Yüzleşme ve Türkiye sineması bağlamında "Güneşe...
Suat Ayhan

Suat Ayhan

Yüzleşme ve Türkiye sineması bağlamında "Güneşe Yolculuk" filmine genel bir bakış

Bugün ülke olarak artık yakın tarihimizde yaşanmış, utanılacak birtakım olumsuz hadiselerle yüzleşiyoruz. Bir zamanlar bu güzelim topraklarda yaşanan gayr-ı insani sorunları bugün konuşup, eleştiriyoruz. Toplum olarak bu yüzleşmede biraz geç kaldık. Şayet zamanında bu yüzleşmeyi gerçekleştirseydik, demokrasi kültürümüz belki bugün daha da gelişmiş olacaktı.

Yakın tarihimizde kara lekeler çok. Bunlardan bazıları şunlar: 6–7 Eylül vahşeti, Varlık Vergisi Olayları, bir zamanlar faili meçhul cinayetler, köy boşaltmalar vb. Bugün bu sorunları konuşup eleştirebilme olgunluğunu gösteriyoruz. Bu birazda yaşadığımız ülkemizde hayatiyet bulan özgürlük atmosferiyle ilgili(Bugün bu meseleler etrafında üretilen filmlerin Kültür Bakanlığı tarafından desteklenmesi üzerinde düşünülmesi gereken başka bir konu). Biz bu atmosferi yıllardık oluşturamadık. Akademiyamız ve siyasetimiz yakın tarihimizde vuku bulan bu sorunları yıllarca görmezlikten geldi. Ama sinema bu sorunlara el attı ve usta yönetmenlerin elinden birbirinden güzel filmler ortaya çıktı:”Güz Sancısı”, “Salkım Hanımın Daneleri”, “Sonbahar”, “Gelecek Uzun Sürer”, “Bulutları beklerken” , “Dedemin İnsanları”,”Güneşe Yolculuk”, Rüzgârın Hatıraları” vb…

İsmini zikrettiğim filmleri ortaya koyan yönetmenler bir zamanlar konuşulmasımuzır/tehlikeli olarak görülen konuları başarılı bir sinema tekniği ve diliyle ele aldılar. Ülke demokrasisinde birer yara olarak duran meseleleri işlediler. Sanatsal üretimleriyle demokratik kültürün oluşumuna katkı sundular. Toplumu yüzleşmeye davet ettiler. Bir anlamda “sinema” yoluyla bizi rahatsız ettiler.

İmdi, bu yüzleşmeyi Yeşim Ustaoğlu’nun “Güneşe Yolculuk” filmiyle ele alalım. Birzamanlar “orda bir köy var/o köy bizim köyümüzdür/ gelmesek de gitmesek de/ o köy bizim köyümüzdür” e, Zorduç’a doğru gidelim:

1993. Ülkemizde hafızalardan silinmeyecek bir tarih. Köy boşaltmalar, faili meçhul cinayetler, asit kuyularına insan atmalar vb. Filmin kahramanı Berzan köyünün yakılmasından sonra İstanbul’a gider. Babası faili meçhul. Irak sınırının civarında olan Zorduç köyü göçe zorlanmış. Berzan’ın en büyük isteği bir gün Zorduç’a gidip gönül verdiği kız olan Şirvan’la evlenmek. Filmin bir diğer kahramanı Tire’li Mehmet. Elinde uzun bir boru. İstanbul’da. Sokaklarda o uzun araçla boruların patladığı yerleri saptıyor. Bir de Tire’li Mehmet’in sevgilisi Ayşe. Çocukluğu Almanya’da geçiyor. Bir çamaşırhanede çalışmakta. BirgünMehmet rastlantıyla Berzan’la bir maç sonrası karşılaşır. Berzan, bir milli maç sonrası bir güruhun galeyanından kaçan, kurtulmak isteyen Mehmet’i korur. Berzan’ın Mehmet’le dostluk süreci başlar. Mehmet bir gün Berzan’a İstanbul’a neden geldiğini sorar. Berzan bu soru karşısında çok üzülür ve duygulanır. Çünkü geldiği yer ayrılmak istediği bir yer değil. Berzan Mehmet’in sorduğu soruyu cevaplamaz. Ama sevdiği kız olan Şirvan’la bir günevleneceğini, büyük bir yuva kuracağını söyler. Berzan, işportacılık yapar, Kürtçe kaset satar. Bir gün Mehmet’e Kürtçe kaset armağan eder. Mehmet’i bir otobüste görürüz. Otobüste Mehmet’in yanında oturan bir genç ilerde polisleri görünce Mehmet’in yanına bir poşeti bırakıp otobüsten iner. Polis otobüsü durdurur, arama yapar. Mehmet’in yanındaki poşeti görür. Poşetin içinde silah vardır. Mehmet’in üstünde bir de Kürtçe kaset. Polisler Kürtçe kasetten dolayı Berzan’ı aramaya başlarlar. Berzan Mehmet’e ulaşmaz. Durumu sezer ve Mehmet’in sevdiği kızı Ayşe’yi bulup Mehmet’in yakalanmasını araştırırlar. Mehmet sonra bırakılır; ama durumu iyi değildir. Mehmet’in kaldığı bekâr odasındaki arkadaşları Mehmet’i artık istemezler. Bu durum karşısında Mehmet Berzan’ı arar. Berzan’ı otogarda Urfadönüşünde bekler. Mehmet Berzan’ı otogarda bulur. Berzan Mehmet’e iş bulur ama Mehmet bir kez fişlenmiştir. Bir gün Ayşe’yle birlikte kaldığı kulübe de işaretlenmiştir. Mehmetburadan da ayrılmaya karar verir. Berzan onu şehrin uzak bir yerindeki evine götürür. Mehmetbir gece televizyonu izlerken Berzan’ı görür. Berzan cezaevlerindeki kötü koşulları protesto etmektedir. Sonra yaka paça götürülmektedir. Sonra Berzan’ın ölüm haberi duyulur. Mehmetbu olay karşısında duygusal yönden çöker. Mehmet otoparktan kamyon çalar.Risklerle dolu bir yolculuğa çıkar.Biricik dostu olan Berzan’ın dileğini gerçekleştirmek ister. Ayşe iki bilezik verir Mehmet’e. Mehmet Zorduç’a doğru yol almaktadır. Ellerinde gazete satan çocuklarıgörür. Sonra arabadan inip kaçarlar. Mehmet yolculuk esnasında bir zamanlar boşaltılmış, yakılmış köyleri, kapısı işaretlenmiş evleri görür. Mehmet’i, Berzan’ın tabutunu trende görürüz. Sonra Mehmet, bir at arabasıyla tabutu taşır. Zorduç’a varır, köyün sular altında kaldığını görür. Mehmet bir toprak parçası bulmaz tabutu defnetmek için. Etrafında sular vardır Mehmet’in. Tabutu suyun üstüne bırakır ve tabut suda yavaş yavaş yüzüp ve sonra güneşin batışıyla gömülür.

İşte hikâye bu. Kesif bir acı ve hüzün. Yüzleşiyoruz...1993’teki düşük yoğunluklu savaşın insan üzerindeki etkilerini hissediyoruz. Bilincimiz duruyor bir anlığına. Zorduç’a gidiyoruz Mehmet’le…

Yeşim Ustaoğlu bizi bu filmiyle yolculuğa davet ediyor. Sorunu sinemasallaştırıyor. 1993’teki faili meçhulleri, köy boşaltmalarını ele alıyor. Bir zamanlar Güneydoğuda yaşanan elim verici sorunların kentteki akislerini aktarıyor. Bizi bir anlığına bu sorun karşısında düşünmeye sürüklüyor. Berzan’ın hayallerini, Mehmet’in masumiyetini düşünüyoruz…

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ugur
    1 ay önce
    90lar türkiyesinde yaşanan olayları anlatan mükemmel filmdi, sizde güzel yorumlamışsınız.

Son Yazılar