Avrupa Yayın Birliği (EBU), dün Cenevre’de düzenlediği toplantıda Eurovision Şarkı Yarışması’nın yeni kurallarınıgörüşmek üzere üyeleri gizli oylamaya aldı. TRT’nin de aralarında bulunduğu bazı kamu yayıncıları, açık oylamaya karşı çıkarak sürecin gizli yürütülmesini talep etti. Gizli oylama sonucunda yeni kurallar kabul edilirken, İsrail kamu yayıncısı KAN’ın yarışmaya katılımının ayrıca oylanmasına gerek olmadığına hükmedildi. Böylece İsrail’in eurovision 2025’te yer alması kesinleşmiş oldu.
Toplantının en dikkat çekici çıkışı ise TRT’den geldi. TRT Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Mustafa Sarıtaş, konuşmasında İsrail’in Filistin’de sivilleri hedef alan politikalarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu salondaki herkes gibi biz de TRT olarak, onlarca yıldır süren bir zulme ve dünyanın gözleri önünde yaşanan bir soykırıma tanıklık ediyoruz. Sözde ateşkesin ilanından bu yana onlarca çocuk hayatını kaybetti, insani yardım hâlâ Gazze’ye güvenli şekilde ulaşamıyor. 270’i aşkın gazeteci İsrail tarafından öldürüldü. TRT’nin tutumu nettir; KAN’ın yarışmaya katılımı ne uygundur ne de yarışmanın değerleriyle uyumludur. Bu nedenle katılımına izin verilmemelidir.”
TRT’nin sert tavrının ardından Avrupa’da birçok yayıncı kuruluş, İsrail sahnede olduğu sürece Eurovision’dan çekileceklerini ya da yayını durduracaklarını açıkladı.
– İrlanda RTE, Gazze’deki kitlesel ölümlerin ve sivillerin sistematik biçimde hedef alınmasının katılımı imkânsız kıldığını belirtti.
– Slovenya RTV, yarışmayı yayınlamayacağını duyurdu.
– Eurovision’un kurucu ülkelerinden İspanya, İsrail’in yarışmayı siyasi amaçlarla kullandığını söyleyerek çekildiğini bildirdi.
– Hollanda ve İspanya’nın da aralarında bulunduğu birçok kuruluş protestoya katıldı.
İsrail kamu yayıncısı KAN’ın temsilcisi söz almak için kürsüye çıktığında ise TRT ve Cezayir delegasyonları protesto amacıyla salonu terk etti.
Öte yandan Almanya ve Avusturya, İsrail’in yarışmada yer almasını destekleyen açıklamalarda bulundu.
EBU Başkanı Delphine Ernotte Cunci, toplantı sonrası yaptığı açıklamada şeffaflık ve güven vurgusu yaptı; ancak bu mesaj kamuoyundaki tepkileri ve yayıncı kuruluşların protestolarını yatıştırmaya yetmedi.




















