Bir Kimliksizliğin Filmi: Tomboy
Elif Soykan

Elif Soykan

Akbaba

Bir Kimliksizliğin Filmi: Tomboy

Tomboy… Kullanmayı pek sevdiğimiz “Erkek Fatma” tabirinin benzeri bir sözcük. Aynı zamanda çocukların ve kimliklerin dünyasında biz yetişkinlere kısa bir yolculuk fırsatı tanıyan 2011 ABD - Fransa ortak yapımı bir filmin ismi: Tomboy. 

 

Çocuklara baktığımızda ne kadar çok şey düşünüyoruz değil mi? -Düşünmüyor muyuz yoksa?!- Hatta doğmadan önce anne karnındaki bir çocuk için bile neler neler düşünülüyor. Doğuyorlar, büyüyorlar ve yetişkin oluyorlar… Her bir çocuğun ayrı bir hayali, ayrı bir isteği var. Bunlar düşünüldüğü ve önemsendiği sürece çocuklar hayat buluyor. 

 

Laure’nin tek hayali ise, içinde bulunduğu kimliğin kendisine ait olmadığını hissettirmek, kabul ettirmek ve kendi kimliğini oluşturabilmek. Üstelik henüz 10 yaşındayken. Tatlı bir kız çocuğu, afacan bir erkek çocuğu demeye alışmıştır cinsiyetçi düşünceler ve diller. Çocukların kimliksizliğinde kendi kimliklerini öğretmeye çalışırlar. Kadına ve erkeğe yüklenen her cinsiyetçi ifade beyinlere öyle bir kazınmıştır ki, öylesine derindedir ki farkında olmadan hayatımızı ve kimliğimizi şekillendirir.

 

Laure, çocukluğun verdiği cesaret ve masumiyetle ruhunda var olan başkalaşımın farkındadır. Yeni geldiği bir yerde yeni biri olmak ister. Laure, Michael olur. Laure, erkek olur. Laure’nin kız sevgilisi ve erkek arkadaşları olur. Laure, kendisine oyun hamurundan bir penis bile yapar. Laure kız kardeşinin ağabeyi olur. 

 

Filmin incelikli ve sakin ruhunda devrim niteliği taşıyan, küçük kız kardeş Jeanne’nin dudaklarından dökülen birkaç tatlı söz çocukların kimliksiz olduğunu ve sevgilerinin ne denli derinde olduğunu ispatlıyor. Çocukların sevmek için bir kalıba ihtiyaç duymadıklarını kanıtlıyor izleyenlere… 

 

Küçük Jeanne küçük ablasının küçük bir ağabey olmak için çırpındığını görünce onu en mutlu edecek sözleri söylüyor; “Artık bir ağabeyim var ve sanırım böylesi daha iyi.” Çocuklarının eşcinsel eğilimi olduğunu fark eden ailelerin ne yapması gerektiğini söylemiyor tabii ki ama bu durumda ne yapabileceklerini düşündürüyor. Doğru çocuk yetiştirmeyi öğretmiyor ama nasıl olabileceğini düşündürüyor. Sokakta oyun oynadığımız günleri, ilköğretim çağımızdaki arkadaşlığımızı, çıkarsızlığımızı ve küçüklükten gelen kalıplarımızı hatırlamamızı sağlıyor. 

 

Bol çocuklu, bol masumiyetli, bol çatışmalı… Sakin, dingin, huzur veren… Soru sorduran, cevap kapısı aralayan, düşündüren ve en önemlisi düşünmeye teşvik eden sıcacık bir çocuk masalı Tomboy.

Son Yazılar