapkınlık öyküleriyle karşılaşacaklarını sanabilirler. Ama öyle değil. Afişte “komedi” yazsa da bu oyun bir cinayet soruşturması. Üstelik bıçaklanarak öldürülen kişi Salvador Dali’nin kendisi. Şüpheli şahıslar ise Marilyn Monroe, Frida Kahlo, Edith Piaf ve Virginia Woolf.

Bu dört kadın, kağıttan fotoğraflarını yırtıp sahneye çıkıyorlar ve cinayetle hiçbir ilgileri olmadığını kanıtlamaya çalışıyorlar. 

Neden bu dört kadın seçilmiş diye sorabilirsiniz? Oyun içinde bunun nedenini anlamıyoruz, belki yazarın bu kadınlara hayran olduğunu düşünebiliriz, Marilyn Monroe’ya hafifmeşrep bir kadın olduğuna dair göndermeler yapan Frida’nın esprilerini ve Monroe’nun kendi kendini aşağıladığı cümleleri saymazsanız. Üstelik bu dört kadının aynı dönemde yaşadıklarını söylemek de zor. Örneğin Woolf öldüğünde Marilyn Monroe 15, Edith Piaf 26 yaşındaydı. Ama tabii ki yazar, gerçeküstü bir metinle bu kişileri pekala biraraya getirmiş olabilir. Tiyatro oyunlarında ve film senaryolarında böyle şeyler mümkündür.

Oyunun konusu ne kadar sürrealist ise, dekorun malzemeleri de o denli sürrealist. Uzayıp gidiyormuş hissi veren koltuklar, sehpalar, saatler ve iki perdeden daha uzunmuş gibi gelen oyun süresi. Hepsi “Dali’nin Kadınları”na ait bir uzamda geçiyor.

Oyunun baş kişisi ve sorgulayıcısı rolünde Devrim Nas var. Monroe rolünde Gülin İyigün, Edit Piaf rolünde Hatice Aslan, Virginia Woolf rolünde Açelya Devrim ve Frida Kahlo rolünde Hande Soral oynuyor. Hiçbirinin oyunculuğuna diyecek yok. Oyunun başından sonuna kadar iyi bir performans çıkarıyorlar ve izleyicinin ilgisini diri tutuyorlar. Dali’nin Kadınları, oyuncuların hatırına, Dali’nin ölüm yıldönümü (23 Şubat 1989) ve Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken izlenebilir.

Birkaç söz de Kadıköy Halk Eğitim’in salonuyla ilgili yazmalıyım sanırım.

Bilmem kaçıncı kez geliyorum bu salona ama hala aynı yetersizlikler sürüp gidiyor. Salonun arkasında oturanların oyuncuları duyması ve hatta görmesi mümkün değil. Mimar Sinan mezunu ve devlet tiyatrolarından tecrübeli Yönetmen Ali Düşenkalkar’ın bunu fark etmemiş olması mümkün değil.

Ama ne yapabilir ki ?