Şengül Boybaş: Atiye ve ben et ile tırnak gibi olduk

İlk kitabı Dünyanın Uyanışı'nın ardından devam romanı Dünyanın Uyanışı II'yi okuyucularıyla buluşturan Şengül Boybaş'a tüm merak edilenleri sorduk. 


Şengül Boybaş: Atiye ve ben et ile tırnak gibi olduk

İlk kitabı Dünyanın Uyanışı'nın ardından devam romanı Dünyanın Uyanışı II'yi okuyucularıyla buluşturan Şengül Boybaş'a tüm merak edilenleri sorduk. 

Sizi ilk kitabınız Dünyanın Uyanışı romanıyla tanıdık. Bir devam kitabı yazmak hep aklınızda mıydı yoksa okuyucu görüşleri vs. sizi etkiledi mi? Dünyanın Uyanışı II romanının ortaya çıkış hikâyesi nedir?

Roman yazmak sadece bir kurgu yapmaktan ibaret değil ne yazık ki. Bana kalırsa bir hisle başlıyor ve geldiği zaman akıyor. Atiye yolculuğuna Dünyanın Uyanışı kitabı ile başlamıştı ve kendi gerçekliğine yeni uyanmıştı. Atiye’nin gittiği yolu tarif etmenin hikâyeyi devam ettirmek olduğunu hem gördüm hem de hissettim. Okurların beğenmesi ve devamını istemesi de ayrı bir motivasyon sağladı. Dünyanın Uyanışı II’nin çıkış hikâyesine gelince, bu hikâye insanlığın ruhsal gelişimiyle doğru orantılı ve ruh gelişmeye devam ettikçe Atiye’nin hikâyesi de sürecek.
 
İlk kitabınızda olduğu gibi Dünyanın Uyanışı II’de de tarihi bilgilerden yararlanıyorsunuz. Araştırma süreciniz nasıl işliyor? 

Literatür taramaları, makaleler, arkeolojik kazılar ve en önemlisi sembolizm beslendiğim kaynaklardan bazıları.

Dünyanın Uyanışı yoğun olarak Şanlıurfa-Göbeklitepe’de geçiyorken Dünyanın Uyanışı II’de Atiye; İzmir, Mardin, Çorum gibi tarihi kalıntılara yuva olan şehirlerde de bulunuyor. Kitapta geçen bölgelerin sizin için önemi nedir?

Göbeklitepe’yi merkez olarak alırsak diğer illerdeki tapınaklar bu merkeze bağlı tarihsel kalıntılar. Hepsi bir oluşumun parçaları ve bir hat üzerinde. Bir tanesi hareket ettiği zaman —özellikle Göbeklitepe üzerindeki toprak açıldıktan sonra aktifleşti— diğer tapınaklar da sırası ile ona eşlik etti. Hepsi bir bütünün parçası…

Atiye çok cesur bir kadın, yarattığınız karakterde sizden esintiler olduğunu söyleyebilir miyiz yoksa tamamen kurgu mu?

Bence roman karakterlerinin tamamen kurgu olması imkânsız, Atiye ve ben et ile tırnak gibi olduk tüm bu yazma sürecinde. Elbette benzeyen yanları var ama bunun yanında bambaşka yanları da var.

Dünyanın Uyanışı II’de ilham verici birçok söz geçiyor. Yılmamak gerektiğine sıkça vurgu yapıyorsunuz. Peki hayatınızda sizi motive eden şeyler neler?

Bir hedefim varsa ya da bir şeye inanmışsam defalarca başarısız olsam bile denemekten asla vazgeçmem. Sonunda istediğim olur, bunun sebebi yılmamam bence.

Herhangi bir yazma ritüeliniz var mı?

Keşke olsa… O zaman hep aynı rotada yazarım ve bu kadar zorlanmam. İlham nereden geliyorsa kalem onu yazıyor. İlhamın rengi gökkuşağı bende, hep kırmızıdan yana değil yani ritüellerim.

Yazma pratiğinin okudukça gelişen bir şey olduğu söylenir hep. Bir yazar olarak siz neler okuyorsunuz?

Çocukluğumdan beri yıldızlara müthiş bir merakım vardı. Astroloji ilminin yanına, pozitif bilimlere olan merakım da eklendi. Bugünlerde herkes uzayla ilgileniyor, başka bir gerçeklik mümkün mü soruları sıklıkla soruluyor. Ben tüm bu konuları, geçmiş medeniyetlerin tarihi ile karşılaştırmalı okuma yaparak çözmeye çabalıyorum.

Sizin kitabınızla mistik hikâyelere, Türkiye’de yer alan tarihi bölgelere ilgi duymaya başlayan okuyucularınız var. Bu size ne düşündürüyor? Sorumluluk hissediyor musunuz?  

Bu çok sevindirici benim için. Yazdığım tüm kitaplar aslında bu misyona hizmet ediyor. Türkiye çok ama çok özel bir memleket… Kitap dostlarının, hatta gençlerin bize miras kalan bu kültürü yaşatması ve tanıtılmasına katkı sağlaması benim için ciddi bir manevi doyum. Bu konuda elbette sorumluluk hissediyorum.