Pompei şehri üzerine: Felaket mi, helak mı?

Pompei şehri üzerine: Felaket mi, helak mı?

"Bu kenti, 'felaket sonucu yok oluş' ve 'helak oluş' kavramları arasına sıkıştırıp bu kavga minvalinde gündeme getirmek ne tarihe, ne arkeolojiye ne de insanlık medeniyetinin gelişiminin anlaşılmasına bir katkı sunmaz.

09 Mart 2017 - 20:38

Ali İzzet Keçeci yazdı

Yaşandığı dönemde tarih üzerinde büyük bir iz bırakan Roma İmparatorluğu ve onun şehir hayatı şüphesiz günümüz dünyasında da sıkça üzerinde durulan ve konuşulan konuların başında gelir. Gelir düzeyi, sosyal refah, güçlü devlet yönetimi ve şehirlerarası ticaret yolları bu etkili dönemin en önemli yapı taşlarıdır. Tüm bunların yanı sıra övgü ve yergi arası gidip gelen sosyal hayatta, bu dönemi incelemek isteyen meraklı sayısını artırmaktadır. Öyle ki; İmparatorluk Roma’sının şehirleri birbirleri ile yarışırcasına büyük arenalar inşa etmiş ve başta gladyatör dövüşleri olmak üzere çeşitli etkinlikleri bu arenalarda yapmışlardır. Yeme içme merkezli gece eğlenceleri de yine dönem kaynakları incelendiğinde çokça yapılan etkinlikler arasında bulunmaktadır. Ticaret hayatının canlı olduğu liman kentleri ise tüm bunların yanı sıra daha çok genelevleri ile anılmaktadır. Tüm şehirlerden ve devletlerden denizcilerin ve tüccarların uğrak yeri olan liman kentleri bu şöhretleri sayesinde bilinirliklerini artırmıştır. Roma’nın liman kentlerinin hepsi ünlüdür ancak biri vardır ki, başına gelen olaylar ve arkeolojik kazılar sonucu çıkan detaylar nedeniyle hemen tüm dünya tarafından bilinir. Bu şehrin adı Pompei’dir.

Pompei, bugün Güney İtalya’da bulunan Napoli kentine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta olup Vezüv Yanardağı eteklerinde bulunmaktaydı. Kuruluş tarihi çok eskilere gitse de tıpkı diğer kentler gibi Roma İmparatorluğu döneminde bilinir ve yaşanır bir kent olmuştu. Eğlence hayatından spora, görkemli heykellerden tapınaklara kadar yüzbinlerce insanın yaşadığı bir şehirdi. Ta ki 79 yılının 23 Ağustos gününe kadar!

O kara gün geldiğinde, Vezüv şiddetli sarsıntılar ile şehri sarsmış; sonrasında ise taş ve kül dolu bulutlar şehrin üzerine yağmaya başlamıştı. Pompei halkı, uzun yıllardır o bölgede yaşamasına rağmen verimli topraklara sahip yamaçlarını kullandıkları Vezüv’ün bir yanardağ olduğunu bilmiyorlardı. İnsanların bir kısmı ilk sarsıntılarla kaçmaya başlamış olsa da halen şehirde ciddi sayıda bir nüfus bulunmaktaydı. İlerleyen saatlerde yanardağdan gelen taş, kül ve gaz bulutuna bir de şiddetli lav denizi eşlik ederek şehri tamamen toprak altına gömmüştü.

Yüzlerce yıl sessiz bir şekilde toprak altında kalan bu şehir 18. yüzyılda bir İtalyan çiftçinin toprağında çalışırken bazı kalıntılara ulaşması ile başlayan arkeolojik kazılar neticesi bugün büyük bir kısmı açığa çıkarılmıştır. Yanardağ patlaması altında kalan ve tarihi o an itibariyle donan şehir, neredeyse iki bin yıl sonra tekrar gözle görünür hale gelmiştir. Arkeolojik kazılar özellikle sondaj kazıları esnasında bulunan boşlukların o dönem yaşayan insan ve diğer canlılara ait olduğunun anlaşılması üzerine geliştirilen teknik ile yukarıdaki boşluktan akıtılan alçı bazlı karışım ile, insan ve diğer canlıların patlama anında en son kaldıkları hallerde tekrar çıkarılmaları sağlanmıştır. Diğer bir deyişle, patlama akıntısı altında kalan canlıların çoğu toprak altında kalıpları kalacak şekilde boşluk içinde çürümüş ancak bu teknik sayesinde bir nevi taşlaşmış olarak çıkarılmıştır.

Pompei şehir ve yaşamı üzerine çokça eser ve film bulunmakta ve tüm dünyadan yüzbinlerce insan bu şehri görmek için İtalya’nın Napoli şehrine gitmektedir. Gören herkesi kendine hayran bırakan bir şehir görüntüsünün yanında, gidiş amacına bağlı olarak ibret alma ve örnek verme kaygısı da vardır. Şöyle ki; tek tanrılı dinlerin kutsal kaynaklarında geçen “kavimlerin helakı” içerikli ayetlerin delili olarak en çok örnek verilen şehir Pompei’dir. Özellikle bugün sergilenen taşlaşmış bedenler de bunun en önemli göstergesi olarak verilmektedir. Gündelik hayatta kölelere muameleleri, genelev sayısının çokluğu, eşcinselliğin yaygın oluşu, gladyatör dövüşleri ile kölelerin birbirini öldürmesi gibi olaylar örnek verilerek bu şehrin helak edildiği tezi savunulmaktadır.

Diğer bir yaklaşım olan, doğal yanardağ faaliyeti sonucu yaşamı sona ermiş bir şehir olarak Pompei yaklaşımı da hemen bu duruşun karşısında bulunmaktadır. Bu yaklaşıma göre; dünya üzerinde onlarca şehir deprem, yangın yada benzeri yanardağ faaliyet ile yıkılmış ve üzerinde yaşam tamamen silinmiştir. Anadolu’da bulunan başta Laodikya ve Afrodisias olmak üzere pek çok şehirde şiddetli depremin kurbanı olmuş ve tarih sahnesinden silinmiştir. Bu yaklaşımla devam edersek; tarih boyunca doğal tabiat faaliyetleri ile şehirlerin ve medeniyetlerin yok olması tabiidir ve bir sonraki medeniyetin kurulması bu sonuçlar üzerine olmuştur. Pompei halkının yaşam standartları sonucu helak edildiği sonucuna varsak bile, yaşanan sosyal hayat, genelevlerin yaygınlığı, kölelik düzeni, gladyatör dövüşleri hemen tüm Roma kentlerinde bulunmakta ve adı geçen eğlence mekanları ya da genelevler diğer şehirlerin de simgesi durumunda anılmaktaydı. Ayrıca bu şehirlerde hayat aynı şekilde yüzlerce yıl devam etmişti ve aynı yaşam ve eğlence hayatı sürmüştü. Pompei’nin Vezüv yanardağının yanı başında olması dışında başkaca bir sebebe dayanmayan bu yok oluşu bir helak oluşa bağlamak mantıklı değildir denilmektedir.

Pompei kentini gezen ya da rehber olarak gezdiren kişilerin özellikle ve öncelikle şehrin genel yapısını görmesi, anlaması ve anlatması gerekmektedir. Dönemin yaşayışı, sosyal refah seviyesi, ticaret hayatı ve insanların gündelik yaşamda kullandıkları kıyafetleri ve yediği yemeklerini bilmesi gerekmektedir. Sanatta ulaştıkları zirve ve diğer kentlerden olan farkı da yine bilinmesi anlatılması gereken önceliklerdendir.

Bu kenti, “felaket sonucu yok oluş” ve “helak oluş” kavramları arasına sıkıştırıp bu kavga minvalinde gündeme getirmek ne tarihe, ne arkeolojiye ne de insanlık medeniyetinin gelişiminin anlaşılmasına bir katkı sunmaz. Bilimsel gerçekler ve tarihsel metinlerden yola çıkarak yapılacak çalışmalar öncelikli kaynaklar olmak üzere, dini metinlerin açıkça yer verdiği kavramlara da araştırmalar esnasında bakılmasına yarar vardır. Ancak şu unutulmamalıdır ki, ön yargılar ya da tarihsel, bilimsel yöntemler dışında yapılacak olan anlatı ve sunumlar sadece bir açıdan anlamaya ve yorum yapmaya neden olur ki bu durumda ne akademik ne de sosyal bir fayda sağlamaz.

Pompei kenti, toprak altından çıkarılan sokakları, meydanları, devasa binaları ve Vezüv manzaralı bahçeleri ile onu görmeye gelecek konuklarına çok şey anlatmayı bekliyor. Kısır tartışmaların kurbanı olamayacak kadar değerli olan bu şehir, tarih sahnesinde çıkan ve tekrar tarihin tozlu sayfalarındaki yerine dönen onlarca antik kentten yalnızca biridir.

Kaynak: murekkephaber.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Son dönemin en dikkat çekici 3 kadın yeteneği
Son dönemin en dikkat çekici 3 kadın yeteneği
Zorlu PSM, 5. sezon programının ilk isimlerini açıkladı
Zorlu PSM, 5. sezon programının ilk isimlerini açıkladı